Yarın yazıcaktım bu yazıyı ben. En azından yarın yazarım birgün daha bekleyeyim de öyle yazayım dedim hele bir 3. günü göreyim de.. Yeni bir okula başladık biz yeni bir okulun 5 yaş sınıfında yani anasınıfına. Geçen seneki okulumuz el değiştirdiği için biz de okulumuzu değiştirdik. 3 günlük tanışma ve oryantasyon günümüz var. Çarşamba, perşembe ve cuma. Ama cumayı bekleyemedim ben.. Dayanamadım.. Ve işte yazıyorum.. Yazıyorum ki sesimi herkes duysun, sesimi herkes duysun ki rahatlayayım @ Aylin Anne nin de dediği gibi sesim yazılarım deryalara ulaşsın istiyorum..
Yazıyorum ben anlatıyorum bazen içim doluyor benim içimde hiç yer kalmıyor ve köşeye sıkışıp kalıyorum. 4,5 senelik annelik deneyimim okuduğum bir sürü kitaptaki bilgiler, yaptığım araştırmalar.. Uçuyor gidiyor, aklım duruyor ne tarafa dönsem çaresizim yorgunum.. Duruyorum sonra düşünüyorum evladının acısını yaşayan anneleri, evladı çaresiz hastalıklarla boğuşan ve eli kolu bağlı oturmak zorunda olan anneleri.. O kadar utanıyorum ki kendimden.. Ama diyorum "benim yaşadıklarım da bana zor".. Zor gerçekten hemde çok zor. Burnunun direğinin sızlaması nedir, içinin tükenmesi nedir gerçekten gerçek anlamda biliyorum ben. Bir anneyim ben de her anne gibi evladının iyiliğini isteyen , evladını koruyup kollayan, evladı söz konusu olduğunda panter olan.. Ama çoğu zaman fazla çaba istiyor benim anneliğim ve diyorum ki artık "zaman geliyor evladımı sadece büyütmüyorum ben onun sağlıklı şekilde hayatta kalabilmesi için çalışıyorum".. Çok özel çabalar sarfetmek zorundayım. Devamlı dikkat halinde olmak, bir dakika bile dalgınlık yaşamamak benim asli görevim adeta. DEHB denilen durum sanki bizim ailemizin bir üyesi, sanki bizim yaşam biçimimiz..
Dün yani çarşamba yeni okulumuza başladık oryantasyon adı altında. Yeni okul yeni umutlar yeni arkadaşlıklar yeni deneyimler.. Sabah taksiye atladık hoopp doğru okulumuza. Taksiden daha inmaden kızım oyun parkını gördü tabiki dururmu benden önce kapıyı açmaya başladı hemen atlayıp oyuna başlıycak. Neyse zar zor ikna ettim birlikte indik. İlk izlenim olucak ya öğretmenler, müdür ve müdür yardımcısı kapıda yüzlerinde gülümsemeyle 4 metre ileride bekliyorlar biz tırmanma parkuruna saldırdık tırmanıp inip tekrar tırmanıyoruz.. 10 dakika tırmanıştan sonra nihayet içeri geçebildik ki o da ne kocaman rengarenkk cıvıl cıvıl bir oyun alanı ki bir o kadar da kalabalık öğrenciler çığlık çığlığa oyun halinde. İşte o an ipler koptu.. Olan oldu ve kızım karıştı kalabalığa.. Zar zor ikna edip sınıfına götürdüm öğretmeniyle tanışıcaz ama kadının yanından geçtii gitti başka köşeye. Dedim dışarıya çıkayım orda bekleyeyim, nasılsa hiç ayrılma problemimiz olmadı kızım beni aramaz.. Evet tanıyorum evladımı aramadı beni.. Hiç kimseyi görmedi gözü. Koridorda hep aynı isim söylendi "EYLÜL".. Her seferinde ayrı kişi tarafından söylendi kızımın ismi ayrı bir öğretmen tarafından.. Ne sınıfta durdu ne oyun alanında. Bir hareket bir aksiyon.. Öğretmenlerin çabası, "çok hareketli galiba" diyen veliler.. En çok 2 beden eğitimi öğretmeni mutluydu o ortamda, ve beden eğitimi öğretmeni " oo çok özgüven sahibi ne güzell" dedi bana, "evettt öyledir kendileri, süper koşar ekstra atlar inanılmaz kaçar" dedim içimden tabi ve kibarca evet öyle sağolsun diyebildim. Bir ara baktım pastel boyaları almış eline benmki sınıfta herkese 1 er tane dağıtıyor. Karalama şeklinde resimi baştan savma yaptıktan sonra hemen hoopp koşmaya.. Bir ara serbest oyun oynuyorlardı. Kızım bir kız arkadaşıyla evcilik oynuyor yanındaki iki erkek öğrenci ise puzzle yapmakla meşguldü. velilerden biri " kızlara bak erkeklere bak kızlar ne güzel evcilik oynuyor" dedi ve " bizimkine farketmez bizim evde tamir aletlerimiz ve arabalarımız var" deyip gülümsedim ki kızım elinde tamir aletleriyle geldi, eline oyuncak civi ve cekici alıp duvara taaaakk taaakk! çakmaya başladı :) herkeste sempatik gülüşler. Ardından sınıf öğretmeni ödev olarak her ögrenciye 1 puzzle parcası verdi ve yarın okula getirmelerini istedi. Bizimki bitane seçti hoopp sonra her ögrenci seçimini yaparken gidip değiştirdi ve sonunda da enn küçük parçayı bulup seçmeyi başararak bir rekora daha imza attı ve tabiki puzzle parçasını da yarım saat sonra agzına attı.. Ardından okul kıyafetlerini almak için yukarıya çıktık odaya girdik ama kıyafetleri alabilmek ne mümkün. Benimki çantasını tutmuş sürükleyerek koridorda ilerliyor ardına bile bakmadan. Kıyafetleri bıraktım peşinden koştum sesleniyorum duyuyo aldırmıyor. İlk günden çıglıklarla kendimizi belli etmeyelim dedim ama ne mümkün. Zar zor kıyafetleri seçtik her odaya her sınıfa teeekk teek girerek danışmaya vardık taksi çağırttık taksıyı beklerken sınıf öğretmenimiz beden eğitimi öğretmenimiz ve müdür yardımcısını görüp yanına gittik. Benimki aldı eline dönen koltuğu ama ne döndürmek bide dönmüş diyo ki " ben dagıtmaya döndürmeye bayılırım".. Allahım dedim tamam ilk günden tanıdılar bizi. Neyse ki taksimiz geldi bindik alışveriş merkezine gezmeye ve alışverişe gittik. kızıma okulun ilk günü hediyesi olarak yeni uçaklar filminin uçağını, ahsap kucuk tren ve peluş tavşan aldık kızım adını hanimiş koydu. Ardından eve geldik bikaç saat oynadı ve uyudu kızım. Bari yarın erken gideyim yarım saat kadar ders öncesi oynasın oyun alanında dedim. Okulun ilk günü çok uyarıldı normaldir yarın herşey daha güzel olacak umuduyla yattım..
Bu güne sabahın 6 sında uyandık. kahvaltı oyun hazırlanma falan derken durağı aradık taksi yok.. Giydik ayakkabıları vurduk kendimizi yollara ve yolda taksi bulup bindik ve okula vardık.. Aman allahım ne varış hem de. Önce bahçedeki oyun alanına en zor taraftan halata tutunup cıkılan rampadan tırmandık kaydık sonra 4515022 kez tekrarladık ve içeri tarafa geçtik. Attı kendini alana bir tırmanma bir atlama bir yuvarlanma.. sıranın önüne geçip çocukları itip en başa geçmeler, oyuncakları hızlı hızlı sallayıp diğer çocukları savurmalar.. Öğretmen yalvarıyor hadi sınıfa ders başlıyor yokk bizimki " hayır oynamam gerek" diyor. Elinde Hanimiş (peluş tavşanı) bir o yana bir bu yana. İşin vahim tarafı tek elinde hanimiş i tutuyor ve tek elle tırmanıyor! " kızım ver bana tutayım sen rahat oyna"diyorum yokk vermiyor. Zor bela sınıfa gitti oyun hamuru oynuyorlar. Çay aldım şu ahşap köşeye bardağı koyup şeker atayım çayıma dedim. Bir yandan da aman bir çocuk gelip koşup çarpmasın yanar valla dıye düşünürken birde baktım oyuncagın içinde kızım yüzü bardağımın arkasında. Hemen tutup sınıfa götüreyim dedim ama yokk gitmiyor çok ısrarcı davranmak ta istemiyorum millet bize bakıyor tüm velilerin gözü üzerimizde. Öğretmeni aldı götürdü. Bir ara baktım bazı çocuklar geziniyor hayrett bizimki çıkmamış diye düşünecektim ki vazgeçtim o mavi ayakkabıları sonra kızımı gördüm.. Tuvalete gidicem dedi gittik. Öğretmeni hikaye dinliycez diye aldı götürdü. Bazı veliler kapının camından çocuklarına bakıyolar tam kapıya yaklaşıyorum vazgecıyorum " yapma bakıp bosuna moralini bozma" desemde dayanamadım baktım tüm çocuklar halka olmuş benimki ayrı boyutunda hanimiş i havaya atıp yakalayıp koşuyor. Sonra ders bitti çocukları oyun alanına saldılar. Aman allahım orda işte tamamen sigorta attı. Onun yüz ifadesini gözlerinin fıldır fıldır hareket peşinde kosarkenki halini DEHB ile yaşamayan bilemez gercekten. Tırmanıyor geri iniyor atlıyor koşuyor, bir ara baktım yanındaki çocuklara bakıp garip garip kükreme sesleri çıkarıyor ki o kadar uyarılmış ki artık orda değil. Veliler teker teker yanıma gelip " çok hareketli galiba, ayy evde napıyosunuz, allaahh nasıl başa çıkıyosunuz, demek bu yüzden bu kadar zayıfsınız" şeklinde gerek iltifat gerekse acıma duygularını belli ettiler sağolsunlar. :(
Elinden tuttum üst kata çıktık servis işini ayarlayıp hemen eve kaçıcaz. Ama çocugu tutamıyorum. Sürekli kaçıyor elini bırakmam için bir ara elimi ısırdı. Çaresizce ne yapacagımı şaşırdım. İşin ilginç yanı kızımın durumundan okula bahsetmedik hem doktorumuz hem önceki okuldaki öğretmenlerimiz ve okul müdürümüzle ortak karar alarak. Eğer aksi bir durum olursa size dönerler ve böylece ne kadar işlerinin ehli olduklarını görürüz dedi doktorumuz. Allahım çıldırıcam çocuğu tutamıyorum deli gibi kaçıyor koşuyor deliriyor kuduruyor. :( Elini tutuyorum ısırıyor bağırıyor yerlere yatıyor. Çocuga kızamıyorum kasıtlı yaptıgı bişey degil uyarmaya çalışıyorum duymuyor bile. O sırada eşim aradı kısaca elimi bıraktıgını beni ısırdığını zor durumda olduğumu söyledim ve kızınla konus dedim kulağına telefonu yapıştırdım. Neeerrdee hem kaçıyor hem yere yatıyor hem elimi ısırıyor. Eğer geçen seneki okuluzda olsaydık bizi tanıyorlar nasılsa die merdivene oturup böğüre böğüre aglardım. :( O an o kadar çaresizdim ki ne yapacağımı bilmeden bağıramadan, göze batmamaya çalışarak oracıkta tükendiğimi hissettim. :( Taksı çagırmalarını istedim durakta taksi yok :( yapay tırmanma duvarının olduğu bir bölüm var oraya gittik tırman buraya dedim. Tabi hemen sevinçten havalara uçtu çocuk.. Tırmandı tırmandıı... Böylece kendime sakinleşebilmek için zaman tanımış oldum. Biraz sakinleştikten sonra bahçede boş bir taksi gördüm içinden inen kişiye seslendim bekletmesini söyledim. Sagolsun yardımcı oldu beyfendi ve taksiye bindik. Ama hala çok gergindim. Aklıma arkadasım geldi aradım müsait olduğunu öğrenince onlara gittik.
Arkadaşımla çocuklarımızı yaşıt hatta gecen sene aynı sınıftalardı ki biz ailece de görüşüyoruz.. Onlar oynarkern bizde biraz lafladık. O kadar derine atıyorum ki artık anlatmak için yüzeye çıkarmakta zorlanıyorum kaygı ve üzüntülerimi. Yaklaşık 5 saat orda kaldık birlikte parka gitmek için evden çıktık. Apartmandan çıkmamızla beraber kızım elimden bir fırladı sokaktan caddeye doğru ilerledi ki koşuyorum yetişebilmek için peşinden ama nerdeyse caddeye vardı varacak. Allah tarafından bir arkadaşın sokagın başından geldiğini gördüm "durdurrr!" diye seslendim. Benimki arkadası görünce geri kactı elimi tuttu. Sonra eczaneye ugramam gerektiği için arkadaşım çocukları alıp parka geçti ben eczaneye uğradım, işimi halledip parka gittim ki ne göreyim benimki arkadaşın yanında bankta oturuyor. Yanlarına gittim noldu neden oynamıyosun dedim ve öğrendim ki arkadaşım kızıma ceza vermiş. Arkadaşımın kızı salıncağa binmiş bizimki kaydırağa. Arkadaşım arkasını bişr dönmüş ki bizimki kaçıyor gözden kaybolmak üzere. O sırada kendi kızı salıncaktan düşmüş yerde ağlıyormuş. Benimkine seslenmiş benimki arkasını dönmüş bakmış ama aldırmadan koşmya devam edince nasılsa benimki yerde aglıyo o kaçıyo deyip benimkinin peşine düşmüş kendi çocuguna bakmadan. :( Yanlarına gittiğimde birinin morararn ensesine bakarken birine nasihat veriyordu. Çantamda her zaman taşıdığım su kadar işime yarayan morluk ve ödem önleyici kremi çıkardım arkadasım kızının ensesine sürdü. Ama doğal olarak çok korkmuş arkadasım ki onun çocuğu tamamen benimkinin tersi çok dikkatli ve tedbirli. İşte orda bir kez daha içimin ennn derinlerine bıçak saplandığını hissedip biraz daha içimin tükendiği noktaya geldim. Sonra oynamaya başladılar bizimki dönen kaydıragın kayma kısmından tırmanıp en üstünden yana sarkıyor ki arkadaşımın gözlerindeki o korkuyu görünce hadi kalkalım dedim. Az ileriden ayrıldık..
Yolda giderken elimi bırakmak isteyen beni çekeleyen evladın yanında düşüncelere daldım. Tükenmiştim evet acaba Meryem Uzerlinin tükenmişlik sendromu da bunun gibi bişeymiydi gibisinden saçma salak düşüncelerle yolda yürümeye devam ettik. Sonra aklıma geçen haberlerde sanırım Rusya da idi, markette yere düşen çocugunu ayağıyla iten kadın geldi. Acaba dedim o kadın benim gibi zor şeyler yaşıyor da sinirinin kurbanı mı oldu ki anneyi herkes suçluyor acaba annenin büyük problemi mi vardı diye düşünürken buldum kendimi. Hadii manyamaaa iyice dedim kendi kendime. Evimizin dik yokuş aşagı sokağından kızım son gaz aşağıya koşarken ağlayarak böğüre böğüre taklalar atarak o yokuştan aşağı inmek istedim kızımın düşüp yüzünü gözünü yaralayacağı ihtimalini düşünürken.. :(
Merdivenleri cıkarken elimi tutmak istemedi " bari kıyıya tutunarak çık" dedim kollarını birbirine bağlayıp ablalar gibi çıkıcam deyip dengesizce sallana sallana yüreğim böbreğim ağzımda yukarıya çıktık. O ahlaksız ablaları bir bulsam kızıma örnek olan o hayali ablaları valla müebbet bile yesem ellerimle boğacam o ablaları.. Eve girdik sakinleşmem gerekiyor ama nasıl evlat paçamda. Ve istemeye istemeye televizyonu açtım karşısına çocuğu oturttum. Televizyon benim yüksek tepki verdiğimdeki gibi fazla zarar vermez herhalde 1 saatte diye düşündüm. Ve telefonu elime alıp facebook tan özelden @ Aylin Anne ye yazdım glayarak gözyaşları içinde ekranı görmeye çalışarak ve hıçkırmamak için dudaklarımı ısırararak.. Yazdım çünkü anlaşılmak istedim ve onun beni anlayabildiğini biliyorum. Ve biz DEHB li çocuk ve tüm özel çocuk annelerinin "anlıyorum seni" lafını duymaya o kadar çok ihtiyacımız var ki.. Bizim gerçekten anlaşılmaya ihtiyacımız var. Aylin Anne" yazın ve ben yayınlayayım deryalara duyuralım sesinizi" deyince,işte yazdım..
Eve babamız gelince aldı kızımı karşısına konuştu anlattı anlattı.. Bense gözlerim dolu dolu ara sıra lafa karışaraktan anlataraktan dinledim eşimin kızımla konuşmasını. Uzunn uzun dinledi kızım hiçç sesini çıkartmadan ve ağladı. Geldi önce bana sarıldı sonra babasına.. İçim eridi.. Evladım bilerek isteyerek yapmıyor bunları biliyorum. Ama bazen ben de tükeniyorum. İnsanım yani nihayetinde. Rabbimden sabır diliyorum her gün artan bir sabır versin rabbim bana..
Canım kızım herşeyim herşeyimiz kıymetlimiz. Sana canım feda. Umarım senin için en doğrusunu en iyisini yapabilirim her zaman. Sen iyi ol saglıklı ol mutlu ol tüm çabam bunun için. Seni çok seviyoruz iyiki bizim kızımızsın iyiki olduğun gibisin..
12 Eylül 2013 Perşembe
7 Eylül 2013 Cumartesi
DEHB ile YAŞAMAK-4. Bölüm
Bazen nasıl da daralıyor yüreğim ve duruyor beynim. Evlat dünyanın en değerli hazinesi canımın da ötesi. Ama o kadar zor bir meslek ki annelik.. Evlada duyulan o sevgi olmasa insan taş olsaydı catlardi eminim. Allahım diyorum sen benim sabrımı arttir bana daha çok katlanabilme gücü ver. İçim tukeniyor bazen dayanacak gücüm yokmus gibi hissediyorum. Tepkilerimi kontrol altinda tutmak uğruna yutkunuyorum icimde çoook derinlere gonderiyorum aşırı tepkilerimi. Yutuyorum yutkunuyorum ama o yuttuklarim içimde taa en derinlerde birikiyor agirlasiyor. Bazen gercekten başa cikamayacakmis gibi hissediyor kendimi köşeye sıkışmış çaresiz hissediyorum :( Çok şükür rabbim gücünü veriyor ama nihayetinde insaniz bazen gercekten tüm yollar tikanmis gibi kalakaliyorum öylece. .
Surekli bir mücadele icinde olmak cok yoruyor beni hem de cok. Surekli dikkat halinde ve bir mücadele icinde olmak gercekten çok zor. Disariya gezmeye çıkacaksiniz once çocuğu yakalayip sabit bir yere oturtacaksiniz. Önce bacaklarini sabit yakalayip pantolunu giydireceksiniz, kazaga uzandiginizda cocuk coktan ayaga kalkmış yatakta zıplıyor yada baska odaya kaçmış koşarak. Tekrar yakalayip kazagi giydirip binbir mucadeleyle sac tarama operasyonuna basliycaksiniz. Muhtemelen sizin topladiginizin tam tersini istiycek saga topladiysaniz sola, topladiysaniz salınık sac, saldiysaniz toplu saç. Saçı acımasın diye aldığınız kolay tarama spreyini dikkatsiz şekilde etrafa sıkmak istiycek ve siz deligi kendine dönük olupta gözüne sprey sıkarak 53748 saat gözünün yanmasinin yasını tutacak olmasını dusunerek gerildikce gerileceksiniz. Evet bırakmak lazım bi kez yansın gözü bak bidaha yapar mı dediginiz duyar gibiyim evet yapar tekrar da yapar defalarca kez de yapar. Evladin saçını başını toplayıp giydirip kendiniz hazirlanmaya gittiğinizde evladin saçı basi dagilmis soyunmus şekilde yanınıza gelis anında paramparca oluyorsunuz işte. Resmen başa dönüş yaşıyorsunuz. Bulusacaginiz arkadaşınızın hazirlandinizmi diye sizi aramasi duvarlara tirmanip yerleri tirmalamaniz icin düğmeye basilis anı sanki..
Evi toparliyorsunuz mesela salondaki envaye cesit mutfak esyasini kiyafeti ve minder tepecigini toparlayip salondan cikip elinizdeki esyalari yerlerine dagitmak uzere evin diger odalarına geciyorsunuz. Salonun kapisindan gecerken bakiyorsunuzki evlat kendini halıya sarmış cigliklarla oynuyor.. Evin dağılmış olmasi inanın umrumda bile değil ama gelecek misafire bunu anlatmak imkansiz. Esim sabah evin en dağınık anında evden çıkıp işe gidiyor. Ben evi toparliyorum temizliyorum evlat dağıtıyor ve esim daginikliga geliyir. Sorsaniz benim evi hic toplamadigimi söyler size ki hakli adam evi hic derli toplu görmüyor. Bu halimle o kadar baristim ki bazen evin o halini fotograflayip facebookta paylasiyorum. Arkadaslarimdan beni yakindan taniyanlar sabir dilerken bizim durumumuzu bilmeyenler amann ne kadar daginik evleri diye birbirlerine yorumlar yapiyorlar kulağıma geliyor ve sadece gülüyorum. :)
Evimizde kendine zarar vermediği sürece bir kisitlama yok. Hayal gücü epey genis kızımın. Mesela bugün öğlen mutfaktan plastik kase ve yumurta fircasini almis bilgisayar basinda calisan babasinin kollarindaki kılları hayali olarak boyayip kuaförcülük oynuyor. Nasıl kisitlayabilirsiniz bu çocuğu ki sonrasında bilgisayar odasindan kase firca ve bircok malzeme ve esyayi toplamak zorundasiniz.
Yemek yedireceksiniz ama önce çocuğun ağzını tutturup kasiktaki yemeği o hareket etmeden yada kelime arasını yakalayip ağzına sokmak zorundasınız. Surekli kendi hayal aleminde bir oyunda yada sandalyede ayaga kalkmis ziplama pesinde. Yere sofra hazirliyosunuz yerde yuvarlaniyor, masaya hazirliyosunuz ayaga kalkiyor. Cocugun oturmaya sabri yok. Tam biseyleri rayina oturtuyosunuz ya bir yere bikac günlüğüne gidiyorsunuz yada birileri evinize misafir geliyor hersey bir anda tepetaklak oluyor. Cocuk sabırsız inanılmaz hareketli ve kazalara acik bir sekilde dikkatsiz hale geliyor. Gittiginiz yer yada eve gelen misafir de burnunuzdan geliyor. Cocuk ne yemek yiyor ne dogru düzgün uyuyor.Gittiginiz yerdeki yada size gelen insanlardan durumunuzu bilenler ses cikartmiyir müdahale etmiyir saygi gosteriyor. Ama birde karşınıza dikilip nasihatlar veren önerilerde bulunam yada cocuga cok bilmiş edalariyla mudahale etmeye çalışanlar var. Zaten sizin canınız burnunuzda kafaniz bir dünya , üstüne birde bu insanlara katlaniyirsunuz ki hos agzinizi acip birkac laf ile susutirabilirsiniz ama anlatsanizda anlamayacak yada atsaniz atilmayacak kisiler olunca bazilari susuyorsunuz. Iste o zamanlarda saldiracak bir yer yadasaklanacak bir delik ariyor insan. :( çaresizlik tavan yapıyor aglamak istiyorsunuz ama aglamak bile gereksiz geliyor size hoopp yutup icinizde en derin yerlere gönderiveriyorsunuz hissettiklerinizi.
Bir arkadaşım var henüz 16 aylik oglu. Huzursuz uyumayan yemek yemeyen aşırı hateketli bir cocuk. Bakiyorum kendimi görüyorum sanki kadının yüzünde. Cok yakinimdaki herkese bahsetmedigim halde kizimin durumundan ama ona bahsettim hemde en küçük ayrintisina kadar. Kendi doktorumuzdan bahsettim dehb ile ilgili videolar izlettim. Bir ihtimal b8r problem olabilecegini bir doktorla gorusmesini tembihledim sıkı siki. Cok canım yandi baskalari benim kadar yanmasın kolay yoladan biran önce care bulsun istiyorum ki bu blogu yazmamin nedeni de bu aslinda. Neyse 1 hafta önce yazistik oglumu dr a götürmek istiyorum esimi ikna edemiyorum dedi bana. Yasadiklari benim yasadiklarim zorluklarla aynı. Hareketli bir cocuk tehlike ve hareket. Onun telefonun diger ucunda agladigini biliyorum benim gozlerim doluyor taa en derinlerden aciyor icim. Ve 2 gun once aradi beni bizim dr dan randevu aldi eşini ikna etmis. Yasadigim mutluluğu anlatmam imkansiz. Umarim hicbir sorun cikmaz ama en azindan niye gitmedim diye bir dusunce olmaz kafasinda yada bir problem varsa hemen erken mudaleyle çözümlenir kisa sürede. Doktorumuzu arastirmis ve birkac hastasi ile konuşma fırsatı bulmus. 14 yasinda dehbli birooğlu olan bayanla konuştuğunu ve bayanin telefonda aglamaktan konusamadigini soyledi. Evet benimde aglayasim geliyor bağıra bağıra böğüre böğüre. . O kadar zorki allahim öyle yipratici ki. Korkuyorum diyor arkadaşım hem de çok korkuyorum. Ya inemli bisey çıkarsa nolucak cok korkuyorum. "Bişey cikmiycak oglun sapasağlam" sözünü duymak istiyor, duyup rahatlatmak istiyor içini. Söylemedim korkma bisey cikmaz inşallah ve cikarsa bile en basindasin yolun ve cabucak koyulursunuz yola dedim. Konduramadiginibiliyorum gercekten konduramiyor insan. 1, 5 sene oluyor kizima teşhis koyulali ve esimi ikna edip kizimizi alip ben dikildim dr un karşısına ve biliyorum dr a guveniyorum ki bu cok onemli. Ama hala zihnim bilincaltim beni yokluyor her hareketli cocuga bakip acaba dogru yoladamiyiz demekten alamıyorum kendimi. Zor gercekten kabullenmesi zor evladina kondurmasi daha da zor..
Diliyorum ki birileri benim yazdıklarımı okusun kendinde kabullenemedigi yavrusuna konduramadigi durumu aşsin ve bir uzmana gitsin. Care bulsun biryerlerden başlasın ve hayati bir nebze kolaylassin. Umarim dileğim kabul olur ve birseylere vesile olurum. Bunu tum kalbimle diliyorum..
Surekli bir mücadele icinde olmak cok yoruyor beni hem de cok. Surekli dikkat halinde ve bir mücadele icinde olmak gercekten çok zor. Disariya gezmeye çıkacaksiniz once çocuğu yakalayip sabit bir yere oturtacaksiniz. Önce bacaklarini sabit yakalayip pantolunu giydireceksiniz, kazaga uzandiginizda cocuk coktan ayaga kalkmış yatakta zıplıyor yada baska odaya kaçmış koşarak. Tekrar yakalayip kazagi giydirip binbir mucadeleyle sac tarama operasyonuna basliycaksiniz. Muhtemelen sizin topladiginizin tam tersini istiycek saga topladiysaniz sola, topladiysaniz salınık sac, saldiysaniz toplu saç. Saçı acımasın diye aldığınız kolay tarama spreyini dikkatsiz şekilde etrafa sıkmak istiycek ve siz deligi kendine dönük olupta gözüne sprey sıkarak 53748 saat gözünün yanmasinin yasını tutacak olmasını dusunerek gerildikce gerileceksiniz. Evet bırakmak lazım bi kez yansın gözü bak bidaha yapar mı dediginiz duyar gibiyim evet yapar tekrar da yapar defalarca kez de yapar. Evladin saçını başını toplayıp giydirip kendiniz hazirlanmaya gittiğinizde evladin saçı basi dagilmis soyunmus şekilde yanınıza gelis anında paramparca oluyorsunuz işte. Resmen başa dönüş yaşıyorsunuz. Bulusacaginiz arkadaşınızın hazirlandinizmi diye sizi aramasi duvarlara tirmanip yerleri tirmalamaniz icin düğmeye basilis anı sanki..
Evi toparliyorsunuz mesela salondaki envaye cesit mutfak esyasini kiyafeti ve minder tepecigini toparlayip salondan cikip elinizdeki esyalari yerlerine dagitmak uzere evin diger odalarına geciyorsunuz. Salonun kapisindan gecerken bakiyorsunuzki evlat kendini halıya sarmış cigliklarla oynuyor.. Evin dağılmış olmasi inanın umrumda bile değil ama gelecek misafire bunu anlatmak imkansiz. Esim sabah evin en dağınık anında evden çıkıp işe gidiyor. Ben evi toparliyorum temizliyorum evlat dağıtıyor ve esim daginikliga geliyir. Sorsaniz benim evi hic toplamadigimi söyler size ki hakli adam evi hic derli toplu görmüyor. Bu halimle o kadar baristim ki bazen evin o halini fotograflayip facebookta paylasiyorum. Arkadaslarimdan beni yakindan taniyanlar sabir dilerken bizim durumumuzu bilmeyenler amann ne kadar daginik evleri diye birbirlerine yorumlar yapiyorlar kulağıma geliyor ve sadece gülüyorum. :)
Evimizde kendine zarar vermediği sürece bir kisitlama yok. Hayal gücü epey genis kızımın. Mesela bugün öğlen mutfaktan plastik kase ve yumurta fircasini almis bilgisayar basinda calisan babasinin kollarindaki kılları hayali olarak boyayip kuaförcülük oynuyor. Nasıl kisitlayabilirsiniz bu çocuğu ki sonrasında bilgisayar odasindan kase firca ve bircok malzeme ve esyayi toplamak zorundasiniz.
Yemek yedireceksiniz ama önce çocuğun ağzını tutturup kasiktaki yemeği o hareket etmeden yada kelime arasını yakalayip ağzına sokmak zorundasınız. Surekli kendi hayal aleminde bir oyunda yada sandalyede ayaga kalkmis ziplama pesinde. Yere sofra hazirliyosunuz yerde yuvarlaniyor, masaya hazirliyosunuz ayaga kalkiyor. Cocugun oturmaya sabri yok. Tam biseyleri rayina oturtuyosunuz ya bir yere bikac günlüğüne gidiyorsunuz yada birileri evinize misafir geliyor hersey bir anda tepetaklak oluyor. Cocuk sabırsız inanılmaz hareketli ve kazalara acik bir sekilde dikkatsiz hale geliyor. Gittiginiz yer yada eve gelen misafir de burnunuzdan geliyor. Cocuk ne yemek yiyor ne dogru düzgün uyuyor.Gittiginiz yerdeki yada size gelen insanlardan durumunuzu bilenler ses cikartmiyir müdahale etmiyir saygi gosteriyor. Ama birde karşınıza dikilip nasihatlar veren önerilerde bulunam yada cocuga cok bilmiş edalariyla mudahale etmeye çalışanlar var. Zaten sizin canınız burnunuzda kafaniz bir dünya , üstüne birde bu insanlara katlaniyirsunuz ki hos agzinizi acip birkac laf ile susutirabilirsiniz ama anlatsanizda anlamayacak yada atsaniz atilmayacak kisiler olunca bazilari susuyorsunuz. Iste o zamanlarda saldiracak bir yer yadasaklanacak bir delik ariyor insan. :( çaresizlik tavan yapıyor aglamak istiyorsunuz ama aglamak bile gereksiz geliyor size hoopp yutup icinizde en derin yerlere gönderiveriyorsunuz hissettiklerinizi.
Bir arkadaşım var henüz 16 aylik oglu. Huzursuz uyumayan yemek yemeyen aşırı hateketli bir cocuk. Bakiyorum kendimi görüyorum sanki kadının yüzünde. Cok yakinimdaki herkese bahsetmedigim halde kizimin durumundan ama ona bahsettim hemde en küçük ayrintisina kadar. Kendi doktorumuzdan bahsettim dehb ile ilgili videolar izlettim. Bir ihtimal b8r problem olabilecegini bir doktorla gorusmesini tembihledim sıkı siki. Cok canım yandi baskalari benim kadar yanmasın kolay yoladan biran önce care bulsun istiyorum ki bu blogu yazmamin nedeni de bu aslinda. Neyse 1 hafta önce yazistik oglumu dr a götürmek istiyorum esimi ikna edemiyorum dedi bana. Yasadiklari benim yasadiklarim zorluklarla aynı. Hareketli bir cocuk tehlike ve hareket. Onun telefonun diger ucunda agladigini biliyorum benim gozlerim doluyor taa en derinlerden aciyor icim. Ve 2 gun once aradi beni bizim dr dan randevu aldi eşini ikna etmis. Yasadigim mutluluğu anlatmam imkansiz. Umarim hicbir sorun cikmaz ama en azindan niye gitmedim diye bir dusunce olmaz kafasinda yada bir problem varsa hemen erken mudaleyle çözümlenir kisa sürede. Doktorumuzu arastirmis ve birkac hastasi ile konuşma fırsatı bulmus. 14 yasinda dehbli birooğlu olan bayanla konuştuğunu ve bayanin telefonda aglamaktan konusamadigini soyledi. Evet benimde aglayasim geliyor bağıra bağıra böğüre böğüre. . O kadar zorki allahim öyle yipratici ki. Korkuyorum diyor arkadaşım hem de çok korkuyorum. Ya inemli bisey çıkarsa nolucak cok korkuyorum. "Bişey cikmiycak oglun sapasağlam" sözünü duymak istiyor, duyup rahatlatmak istiyor içini. Söylemedim korkma bisey cikmaz inşallah ve cikarsa bile en basindasin yolun ve cabucak koyulursunuz yola dedim. Konduramadiginibiliyorum gercekten konduramiyor insan. 1, 5 sene oluyor kizima teşhis koyulali ve esimi ikna edip kizimizi alip ben dikildim dr un karşısına ve biliyorum dr a guveniyorum ki bu cok onemli. Ama hala zihnim bilincaltim beni yokluyor her hareketli cocuga bakip acaba dogru yoladamiyiz demekten alamıyorum kendimi. Zor gercekten kabullenmesi zor evladina kondurmasi daha da zor..
Diliyorum ki birileri benim yazdıklarımı okusun kendinde kabullenemedigi yavrusuna konduramadigi durumu aşsin ve bir uzmana gitsin. Care bulsun biryerlerden başlasın ve hayati bir nebze kolaylassin. Umarim dileğim kabul olur ve birseylere vesile olurum. Bunu tum kalbimle diliyorum..
6 Eylül 2013 Cuma
DİKKAT GELİŞTİRMEYE YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ
Kızımın dikkat süresi olması gerektiğinden biraz daha kısa. Uzmanların açıklamalarına göre çocuğun dikkat süresinin her yaş için 1 dakika olması gerekiyor. Yani 2 yaşında bir çocuğun bir aktiviteyle 2 dakika ilgilenebiliyor olmasi, en azından bir oyuncakla 2 dakika oynayabiliyor olması gerekir tabi ortalama olarak. Ama bizde durum farklı tabiki. En fazla 1 dakika dikkat süresi ki bazen o kadar bile degildi. Boyamalar birer çizik seklindeydi. masadan kalkıp dolaşıyor yada kalem ile birlikte masada ayri oyunlar kurup kendi aleminde eğleniyor. Zaten daha önce de bahsettigim gibi sadece tek bir sey iceren faaliyetleri yapmiyoruz, mesela icinde hem kesme hem boyama hem yapıştırma olan faaliyetler yapıyoruz. Böylece dikkati tam dagılacağı noktada tekrar odaklanabiliyor yaptığı işe.
Gecen yıl bir hafta sonu yüzme kursu sonrasında bir kitapçıya girdik. Her zamanki gibi ben yine egitim ve cocuk gelisimi kısmına yöneldim. Orada Yrd.Doc. Dr Osman ABALI'nin Dikkat gelistirme seti ilgimi cekti. Inceledim aklıma yattı ve almaya karar verdim. Ve cok dogru birsey yapmışım gercekten. Yukarıda paylaştım kitapların resmini. Ayrica 2 sayfanın resmini paylasmak istedim ki az cok icerigi hakkinda fikir sahibi olunabilir diye düşündüm. Genelde eslestirme yada benzerini bulmaya yonelik faaliyetler.
Epeyce faydasını gördük gerçekten. Önceleri 1 sayfa boyamayı yapmayan kızımla şimdi zaman geliyor 10-15 sayfa yaptığımız oluyor bu set ile. Yaz boyu aksatmadan fazla yüklenmeden sürekli yaptık bu setin alıştırmalarını. Kızım istediği kadar devam ettik sıkıldığını anladığım anda hemen bıraktık.Ve 2 gün önce 4 yaş için olan seti bitirdik 5 yaş için olanı aldık. Bu aralar biraz dikkati dağınık fazla odaklanmıyor genelde aklı başka yerlerde gibi. 2 sayfadan fazla yapamıyoruz ben de zorlamıyorum. Jelibon ki biz haribo diyoruz adına kızımın en büyük zaafı. Ama her zman yenmiyor haribo, ödül niyetine kullanıyoruz. Öyle paketle falan değil tane hesabı. Ders çalışıyoruz sonra haribo kazanıyoruz. İşin sonunda haribo olunca işler hızlanıyor elbette ama bu set gercekten ilgisini çektiği için kendisi yapmayı teklif ediyor. Yani kendisi de çok istekli bu konuda.
5 yaş setine dün başladık ama biraz daha ayrıntılı olduğu için zorlanıyor ve çabuk sıkılıyor. "annee yapalım daha" dese bile aklı hep başka yerlerde.Kalemlerle konuşuyor hayallere dalıyor yada çok düzgün çizdiği çizgileri yamuk şekilsiz çizip uyduruyor. 5 yaş biraz zorlasa da yinede yapabiliyor. Tabiki o masanın başında sen anlatıyorsun çocuk duyuyor ama anlamazlığa vuruyor işi. Çileden çıkmamak için epey sabır gerekli. Şu an için çok küçük ama ilkokula başladığımızda sıkıntı çekmemek için tüm çabam. Umarım boşa çıkmaz hiçbirisi.
Emek gerek gerçekten hem de fazlasıyla. Örgü misali ne kadar güzel sağlam işlersen temeli o kadar sağlam oluyor çocuğun geleceği. Daha bebeklikte atılıyor çocugun insanlığın kişiliğin temeli. Dikkat etmeli özenli davranmalı, iyi araştırılarak doğru biçimde öğretilmeli çocuğa herşey. Sadece karnının doyurulması, uyutulması, eğlenmesinin sağlanması değil çocuk büyütmek. Her zaman çocuğuma birşeyler katacak oyunlar oynamaya yada oyunlara eğitici bişeyler katmaya çalışıyorum. Mutlaka eğitici materyallerin oyuncakların kullanılmasına gerek yok. Pekala normal bir evcilik oyununa bile eğitici bişeyler katılabilir. Marketçilik oynarken marketçi olan kızımdan yeşil renkli çikolata yada en uzun kitabı istiyorum bana getirmesi için. İşte size küçük bir eğitici oyun. Herşey hayal gücünüze emeğinize ve sabrınıza bağlı. Arabada giderken bana 3 tane cami bul, mavi araba geçince haber ver, buralarda balkonunda çamaşır asılı bir ev varmı acaba şeklinde oyunlar da hem basit hem dikkat geliştirmeye yönelik oyunlar..
Dediğim gibi herşey size bağlı biraz hayal gücü, biraz emek ve azcık daha fazla sabır ile herşey inanın daha güzel daha kolay olabilir. Buna inanıyorum.
Gecen yıl bir hafta sonu yüzme kursu sonrasında bir kitapçıya girdik. Her zamanki gibi ben yine egitim ve cocuk gelisimi kısmına yöneldim. Orada Yrd.Doc. Dr Osman ABALI'nin Dikkat gelistirme seti ilgimi cekti. Inceledim aklıma yattı ve almaya karar verdim. Ve cok dogru birsey yapmışım gercekten. Yukarıda paylaştım kitapların resmini. Ayrica 2 sayfanın resmini paylasmak istedim ki az cok icerigi hakkinda fikir sahibi olunabilir diye düşündüm. Genelde eslestirme yada benzerini bulmaya yonelik faaliyetler.
Epeyce faydasını gördük gerçekten. Önceleri 1 sayfa boyamayı yapmayan kızımla şimdi zaman geliyor 10-15 sayfa yaptığımız oluyor bu set ile. Yaz boyu aksatmadan fazla yüklenmeden sürekli yaptık bu setin alıştırmalarını. Kızım istediği kadar devam ettik sıkıldığını anladığım anda hemen bıraktık.Ve 2 gün önce 4 yaş için olan seti bitirdik 5 yaş için olanı aldık. Bu aralar biraz dikkati dağınık fazla odaklanmıyor genelde aklı başka yerlerde gibi. 2 sayfadan fazla yapamıyoruz ben de zorlamıyorum. Jelibon ki biz haribo diyoruz adına kızımın en büyük zaafı. Ama her zman yenmiyor haribo, ödül niyetine kullanıyoruz. Öyle paketle falan değil tane hesabı. Ders çalışıyoruz sonra haribo kazanıyoruz. İşin sonunda haribo olunca işler hızlanıyor elbette ama bu set gercekten ilgisini çektiği için kendisi yapmayı teklif ediyor. Yani kendisi de çok istekli bu konuda.
5 yaş setine dün başladık ama biraz daha ayrıntılı olduğu için zorlanıyor ve çabuk sıkılıyor. "annee yapalım daha" dese bile aklı hep başka yerlerde.Kalemlerle konuşuyor hayallere dalıyor yada çok düzgün çizdiği çizgileri yamuk şekilsiz çizip uyduruyor. 5 yaş biraz zorlasa da yinede yapabiliyor. Tabiki o masanın başında sen anlatıyorsun çocuk duyuyor ama anlamazlığa vuruyor işi. Çileden çıkmamak için epey sabır gerekli. Şu an için çok küçük ama ilkokula başladığımızda sıkıntı çekmemek için tüm çabam. Umarım boşa çıkmaz hiçbirisi.
Emek gerek gerçekten hem de fazlasıyla. Örgü misali ne kadar güzel sağlam işlersen temeli o kadar sağlam oluyor çocuğun geleceği. Daha bebeklikte atılıyor çocugun insanlığın kişiliğin temeli. Dikkat etmeli özenli davranmalı, iyi araştırılarak doğru biçimde öğretilmeli çocuğa herşey. Sadece karnının doyurulması, uyutulması, eğlenmesinin sağlanması değil çocuk büyütmek. Her zaman çocuğuma birşeyler katacak oyunlar oynamaya yada oyunlara eğitici bişeyler katmaya çalışıyorum. Mutlaka eğitici materyallerin oyuncakların kullanılmasına gerek yok. Pekala normal bir evcilik oyununa bile eğitici bişeyler katılabilir. Marketçilik oynarken marketçi olan kızımdan yeşil renkli çikolata yada en uzun kitabı istiyorum bana getirmesi için. İşte size küçük bir eğitici oyun. Herşey hayal gücünüze emeğinize ve sabrınıza bağlı. Arabada giderken bana 3 tane cami bul, mavi araba geçince haber ver, buralarda balkonunda çamaşır asılı bir ev varmı acaba şeklinde oyunlar da hem basit hem dikkat geliştirmeye yönelik oyunlar..
Dediğim gibi herşey size bağlı biraz hayal gücü, biraz emek ve azcık daha fazla sabır ile herşey inanın daha güzel daha kolay olabilir. Buna inanıyorum.
4 Eylül 2013 Çarşamba
DOĞUM HİKAYEMİZ..
Dışarıda yağmur yağıyor. Annem odada bir o yana bir bu yana geziniyor herkesten daha çok endişeli hepimizden daha telaşlı. Eşimin kuzeni Gülşah fotoğrafımı çekmekle meşgul. Eşim ise can dostumuz yasin ile sohbet ediyor. Üzerimde hastane önlüğü kolumda serum kafam ise bomboş.. Başımı çevirip bakıyorum yanda ki boş camdan kutucuğa, içinde birkaç saat sonra bebek olucak benim bebeğim. YOk ya heyecanlandırmıyor ürkütmüyor hiç birşey hissettirmiyor bana bu oda durumum yada biraz sonra gideceğim ameliyathane.. Bomboş aklım ve yüreğim ne düşünmeliyim onu da bilmiyorum..
"Haydi bakalım" diyor hasta bakıcı gidiyoruz. İsterse eşimin asansörde ameliyathane kapısına kadar gelebileceği söyleniyor ve benimle birlikte asansöre biniyor eşimde. Kafamda yeşil kağıt bone ile son pozumu veriyorum doğum öncesi ve başımı kaldırıp sesleniyorum serçe parmaklarımı göstererek" hemen bakınn parmakları benim gibi yamuk muu?".. Ve asansöre binip ameliyathane kapısında ayrılıyoruz eşimle..
Sıcacık ameliyathane küçük ve aydınlık. "Nasıl ameliyathane burası sıcacık, soguk olmazmı normalde ve neden kocaman kocaman ışıklar yok filmlerdeki gibi" diyorum. Anestezi uzmanı bebek çıkacağı için ısıttık biz burayı diyor. Sedyeden ameliyat masasına geçiyorum sanki sedyenin biraz büyüğü gibi. "SEn epidural istemişsin dr spinale karar verdi farkı spinalde daha çabuk uyuşursun" diyor anestezi uzmanı. Başımda hemşire var bitane 3 aylık hamileymiş. " ohh ben kurtuluyorum darısı başına inşallah bu arada sen başımda dur benimle sohbet et sakın burdan ayrılma" diyorum. " Tamam tamam burdayım ben" diyor ama haberim yok sonraları kimseleri görmüycek gözüm :) Belden iğnem yapılıyor bacaklarımda bir sıcaklık hissediyorum doktorum geliyor ben geldimm diyor ve başlıyor macera.. Hissediyorum dokunuşları karnımda gezinen elleri baskıyı herşeyi. Acı yok ama his var. İçimden dualar ediyorum Gözüm hep tansiyonumu ölçen aletin göstergesinde. Tansiyonum oynamamalı genel anestezi olmasınn hayırr uyumamam lazım diye kendimi yatıştırmaya çalışıyorum ama bir ara farkına varıyorum ki bağırıyorum karnımda birileri tepiniyor sanki. Çıktı durr demelerine kalmıyor " aaa gülüyorr" diyor birisi. "hanii bakayım bakayımm" diyorum hoopp yeşil örtünün üzerinden küçücük kızımı gösteriyorlar bana " aaaa saçları varrr" ilk kelimem oluyor kızıma. 6 MART 2009 saat 15,45..
Bir ara serumun içine iğne yaptıklarını görüyorum birisi gelip kızımı yanağıma sürtüyor. Tarifi yokki nasıl anlatayım. Sıcacıkk pamuk desem değil kadife desem sönük kalır. Hayatım boyunca o kadar yumuşak bir şeye temas etmemişimdir sanırım. Kızım yanagımdaydı son hatırladığım.
Gözümü aralıyorum annemin oda da gezindiğini görüyorum Hoopp diye yataga koyuyorlar beni ve karnım agrıyor.. Üzerime geceliğimi giydiriyorlar ve ben ağlıyorum. Ama neden ağladığımı bilmiyorum. Annem aglıyor ve bakıyorum Gülşah'ın gözlerinden yaşlar akıyor. Eşim yanağımı okşuyor ben ağlıyorum...
Kızımı getiriyorlar emzirme zamanı diyor hemşire ama gözümün bişey göresi yok kafam bir dünya karnım ağrıyor ve çok yorgunum. " istemiyorum" diyorum..( Akıllı annem çocugu kabullenmiycem sanmış :) ) " ama emmesi gerek" diyor hemşire. Kızım memeye yanaşıp cukk diye yakalayıp emmeye başlıyor. Ne garip bir his diyorum kendi kendime. Herkes tepemde "emzirmelisin,yürümelisin,yemelisin"... Annem sürekli bebekten bahsediyor " ayy battaniyeyi tekmeleyip üstünü açtı, ayy üşüycekti, ay çok agladı..) .. Karnım agrıyor nefes alacak gücüm yok yorgunum canım sıkılıyor.. Babam aramış annemi. " bebek çıktı" demiş annem. "bebeği boşver Kızım nasıl " demiş babam.. Sadece babam merak etti beni diye düşündüm o an ve sesimi duymadan iyi olduğuma inanmamıştı babam..
İlk gece ilk yürüyüş için hemşire geldiğinde odaya sanki kalbim yerinden çıkacak gibi hissettim. Yavaşça ayaga kalktım ve gözlerim karardı tansiyonum düştü. Yatak ve sandalye arasında öylece kalakaldım ne ileriye ne geriye gidebiliyordum. O an allaha dua ettim kimseyi kimseye muhtaç etmesin diye. Yavaşça yatağıma döndüm ve bikaç saat sonra tuvalete kendim gitmeye başladım.
Annem uyurken kalkıp kızıma bakıyordum mışıl mışıl uyuyordu minicik çizgi gözleriyle. Ertesi sabah artık yatakta oturarak emzirmeye başladım kızımı ve zaten sonra taburcu olduk. Hastaneden ayrılırken en çok kumandalı yataktan ayrılıyorum diye üzülüyordum pek rahattı doğrusu. İndir kaldır yatır kaldır aşagı ve yukarı :)
Kimse dokunmasın kimse müdahale etmesin istiyordum. Eve gelince emzirmeyi altını temizlemeyi hepsini kendim yaptım ve 15 gunlukken kızım artık yanlız kalmıştık. Eşim sabah 6 da evden çıkıp akşam 11 de ancak geliyordu eve. Rutin 2 saatte 1 kurulmuş saat gibi uyanıyordu kızım. 2 saat içinde uyku yemek duş yada aylak aylak takılmak.. Ben uyumayı seçtim emzirip altını temizleyip uyudum kızımla.
Elimde küçücük bir bebek.. Ağlıyor kusuyor kusarken morarıyor.. panıklemeye vakit yok kendimden başka yol gösterecek kimse yok yanımda. Panik korku cahillik bir yana bırakıp kolları sıvadım. Mesai yogundu ve tek çalışan bendim.. Zaman geldi aç kaldım zaman geldi 1 hafta banyo yapmadım. Rabbim gücünü veriyor bir şekilde. Ne kadar cahil olursanız ne kadar deneyiminiz olmasada bebeğinizin ne istediğini anlıyor çok ta güzel bakıyorsunuz. Annelik öğrenilecek bişey değil tamamen içgüdüsel bence.
daha önce dediğim gibi kızımı görünce şimşekler falan çakmadı ilk görüşte aşk ta yaşamadım. Birlikte yaşayarak öğrenerek aşık olduk sevdik birbirimizi kızımla. Ben de kızımla birlikte büyüdüm olgunlaştım. Tek başıma da efeler gibi baktım kızıma büyüttüm ve büyüyoruz hala ikimiz birlikte. İyiki de var kızım ki iyiki de doğurmuşum. Annelik dünyanın en güzel ama en zor mesleği ve emeklilik yok bu meslekte. Evlatlarımızsa bizim en büyük servetimiz..
"Haydi bakalım" diyor hasta bakıcı gidiyoruz. İsterse eşimin asansörde ameliyathane kapısına kadar gelebileceği söyleniyor ve benimle birlikte asansöre biniyor eşimde. Kafamda yeşil kağıt bone ile son pozumu veriyorum doğum öncesi ve başımı kaldırıp sesleniyorum serçe parmaklarımı göstererek" hemen bakınn parmakları benim gibi yamuk muu?".. Ve asansöre binip ameliyathane kapısında ayrılıyoruz eşimle..
Sıcacık ameliyathane küçük ve aydınlık. "Nasıl ameliyathane burası sıcacık, soguk olmazmı normalde ve neden kocaman kocaman ışıklar yok filmlerdeki gibi" diyorum. Anestezi uzmanı bebek çıkacağı için ısıttık biz burayı diyor. Sedyeden ameliyat masasına geçiyorum sanki sedyenin biraz büyüğü gibi. "SEn epidural istemişsin dr spinale karar verdi farkı spinalde daha çabuk uyuşursun" diyor anestezi uzmanı. Başımda hemşire var bitane 3 aylık hamileymiş. " ohh ben kurtuluyorum darısı başına inşallah bu arada sen başımda dur benimle sohbet et sakın burdan ayrılma" diyorum. " Tamam tamam burdayım ben" diyor ama haberim yok sonraları kimseleri görmüycek gözüm :) Belden iğnem yapılıyor bacaklarımda bir sıcaklık hissediyorum doktorum geliyor ben geldimm diyor ve başlıyor macera.. Hissediyorum dokunuşları karnımda gezinen elleri baskıyı herşeyi. Acı yok ama his var. İçimden dualar ediyorum Gözüm hep tansiyonumu ölçen aletin göstergesinde. Tansiyonum oynamamalı genel anestezi olmasınn hayırr uyumamam lazım diye kendimi yatıştırmaya çalışıyorum ama bir ara farkına varıyorum ki bağırıyorum karnımda birileri tepiniyor sanki. Çıktı durr demelerine kalmıyor " aaa gülüyorr" diyor birisi. "hanii bakayım bakayımm" diyorum hoopp yeşil örtünün üzerinden küçücük kızımı gösteriyorlar bana " aaaa saçları varrr" ilk kelimem oluyor kızıma. 6 MART 2009 saat 15,45..
Bir ara serumun içine iğne yaptıklarını görüyorum birisi gelip kızımı yanağıma sürtüyor. Tarifi yokki nasıl anlatayım. Sıcacıkk pamuk desem değil kadife desem sönük kalır. Hayatım boyunca o kadar yumuşak bir şeye temas etmemişimdir sanırım. Kızım yanagımdaydı son hatırladığım.
Gözümü aralıyorum annemin oda da gezindiğini görüyorum Hoopp diye yataga koyuyorlar beni ve karnım agrıyor.. Üzerime geceliğimi giydiriyorlar ve ben ağlıyorum. Ama neden ağladığımı bilmiyorum. Annem aglıyor ve bakıyorum Gülşah'ın gözlerinden yaşlar akıyor. Eşim yanağımı okşuyor ben ağlıyorum...
Kızımı getiriyorlar emzirme zamanı diyor hemşire ama gözümün bişey göresi yok kafam bir dünya karnım ağrıyor ve çok yorgunum. " istemiyorum" diyorum..( Akıllı annem çocugu kabullenmiycem sanmış :) ) " ama emmesi gerek" diyor hemşire. Kızım memeye yanaşıp cukk diye yakalayıp emmeye başlıyor. Ne garip bir his diyorum kendi kendime. Herkes tepemde "emzirmelisin,yürümelisin,yemelisin"... Annem sürekli bebekten bahsediyor " ayy battaniyeyi tekmeleyip üstünü açtı, ayy üşüycekti, ay çok agladı..) .. Karnım agrıyor nefes alacak gücüm yok yorgunum canım sıkılıyor.. Babam aramış annemi. " bebek çıktı" demiş annem. "bebeği boşver Kızım nasıl " demiş babam.. Sadece babam merak etti beni diye düşündüm o an ve sesimi duymadan iyi olduğuma inanmamıştı babam..
İlk gece ilk yürüyüş için hemşire geldiğinde odaya sanki kalbim yerinden çıkacak gibi hissettim. Yavaşça ayaga kalktım ve gözlerim karardı tansiyonum düştü. Yatak ve sandalye arasında öylece kalakaldım ne ileriye ne geriye gidebiliyordum. O an allaha dua ettim kimseyi kimseye muhtaç etmesin diye. Yavaşça yatağıma döndüm ve bikaç saat sonra tuvalete kendim gitmeye başladım.
Annem uyurken kalkıp kızıma bakıyordum mışıl mışıl uyuyordu minicik çizgi gözleriyle. Ertesi sabah artık yatakta oturarak emzirmeye başladım kızımı ve zaten sonra taburcu olduk. Hastaneden ayrılırken en çok kumandalı yataktan ayrılıyorum diye üzülüyordum pek rahattı doğrusu. İndir kaldır yatır kaldır aşagı ve yukarı :)
Kimse dokunmasın kimse müdahale etmesin istiyordum. Eve gelince emzirmeyi altını temizlemeyi hepsini kendim yaptım ve 15 gunlukken kızım artık yanlız kalmıştık. Eşim sabah 6 da evden çıkıp akşam 11 de ancak geliyordu eve. Rutin 2 saatte 1 kurulmuş saat gibi uyanıyordu kızım. 2 saat içinde uyku yemek duş yada aylak aylak takılmak.. Ben uyumayı seçtim emzirip altını temizleyip uyudum kızımla.
Elimde küçücük bir bebek.. Ağlıyor kusuyor kusarken morarıyor.. panıklemeye vakit yok kendimden başka yol gösterecek kimse yok yanımda. Panik korku cahillik bir yana bırakıp kolları sıvadım. Mesai yogundu ve tek çalışan bendim.. Zaman geldi aç kaldım zaman geldi 1 hafta banyo yapmadım. Rabbim gücünü veriyor bir şekilde. Ne kadar cahil olursanız ne kadar deneyiminiz olmasada bebeğinizin ne istediğini anlıyor çok ta güzel bakıyorsunuz. Annelik öğrenilecek bişey değil tamamen içgüdüsel bence.
daha önce dediğim gibi kızımı görünce şimşekler falan çakmadı ilk görüşte aşk ta yaşamadım. Birlikte yaşayarak öğrenerek aşık olduk sevdik birbirimizi kızımla. Ben de kızımla birlikte büyüdüm olgunlaştım. Tek başıma da efeler gibi baktım kızıma büyüttüm ve büyüyoruz hala ikimiz birlikte. İyiki de var kızım ki iyiki de doğurmuşum. Annelik dünyanın en güzel ama en zor mesleği ve emeklilik yok bu meslekte. Evlatlarımızsa bizim en büyük servetimiz..
KIZIMLA TEMİZLİK ÇABALARI
Temizlik yaptık kızçemle bugün daha doğrusu az önce. Ben silip süpürürken o da elinde ıslattığı tuvalet kağıtlarıyla heryerleri bir güzel sildi parlattı misler gibi oldu evimiz. :) "ayy annee ben iyiki varmışım valla bensiz nasıl yapardın yoksa senn" diyerekten hem teşekkürü kaptı hemde şükrettirdi bu günüme. Evet şükretmek lazım gerçekten diyerek sonsuz kez şükrettim Rabbime. Kolay gelmedik sonuçta bugünlere. Geçen yıllarda yaptıgım temizlikleri daha doğrusu temizlik çabalarımı düşündükçe " vayy bee" demekten alıkoyamadım kendimi. Şimdi geçmişe şöyylee bir dönüp bakalım neler yaşamışız biz neler bu temizlik mevzusunda..
Evlat doğdu daha minicik el kadarcık bebek. Elektrikli süpürge sesi pek etkilemiyordu o zamanlar kızımı ki bekide hoşuna bile gidiyordu. Birkaç aylık olunca sesten korkmalar başladı. Peki nasıl yapılır temizlik bu evlatla? Efendim önce 1 adet anakucağı alınır evlat içine yatırılır, süpürge fişe takılır acma düğmesıne basılır 3 saniye sonra kapatılır evladın yüzüne bakılıp gülümseme ve şaşkınlık karışımı "aaa aaa neymiş buuu!" denilip dans edilir cilveli hareketler yapılır bu hareketler 25453 kez tekrarlanır. Süpürme sırasında her yön değiştirildiğinde evlat da anakucagı ile birlikte o yöne geçirilir. Yerleri silme işlemi puset tekerlekleri camasır suyuyla silinerekten daha önceden hazır kıvama getirilmiş puset içine bebe yerleştirilerek yapılır. Neden çünkü evlat uyumuyor. Puset ve ana kucağı o dönemlerde hayat kurtarıcı niteliktedir. Anne tuvaletteyken klozet karşısına, anne duş alırken küvet yanına konulabilir. Tuvalet ihtiyacı sırasında annenin sürekli evlatla konuşması, duş sırasında ise 10 saniyede 1 kez dus perdesi acılmak suretiyle annenin evlada " anam da anammm hanimişş" diye cilvelenmesi önerilir. :)
Evlat büyümüş ve 4,5 aylık olmuş üstelik emekleme, sürünme ve dönme gibi birçok hareketle evde dolaşmaktadır ki puset ve ana kucağı artık işe yaramamaktadır. Evlat süpürülen odada serbest bırakılır ama her daim göz hizasında olmasına özen gösterilir çünkü bu dönemde süper sekilde süpürgenin kablosunu boynuna dolayabilme yetenegine ve ısırıp yalama yeteneğine sahiptir. Yerleri silme islemi ise vileda kovasına su hazır edilerekten banyoya konup kapının kapanması şeklinde yapılabilmektedir. Evlat kovayı devirebilme yeteneginin yanısıra ıslak yerleri yalama konusunda büyük bir yetenege sahiptir. Bu yüzden paspas ıslatılıp kova banyoya kapalı kapı ardına bırakılır ve paspasın tekrar temiz suya batırılması için banyoya gidilmesi gerekmektedir. Her silinen odanın silme sonrası kapısının kapatılması unutulmamalıdır.
Evlat yaklaşık 1 yaşına yaklaştığında pencerelere desteksiz yani ayagının altına bişey koymadan tırmanıp pencereyi acabilme yeteneginin yanı sıra kapıları da çok rahat açabilme yetenegine de erişmiştir. Süpürme işlemi artık evladı göz önünde tutmaya çalışmanın yanısıra süpürgeyi evlattan kurtarıp süpürmeye calışma şeklinde bir yetenek gerektirmektedir. Evlat hala gündüz uyumamaktadır. Silme işlemi yine kovanın banyoya kapatılması şeklinde yapılmasının yanısıra kapınında kilitlenmesi gerekmektedir. Silinen her odanın kapısının kilitlenmesi lazımdır zira evlat ıslak yerleri yalamaya bayılmaktadır. Kilitli kapılar 3,5 yaşına kadar devam edecektir ve pencerelerin hepsine üstten emniyet kilidi takılarak evde sera bitkisi yetiştirmek için sıcacıkk bir saunamsı ortam yaratılmıştır ki bu ortam yaz aylarında da kati suretle bozulmamaktadır. Evlat acık pencere görür görmez büyük bir heyecan ve coşkuyla pencereye koşmaktadır..
Evlat 2 gün sonra tam 4,5 yasında olucak. 3,5 yaş itibari ile temizlik normalleşti biraz evimizde. Elektirkli süpürge çalışırken genelde kızımı aynı oda da tutmaya çalışıyor gözümün önünden ayırmamaya çalışıyorum. Vileda ayağımın tam dibinde oluyor ve asla 1 adımdan fazla uzaklaşmıyorum. Kimyasal temizleyiciler yerine arap sabunu kullanıyorum ki her ihtimale karşı elini kolunu sokar yalarsa falan en az zararlısı olsun ve sürekli oyuncakları agzına götürdüğü için zeminde kimyasallar mümkün olduğunca bulunmasın. Eline nemli bir bez veriyorum istediği heryeri siliyor kafasına göre. Viledadaki suyun ilaçlı olduğunu elini yara yapabileceğini söyledim ki sanki artık sözlerim yer ediyor kafasında ve yaşının büyümesiyle biraz daha bilinçlendi gibi.
Evlat doğdu daha minicik el kadarcık bebek. Elektrikli süpürge sesi pek etkilemiyordu o zamanlar kızımı ki bekide hoşuna bile gidiyordu. Birkaç aylık olunca sesten korkmalar başladı. Peki nasıl yapılır temizlik bu evlatla? Efendim önce 1 adet anakucağı alınır evlat içine yatırılır, süpürge fişe takılır acma düğmesıne basılır 3 saniye sonra kapatılır evladın yüzüne bakılıp gülümseme ve şaşkınlık karışımı "aaa aaa neymiş buuu!" denilip dans edilir cilveli hareketler yapılır bu hareketler 25453 kez tekrarlanır. Süpürme sırasında her yön değiştirildiğinde evlat da anakucagı ile birlikte o yöne geçirilir. Yerleri silme işlemi puset tekerlekleri camasır suyuyla silinerekten daha önceden hazır kıvama getirilmiş puset içine bebe yerleştirilerek yapılır. Neden çünkü evlat uyumuyor. Puset ve ana kucağı o dönemlerde hayat kurtarıcı niteliktedir. Anne tuvaletteyken klozet karşısına, anne duş alırken küvet yanına konulabilir. Tuvalet ihtiyacı sırasında annenin sürekli evlatla konuşması, duş sırasında ise 10 saniyede 1 kez dus perdesi acılmak suretiyle annenin evlada " anam da anammm hanimişş" diye cilvelenmesi önerilir. :)
Evlat büyümüş ve 4,5 aylık olmuş üstelik emekleme, sürünme ve dönme gibi birçok hareketle evde dolaşmaktadır ki puset ve ana kucağı artık işe yaramamaktadır. Evlat süpürülen odada serbest bırakılır ama her daim göz hizasında olmasına özen gösterilir çünkü bu dönemde süper sekilde süpürgenin kablosunu boynuna dolayabilme yetenegine ve ısırıp yalama yeteneğine sahiptir. Yerleri silme islemi ise vileda kovasına su hazır edilerekten banyoya konup kapının kapanması şeklinde yapılabilmektedir. Evlat kovayı devirebilme yeteneginin yanısıra ıslak yerleri yalama konusunda büyük bir yetenege sahiptir. Bu yüzden paspas ıslatılıp kova banyoya kapalı kapı ardına bırakılır ve paspasın tekrar temiz suya batırılması için banyoya gidilmesi gerekmektedir. Her silinen odanın silme sonrası kapısının kapatılması unutulmamalıdır.
Evlat yaklaşık 1 yaşına yaklaştığında pencerelere desteksiz yani ayagının altına bişey koymadan tırmanıp pencereyi acabilme yeteneginin yanı sıra kapıları da çok rahat açabilme yetenegine de erişmiştir. Süpürme işlemi artık evladı göz önünde tutmaya çalışmanın yanısıra süpürgeyi evlattan kurtarıp süpürmeye calışma şeklinde bir yetenek gerektirmektedir. Evlat hala gündüz uyumamaktadır. Silme işlemi yine kovanın banyoya kapatılması şeklinde yapılmasının yanısıra kapınında kilitlenmesi gerekmektedir. Silinen her odanın kapısının kilitlenmesi lazımdır zira evlat ıslak yerleri yalamaya bayılmaktadır. Kilitli kapılar 3,5 yaşına kadar devam edecektir ve pencerelerin hepsine üstten emniyet kilidi takılarak evde sera bitkisi yetiştirmek için sıcacıkk bir saunamsı ortam yaratılmıştır ki bu ortam yaz aylarında da kati suretle bozulmamaktadır. Evlat acık pencere görür görmez büyük bir heyecan ve coşkuyla pencereye koşmaktadır..
Evlat 2 gün sonra tam 4,5 yasında olucak. 3,5 yaş itibari ile temizlik normalleşti biraz evimizde. Elektirkli süpürge çalışırken genelde kızımı aynı oda da tutmaya çalışıyor gözümün önünden ayırmamaya çalışıyorum. Vileda ayağımın tam dibinde oluyor ve asla 1 adımdan fazla uzaklaşmıyorum. Kimyasal temizleyiciler yerine arap sabunu kullanıyorum ki her ihtimale karşı elini kolunu sokar yalarsa falan en az zararlısı olsun ve sürekli oyuncakları agzına götürdüğü için zeminde kimyasallar mümkün olduğunca bulunmasın. Eline nemli bir bez veriyorum istediği heryeri siliyor kafasına göre. Viledadaki suyun ilaçlı olduğunu elini yara yapabileceğini söyledim ki sanki artık sözlerim yer ediyor kafasında ve yaşının büyümesiyle biraz daha bilinçlendi gibi.
Zor gerçekten herşey olduğu gibi temizlik de kudurukumla normalden birazcık daha zahmetli. Ama yuvarlanıp gidiyoruz bir şekilde sabır anlayış ve dikkat çerçevesinde. Başardığımızı herşeyin daha iyi olacağına inanıyorum ki şimdiden epeyce yol katettik. Herşeyin daha güzel daha iyi daha az kaygı gerektirmesi ümidiyle. Hayat kudurukumla kudurarak çok güzel. :)
31 Ağustos 2013 Cumartesi
SABIR GEREK HEM DE FAZLASIYLA...
Elimde değil. . Çok fazla çocuğun olduğu bir ortamda bir garip oluyorum ben.. Daraliyorum yoruluyorum sinirlerim harap oluyor.. Cocuklar dunyada en cok sevdiğim varliklar.. Masum cikarsiz ve tertemiz.. Öpmeye sevmeye doyamadigim mutlu hallerine bakınca gözlerimin dolduğu içimin eridigi rabbimin yarattigi en temiz en muhteşem varliklar.. Öpmek sevmek sıkmak kesmiyor beni bazen ısırıp bir lokmada yutasim geliyor çocukları. . Ağzı burnu pislik icinde, üstü başı kir pas icinde olmasi bir çocuğu öpüp koklamama engel değil benim için. .
Antalya merkeze gectik dün itibari ile. Eşimin kuzeninde kalip 3 gece pazartesi sabah Istanbul'a evimize dönüş yapacagiz inşallah. 2 ogullari var 22 ay arasi ikisinin. Kucuk 1.5 büyük 3.5 yok henüz. Küçük tam bir afet çığlık atıp sürekli evde dolasiyor kizima musallat oluyor masalara camlara tırmanıp eline ne gecirirse hemen başlıyor kurcalamaya. Özet ile kızımın erkek ve küçük versiyonu. :) Büyük biraz daha uslu tamam tamam benimkinin yanında melek gibi temkinli ve söz dinliyor. 2 gündür büyük olan erkeki ve bizim kudiruk kizceyi alip dışarı cikartiyoruz esimle. Puset icin kavga, el tutma icin kavga, oyuncak araba icin kavga... Hersey icin bir kavga rekabet gürültü. Ikisine de ayni oyuncagi alıyorum amann once benimkini aç kavgasında. Ikisini de ayni anda tuvalete goturuyorum amann once beni işet kavgası. . İkisi de cok tatli süper çocuklar ama yanlız daha dogrusu ayriyken daha bir tatlılar sanki. Oglanlar kizima deli oldu oynamak için can atiyolar bizimki ota çöpe agliyor.. Anneeaaaa al başımdan şunu diyor ufaklik icin :) Esim bitkin bezgin ben bitkin bezgin.. Aslında cocuklar kaynaklı değil bu durum. Artik tahammulum kalmadigini hissediyorum. O kadar zorlanmisim yipranmisim ki gozlerim doluyor adeta kargasa olunca.
Dun oyun alanina getirdik kizimi ve büyük erkeki. Onlar oynuyir biz eşimle oturuyoruz. Dogum günü kutlamaları falan da vardı. Aman bir kargasa bir ses bir kalabalik. Millet oturmus sohbet muhabbet çocuklar kendi halinde. Bende de artik paranoya olmus cocugun tehlike iceren hareketler yapmasindan dolayi bir ara baktim milletin çocuğunu düşmeden havada falan yakaliyorum. :) valla cok bana ya gerçekten bunyeme zarar ruhuma hasar.. Geriliyorum nefesimin daraldigini hissediyorum.. Cevreme bakiyorum insanlar gayet rahat relax. Az yas arasiyla 2-3 çocuk getirmisler dünyaya. Cocuklar anasinin dibinden ayrilmiyor hepsi boyyy boyy sıralanmış bendeyse ne sabır kalmis ne tahammül. :(
Ya evet her çocuğun zorluğu var her annenin işi kendine Zor ama dehbli b8r çocuğun annesi ilmak ne demek bilemezsiniz gerçekten. Bazen gercekten nefes alamadigimi hissediyorum. Oo an kendimi herseyden soyutlayip kabuguma cekilesim geliyor. Anneyum kadınım ama herseyin başında insanım ben. Daraliyorum sıkılıyorum bunaliyorum boguluyorum. :( Evet bazen babanin ananenin teyzenin uzeeine yıkmak istiyorum sorumlulugu ama "hep ben ilgilendim annesi ilgilenmedi bikaç gundur" lafını duyunca cileden çıkıyorum. Ya bazen ben de kacmak saklanmak kabuguma cekilmek istiyorum. Bende herkes gibi umursamaz olmak anın tadini çıkarmak endiselerden siyrilmak istiyorum. Endisesiz olayım relax gamsiz kedersiz ve rahat...
O kadar sismis ki basim sessizlik istiyorum, o kadar cok tetikte olmak zorunda kalmisimki relax olmak istiyorum.. Hem kızımın her anını doyasıya yaşamak hem de bu dönemler geçsin istiyorum. Dehb geçici bir dönem değil bunu da biliyorum ve rabbimden sabır diliyorum. Fazlasıyla çok çok fazla sabra ihtiyacim var biliyorum..
Antalya merkeze gectik dün itibari ile. Eşimin kuzeninde kalip 3 gece pazartesi sabah Istanbul'a evimize dönüş yapacagiz inşallah. 2 ogullari var 22 ay arasi ikisinin. Kucuk 1.5 büyük 3.5 yok henüz. Küçük tam bir afet çığlık atıp sürekli evde dolasiyor kizima musallat oluyor masalara camlara tırmanıp eline ne gecirirse hemen başlıyor kurcalamaya. Özet ile kızımın erkek ve küçük versiyonu. :) Büyük biraz daha uslu tamam tamam benimkinin yanında melek gibi temkinli ve söz dinliyor. 2 gündür büyük olan erkeki ve bizim kudiruk kizceyi alip dışarı cikartiyoruz esimle. Puset icin kavga, el tutma icin kavga, oyuncak araba icin kavga... Hersey icin bir kavga rekabet gürültü. Ikisine de ayni oyuncagi alıyorum amann once benimkini aç kavgasında. Ikisini de ayni anda tuvalete goturuyorum amann once beni işet kavgası. . İkisi de cok tatli süper çocuklar ama yanlız daha dogrusu ayriyken daha bir tatlılar sanki. Oglanlar kizima deli oldu oynamak için can atiyolar bizimki ota çöpe agliyor.. Anneeaaaa al başımdan şunu diyor ufaklik icin :) Esim bitkin bezgin ben bitkin bezgin.. Aslında cocuklar kaynaklı değil bu durum. Artik tahammulum kalmadigini hissediyorum. O kadar zorlanmisim yipranmisim ki gozlerim doluyor adeta kargasa olunca.
Dun oyun alanina getirdik kizimi ve büyük erkeki. Onlar oynuyir biz eşimle oturuyoruz. Dogum günü kutlamaları falan da vardı. Aman bir kargasa bir ses bir kalabalik. Millet oturmus sohbet muhabbet çocuklar kendi halinde. Bende de artik paranoya olmus cocugun tehlike iceren hareketler yapmasindan dolayi bir ara baktim milletin çocuğunu düşmeden havada falan yakaliyorum. :) valla cok bana ya gerçekten bunyeme zarar ruhuma hasar.. Geriliyorum nefesimin daraldigini hissediyorum.. Cevreme bakiyorum insanlar gayet rahat relax. Az yas arasiyla 2-3 çocuk getirmisler dünyaya. Cocuklar anasinin dibinden ayrilmiyor hepsi boyyy boyy sıralanmış bendeyse ne sabır kalmis ne tahammül. :(
Ya evet her çocuğun zorluğu var her annenin işi kendine Zor ama dehbli b8r çocuğun annesi ilmak ne demek bilemezsiniz gerçekten. Bazen gercekten nefes alamadigimi hissediyorum. Oo an kendimi herseyden soyutlayip kabuguma cekilesim geliyor. Anneyum kadınım ama herseyin başında insanım ben. Daraliyorum sıkılıyorum bunaliyorum boguluyorum. :( Evet bazen babanin ananenin teyzenin uzeeine yıkmak istiyorum sorumlulugu ama "hep ben ilgilendim annesi ilgilenmedi bikaç gundur" lafını duyunca cileden çıkıyorum. Ya bazen ben de kacmak saklanmak kabuguma cekilmek istiyorum. Bende herkes gibi umursamaz olmak anın tadini çıkarmak endiselerden siyrilmak istiyorum. Endisesiz olayım relax gamsiz kedersiz ve rahat...
O kadar sismis ki basim sessizlik istiyorum, o kadar cok tetikte olmak zorunda kalmisimki relax olmak istiyorum.. Hem kızımın her anını doyasıya yaşamak hem de bu dönemler geçsin istiyorum. Dehb geçici bir dönem değil bunu da biliyorum ve rabbimden sabır diliyorum. Fazlasıyla çok çok fazla sabra ihtiyacim var biliyorum..
27 Ağustos 2013 Salı
BÖCEK MERAKIMIZ..
"Anneeeaa koş koş çok iyi bir arkadaş var burdaa! , çok iyi biri buu" dedi. Henüz 2.5 yasindaydı. Kostum salona doğru bir yandan kafam karışık. . Allah allah salonun ortasında iyi bir arkadaş ne ki kim ki nerden buldu bee diyerekten yollandim salona. Baktım benimki bitane böcek yakalamış parmağında gezdiriyor böceği. :) "Aa evet cok iyimiş ama her böceği ellememelisin bazi bocekler ısırabilir elini dedim. Ama evde sinek böcek ne varsa arkadaş olmaya devam etti bizimki. Karıncalar ozellikle uzmanlik alaniydi ve ezme öldürme çalışmaları fazlalasinca "kızım bak karincalari ezme belki annedir yada baba. Yavruları evde bekler annelerini babalarini sen ezersen yavrular üzülür. Yada belki yavrudur biri seni ezse ben cok üzülürüm" dedim ve bir daha ezmedi. Hicbir hayvan hakkinda pis kötü çirkin diye bajsetmedim kızıma. Tum hayvanlarin guzel oldugunu hepsinin kendine göre bir guzelligi oldugunu anlatiyorum.
Gectigimiz haziran ayında bir gün servisle eve geldi okuldan. Daha merdivenleri cikarken "anneee 5k dan Ali bok böceği dediii çok ayıp demiii " diye sorarak merakını saklayip benim tepkimi ölçmek istedi. Bok kotu bir kelime ya hani benim aa ayip falan dememi bekledi herhalde. Evet ama gercekten oyle bir böcek var biliyormusun dedim. Gayet şaşkın bir şekilde yüzüme baktı. " nasıl bagirsaklarimizda mi yasiyo onlar bizim karnimizda mi" dedi Hayir onlar dışarıda acik arazilerde yasiyor ve hayvan kakalariyla besleniyor dedim. Gel gostereyim dedim ve açtık youtube dan izledik bok böceklerinin hayatini tipini şeklini. Aksam babamiz isten eve gelince hemen heyecanla anlattik malum bocekleri. :) o da mecbur sasirip ilgili davrandi malum böcekler konusunda. :)
Bu yaz ananemizin köyünde gece çöp atmaya ciktim ki baktim merdivende top böceği. Hemen seslendim kızçeme. " Ecrin Eylül koş koş bak ne kesfedicez" dedim hemen geldi. Bak top böceği dedim. Dokunmasini istedim kızım dokunca böcek top şeklini aldi. Korktu tabi hayvan. Elimle gölge yaptim açıldı bidaha dokunduk top oldu. Sonra hadi yavrularina git dedik yolladik böceği. :)
Gecen yıl trt çocuk kanalında aksam 9.30 da ninniler basliyordu. Ninnilerin birinde bir peygamber böceği cekirge karisimi bir bocek vardı tabi ekranda kocaman görünüyor. Bizimki cekirge deyip deyip agliyordu. Anlatamiyorum çocuğa cekirgelerin küçük oldugunu.Actik internetten fotoğraflar buldum ama sadece cekirge degil insan elinde cekirge fotoğrafı buldumki hayvanın cussesini anlasin benimki. Neyse dedik kırlarda arazide falan yaşıyor eve gelmez diye ve ikna oldu uzun uğraşlar sonunda. Iste bu sebeple dedesi kizima cekirge yakalamis bu yaz getirdi verdi bize. Inceledik dokununca zipladigini falan gördük. Yemek yiycez diye ananesi alip kutuya koydu yemekten sonra bakarsınız dedi. Yemek sonrasi baktik cekirge atlayip zıplayıp bacagini koparmis kendikendine. Amann aciverdi ananesine " ananeeee kotu bir sey yaptin ben gördüm o cekirgenin yavrulari cok agladi annemizin bacağı koptu diye" diyerekten kadını gaddar ilan etti. :) Allahtan ananesi masumiyetine ikna etti bizimkini. :)
Yani tam bir hayvan ve böcek sever bizimki. Sevsin istiyorum hayvanlari, bitkileri ve insanlari. Hayvan bitki seven kisi insanlari elbette sever. İnşallah masumiuetini sevgisini ve merhametini hiç yitirmez canım kızım. Bunun icin elimden geleni yapıyorum umarım emeklerim boşa çıkmaz. .
Gectigimiz haziran ayında bir gün servisle eve geldi okuldan. Daha merdivenleri cikarken "anneee 5k dan Ali bok böceği dediii çok ayıp demiii " diye sorarak merakını saklayip benim tepkimi ölçmek istedi. Bok kotu bir kelime ya hani benim aa ayip falan dememi bekledi herhalde. Evet ama gercekten oyle bir böcek var biliyormusun dedim. Gayet şaşkın bir şekilde yüzüme baktı. " nasıl bagirsaklarimizda mi yasiyo onlar bizim karnimizda mi" dedi Hayir onlar dışarıda acik arazilerde yasiyor ve hayvan kakalariyla besleniyor dedim. Gel gostereyim dedim ve açtık youtube dan izledik bok böceklerinin hayatini tipini şeklini. Aksam babamiz isten eve gelince hemen heyecanla anlattik malum bocekleri. :) o da mecbur sasirip ilgili davrandi malum böcekler konusunda. :)
Bu yaz ananemizin köyünde gece çöp atmaya ciktim ki baktim merdivende top böceği. Hemen seslendim kızçeme. " Ecrin Eylül koş koş bak ne kesfedicez" dedim hemen geldi. Bak top böceği dedim. Dokunmasini istedim kızım dokunca böcek top şeklini aldi. Korktu tabi hayvan. Elimle gölge yaptim açıldı bidaha dokunduk top oldu. Sonra hadi yavrularina git dedik yolladik böceği. :)
Gecen yıl trt çocuk kanalında aksam 9.30 da ninniler basliyordu. Ninnilerin birinde bir peygamber böceği cekirge karisimi bir bocek vardı tabi ekranda kocaman görünüyor. Bizimki cekirge deyip deyip agliyordu. Anlatamiyorum çocuğa cekirgelerin küçük oldugunu.Actik internetten fotoğraflar buldum ama sadece cekirge degil insan elinde cekirge fotoğrafı buldumki hayvanın cussesini anlasin benimki. Neyse dedik kırlarda arazide falan yaşıyor eve gelmez diye ve ikna oldu uzun uğraşlar sonunda. Iste bu sebeple dedesi kizima cekirge yakalamis bu yaz getirdi verdi bize. Inceledik dokununca zipladigini falan gördük. Yemek yiycez diye ananesi alip kutuya koydu yemekten sonra bakarsınız dedi. Yemek sonrasi baktik cekirge atlayip zıplayıp bacagini koparmis kendikendine. Amann aciverdi ananesine " ananeeee kotu bir sey yaptin ben gördüm o cekirgenin yavrulari cok agladi annemizin bacağı koptu diye" diyerekten kadını gaddar ilan etti. :) Allahtan ananesi masumiyetine ikna etti bizimkini. :)
Yani tam bir hayvan ve böcek sever bizimki. Sevsin istiyorum hayvanlari, bitkileri ve insanlari. Hayvan bitki seven kisi insanlari elbette sever. İnşallah masumiuetini sevgisini ve merhametini hiç yitirmez canım kızım. Bunun icin elimden geleni yapıyorum umarım emeklerim boşa çıkmaz. .
26 Ağustos 2013 Pazartesi
EYLÜL İLE TATİL NOTLARI-1
Geçen yıl geldigimiz otele geldik yine. Kızımın deyimiyle otelimize geldik. Gecen yıl ilk geldigimizde uyum problemi yaşamıştık. Ne yaptiysak sokamadik havuza sürekli bir uyumsuz herseye itiraz eden bir çocuk vardi karşımızda. Can yeleği , simit hersey denedik ama sürekli itiraz ve mızmız söz konusuydu. 4 gün kaldik otelde ve sadece son gün öğleden sonra aldığımız barbieli kolluklarla havuza girmeye başlamıştı ki tatil bitti. Geçen yıl gerek ailece gerekse eşimle birlikte ilk tatilimizdi. Hem endiselerim hem acemiligim cok fazlaydı. Gündüz bir sekilde kavga gürültü şenlik geciyordu zaman ki zaten hep gozumuzun önündeydi. Akşam ise animasyon ve sahne showlarıyla egleniyordu herkes. Herkes egleniyordu evet ki bizim de eglenmemiz gerek ama bize bu showlar daha çok endise veriyordu. Resmen uyuyunca dua ediyordum çünkü ates yutan, tepetaklak atlayan, bıçaklarla danseden gostericileri gördükçe sırtımdan ter akıyor ayyy napsak odaya mı cıksak diyordum eşime. Hele hele agzinda pinpon topuyla gösteri yapan birisi vardı kanim donmustu ahh dedim kendi kendime ya evde denerse, zaten çocuk tehlike tutkunu bide bunu gördü napicam simdi diye endiselenmistim. Neyseki hicbirseyi denemedi sonradan. Tum sene "babaaa otelimize gidelimmm" diye söylendiği icin yine burayi sectik. Zaten çoğunluk hatta % 70 çocuklu ailelerden oluşuyor. Birde kızımın değişikliklere fazla tahammülü yok. Koskoca yaz tatilinde sadece tek bir plaja gidiyoruz Çanakkale'de. Eger baska plaja gidersek tüm gün asla denize sokamıyoruz, eger aynı bilindik yere gidersek hersey süper tozpembe.
Bu sene yine aynı otele yani bizim otelimize geldigimiz için daha kolay daha rutin hersey daha eglenceli ve tanıdık. Kişiler, düzen, program ve etkinlikler. Bu yil okulda yüzme derslerinin olmasi ve hafta sonlari götürdüğümuz yuzme derslerinin cok faydasini gördük. Otele giris yapar yapmaz hemen havuza girmek istedi ve kolluklari takar takmaz havuzdan havuza attı kendini. Havuzda akrobasi hareketlerinden, çeşitli atlama stillerine kadar herseyi deniyor. Cok mutlu heyecanli ve aşırı cesur. Dün tüm gun yuzmesine, bir dakika bile dinlenmemesine rağmen animasyonlar sırasında uyumadı. Çünkü Moskova sirkinin akrobasi gösterisi vardi hemde çocuk akrobasi takımının. Hoplayip zıplayarak 3-4 kisi ust üste çıkıyor, cocuklar havada uçuyor, iki büyük çocuk küçük kız çocuğunu tutmus ip niyetine çeviriyor diğerleri kız çocuğuyla ip atliyor :) Bizimki pür dikkat izliyor. Diyoruz "kızım bunlar jimnastik eğitimi almış ondan böyle sakın biz yapamaz deneyemeyiz evde falan, denenmez yani" diye. Millet gösterinin tadını çıkartıp coşkuyla alkisliyor, biz cocuga nasihat veriyoruz. Tehlikeli hareket ve davranislardan o kadar bunalmisim ki o profesyonel çocukların hareketleri bile icimi yaktı. Allahım dedim ne kadar zor. :(
2 gündür havuzdan havuza atlayan çocuk bugün öğlen kolluklarini cikartip özgürce yüzme karari aldı. Ama sanırım bu konuda ben hataliyim :( Ne bileyim belkide degilimdir. Herseyde sebep ariyorum daha dogrusu neden uyarıldı bu cocuk diye etkenleri olasiliklari gözden geçiriyorum. Eşim birara kitap okurken biz de kizimla havuzda oynadık. Ne kadar oyundan sayılır bilinmez çünkü bir ara millet garip garip bakıyordu :) Kolunda kolluklari ve gozlerimizde havuz gözlükleri ile 1.10 cm lik havuzda ben onu suya batiriyorum poposunu havuzun dibine degdirmeye çalışıyoruz ama bagiriyor "sen batır bırak ben kendim suyun üzerine çıkarım" diye. Garibim Rus Alman İngiliz turistcikler cocugumu boguyorum falan sanıp garip garip bakiyorlar bize. :) Benimki azdıkca azıyor kudurdukca kuduruyor " annneeaa hadii burnumu cenemi degdirelim havuzin dibine" demeye basladi. :) Hooopp stop dedim kendime yeterr çocuk elden gidecek :) Tabi bu kudurukluk ile hoopp kolluksuzz yüzmek istiyorum havalarina girdi attı kolluklari. Aldımı bizi kardeşim bir endise korku kaygı fırtınası. Amann ya bu cocuk ya bir ara sıyrılıp kolluklari cikarip atlarsa havuza diye. Tembihliyoruz sakın yanlizken cikarma falan filan diye ama bikere o kemirgen endise girdi içimize. çocuk kolluklari çıkardı yüzmek degil suyun altında eglenmek istiyormuş. Suya batiyor ama çıkmak istemiyor, cikarinca "neden çıkardınnnnn ben suyun altinda egleniyorum" diyor. :) Neyseki biraz uzun kaldi suyun altında ve bogazina su kacti da kolluk takmak istedi... Korku endişe o kadar zor ki :(
Yemek sonrası pusetinde uyudu gösterileri izlemedik odamıza çıktık. Sevindim aslinda çünkü bu aksam atesle danseden ve ates yutan grubun gösterisi vardi. Aman ateş bizden uzak olsunn:) Atesimiz de eksik olsun. Bazen caresizlik ile birlikte koseye sıkışmış hissediyorum kendimi. Sadece nasihat verebiliyor ve acikliyorsunuz cocuga tehlikeyi zararlı şeyleri. Cocuklar yasayarak öğrenir evet ama ya yasayacagi yada yasamak isteyecegi seyler hayati tehlike ve onem arzediyorsa... İnsan ne yapacagini bilemiyor bazen ve kendini gercekten köşeye sıkışmış çaresiz hissediyor. Nasıl birsey oldugu anlatilmaz gerçekten. :(
Ben bu kadar köşeye sıkışmışken bakıyorum elalemin rus cocugu 4-5 yaslarinda çıkmış 10 metrelik kaydiragin tepesine kayacak havuza. Ana babasi aşağıda el sallıyor yavrusuna ve yavrunun boyu kisa ana-babayı görsün diye korkuluklara tirmaniyor ben gebericem oracikta ve anadili rusca olan cocukcaza türkçe bagiriyorum hett hött çocukk sarkmaa diye caresizlikten ve ordaki görevliye diyorum sarkiyor dilinden anlamıyorum gel hele hemserim bir bak diye. Daha çok ofkeleniyorum ama neye bende bilmiyorum. Acaba gayret relax yabancı aileleremi isyanım yoksa söz geciremedigim icin kizceme kendime mi ofkem.. Bilmiyorum gerçekten bilmiyorum. Elimden geleni yapıyorum yapmayada devam ediyirum. Gerisi rabbimin işi. Allahima emanet yavrum. Rabbim hepimizin evlatlarini korusun insallah..
Bu sene yine aynı otele yani bizim otelimize geldigimiz için daha kolay daha rutin hersey daha eglenceli ve tanıdık. Kişiler, düzen, program ve etkinlikler. Bu yil okulda yüzme derslerinin olmasi ve hafta sonlari götürdüğümuz yuzme derslerinin cok faydasini gördük. Otele giris yapar yapmaz hemen havuza girmek istedi ve kolluklari takar takmaz havuzdan havuza attı kendini. Havuzda akrobasi hareketlerinden, çeşitli atlama stillerine kadar herseyi deniyor. Cok mutlu heyecanli ve aşırı cesur. Dün tüm gun yuzmesine, bir dakika bile dinlenmemesine rağmen animasyonlar sırasında uyumadı. Çünkü Moskova sirkinin akrobasi gösterisi vardi hemde çocuk akrobasi takımının. Hoplayip zıplayarak 3-4 kisi ust üste çıkıyor, cocuklar havada uçuyor, iki büyük çocuk küçük kız çocuğunu tutmus ip niyetine çeviriyor diğerleri kız çocuğuyla ip atliyor :) Bizimki pür dikkat izliyor. Diyoruz "kızım bunlar jimnastik eğitimi almış ondan böyle sakın biz yapamaz deneyemeyiz evde falan, denenmez yani" diye. Millet gösterinin tadını çıkartıp coşkuyla alkisliyor, biz cocuga nasihat veriyoruz. Tehlikeli hareket ve davranislardan o kadar bunalmisim ki o profesyonel çocukların hareketleri bile icimi yaktı. Allahım dedim ne kadar zor. :(
2 gündür havuzdan havuza atlayan çocuk bugün öğlen kolluklarini cikartip özgürce yüzme karari aldı. Ama sanırım bu konuda ben hataliyim :( Ne bileyim belkide degilimdir. Herseyde sebep ariyorum daha dogrusu neden uyarıldı bu cocuk diye etkenleri olasiliklari gözden geçiriyorum. Eşim birara kitap okurken biz de kizimla havuzda oynadık. Ne kadar oyundan sayılır bilinmez çünkü bir ara millet garip garip bakıyordu :) Kolunda kolluklari ve gozlerimizde havuz gözlükleri ile 1.10 cm lik havuzda ben onu suya batiriyorum poposunu havuzun dibine degdirmeye çalışıyoruz ama bagiriyor "sen batır bırak ben kendim suyun üzerine çıkarım" diye. Garibim Rus Alman İngiliz turistcikler cocugumu boguyorum falan sanıp garip garip bakiyorlar bize. :) Benimki azdıkca azıyor kudurdukca kuduruyor " annneeaa hadii burnumu cenemi degdirelim havuzin dibine" demeye basladi. :) Hooopp stop dedim kendime yeterr çocuk elden gidecek :) Tabi bu kudurukluk ile hoopp kolluksuzz yüzmek istiyorum havalarina girdi attı kolluklari. Aldımı bizi kardeşim bir endise korku kaygı fırtınası. Amann ya bu cocuk ya bir ara sıyrılıp kolluklari cikarip atlarsa havuza diye. Tembihliyoruz sakın yanlizken cikarma falan filan diye ama bikere o kemirgen endise girdi içimize. çocuk kolluklari çıkardı yüzmek degil suyun altında eglenmek istiyormuş. Suya batiyor ama çıkmak istemiyor, cikarinca "neden çıkardınnnnn ben suyun altinda egleniyorum" diyor. :) Neyseki biraz uzun kaldi suyun altında ve bogazina su kacti da kolluk takmak istedi... Korku endişe o kadar zor ki :(
Yemek sonrası pusetinde uyudu gösterileri izlemedik odamıza çıktık. Sevindim aslinda çünkü bu aksam atesle danseden ve ates yutan grubun gösterisi vardi. Aman ateş bizden uzak olsunn:) Atesimiz de eksik olsun. Bazen caresizlik ile birlikte koseye sıkışmış hissediyorum kendimi. Sadece nasihat verebiliyor ve acikliyorsunuz cocuga tehlikeyi zararlı şeyleri. Cocuklar yasayarak öğrenir evet ama ya yasayacagi yada yasamak isteyecegi seyler hayati tehlike ve onem arzediyorsa... İnsan ne yapacagini bilemiyor bazen ve kendini gercekten köşeye sıkışmış çaresiz hissediyor. Nasıl birsey oldugu anlatilmaz gerçekten. :(
Ben bu kadar köşeye sıkışmışken bakıyorum elalemin rus cocugu 4-5 yaslarinda çıkmış 10 metrelik kaydiragin tepesine kayacak havuza. Ana babasi aşağıda el sallıyor yavrusuna ve yavrunun boyu kisa ana-babayı görsün diye korkuluklara tirmaniyor ben gebericem oracikta ve anadili rusca olan cocukcaza türkçe bagiriyorum hett hött çocukk sarkmaa diye caresizlikten ve ordaki görevliye diyorum sarkiyor dilinden anlamıyorum gel hele hemserim bir bak diye. Daha çok ofkeleniyorum ama neye bende bilmiyorum. Acaba gayret relax yabancı aileleremi isyanım yoksa söz geciremedigim icin kizceme kendime mi ofkem.. Bilmiyorum gerçekten bilmiyorum. Elimden geleni yapıyorum yapmayada devam ediyirum. Gerisi rabbimin işi. Allahima emanet yavrum. Rabbim hepimizin evlatlarini korusun insallah..
23 Ağustos 2013 Cuma
KUDURUK NEŞEM İLE TEK BEDENDE.. HAMİLELİK
Bir gün birden aklıma bebek fikri düşüverdi kendiliğinden birdenbire. Sanki eşime birşey olacak ve bana ondan bir parça kalmalıymış gibi.. Çocuk istiyorum ben dedim eşime ama daha erken olduğunu söyledi. Haa şimdiki aklım olsaydı daha beklerdim dediğim zamanlar çok oldu hatta kendimi köşeye sıkışmış hissettikçe etrafımdaki yeni evli çiftlere "amann bekleyin hemen çocuk yapmayın" diye çok nasihatlar verdim. :) Geriye baktığımda evet çok zordu ama doğru zamanmış evet hemde en doğru zaman diyorum şimdi. Eşimi zor bela ikna edip yarım yamalak iyi madem sözünü aldıktan sonra korunmayı bıraktık.Sigara içiyordum sadece içmek denemez elimden gelse yerdim yani o derece seviyordum. korunmayı bırakalı 2 ay olmuştu ve ilk kez uçağa binicektim Görümcemin düğünü için Diyarbakır'a gidiyorduk. İnanılmaz derecede korkuyordum uçaktan. Eşim sakinleştirici ilaç almamı önerdi evet dedim alayım bari, hatta 1 gece 1 aksam alayım da iyice yatışayım. Birşey durdurdu beni sebebini bilmeden içmedim o ilacı. Diyarbakır dönüşü adet gecikmesi yaşadım hayatımda ilk defa hava değişimi falan dediler ama hava değişimi olmadıgını hissetmiştim. Diyarbakır' dan döndükten sonra eczaneden test aldırdım eşime ve gecenin 11,30 unda testi yaptım. ikinci çizgi belirmeye basladı ve ben testi bir köşeye saklayıp bir sigara yaktım. Hamileysem içemiycem ya sonkez içeyim dedim bendeki de kafa işte :) sigarayı içtim eşime ben hamileyim bidaha sigara içmiycem al paketi dedim. Coşkuyla kim varsa çevremizde hemen aradık milleti uyandırıp müjdeyi verdik. İlk anın verdiği sersemlikle yattık uyuduk. Ertesi sabah uyandığımda eşim işe gitmişti karnıma elimi koydum ama nasıl karnım acıkmış öyle böyle değil. Ve ben "keske bir kapsül olsa yutsak da yemek yemesek" diyecek derecede yemek yemeyi sevmeyen biri olarak aglayarak eşimi aradım." Benim çok karnım açççç ben yemek yemek istemiyorummmm bu çocugu nasıl besliycem ben" diyerekten yaygara kıyamet içimi boşalttım. :)
Haa birde beni o zamanlar yüreğimin enn derin yerinden yaralayan (!) kuş hikayemiz var :) Dolmuştayız Üsküdar'a gidiyoruz sahilde insanlar mangal yapıyor. Anamm canım ne çekse beğenirsiniz KUŞ ETİ! :) Kuş isterim ben mangalda olucak minik butlarını tutup yiycem ben dedim eşime. Adam şaşırdı hayatında hiç kuş yememiş nre bilsin unuturum sandı herhalde dikkate almadı. Babamı aradım kuş varmı bana kuş bul dedim. Adam yaa dalga geçme hadi ya dedi kapattı telefonu. Ayy bir içime oturdu bir içime oturdu ki hamileyken recep ivedik filminde kızın annesi recep ivediği aşagılıyor diye hungur hungur aglamış insanım ben ki kuş yiyememek beni ne kadar yaraladı (!) siz düşünün. Aradan bikaçgün gecti evde oturuyoruz kardeşim ben ve eşim. Aglamaya başladım " bu hayatta insanın dostu yokmus babana bile güvenmiceksin yazık çok yazık" diyerekten ama ne aglamak. Eşim ve kardeşimin ısrarı üzerine durumun kuş sebebiyle oldugu çıktı ortaya :) Babam arandı eşimin dayıları arandı kuş arıyoruz dört tarafta. Eşim çaresiz napayım arka bahçede pusuya mı yatayım nerden bulayım edalarınaydı ki Ümraniyede bıldırcın yapan bir yer bulundu ve murada erildi. :) Biri of dese aglıyorum yaprak dökülür ben aglarım, sokakta yavru kedi görürüm ben aglarım.." Evde oturuyoruz gayet mutlu şekilde. Bir an geliyor ablam hüzünleniyor hem anlatıyor hem aglıyor biz eniştemle susuyoruz sadece izliyoruz. Sonra ablam sakinleşiyor ve hep birlikte neşeleniyoruz" diye anlatıyordu kardeşim benim hamilelik halimi. :)
Kaldırımlarda agac dipleri beni kesmeyince çantama rulo rulo çöp poşeti koyup gezmeye başladım. 9 ay kustum dile kolay. Evlat kuduruk tepinirr tepinir oturur aglarım canım yanıyo dıye. Doktor baskı yapıyor yemek ye diye 1 ay acıktıkça muz ve sütle beslenme sonucu kudurukum uzamış kilo almamış. Dr bize bir azar bir azar kaydı hemen muayene sonrası balık yemeye gittik :) Saglıklı beslendım ama gercekten. Kola, gazoz vb asitli içecekler, kafeinli içecekler, salam sosis pastırma sucuk, yapay tatlandırıcı içeren yiyecekler, abur cubur asla tüketmedim tadına bile bakmadım diyebilirim. sebze ve balık agırlıklı beslendim hep. Belkide çok dikkat etmek kendini zorunda hissetmek yordu beni hamilelik boyunca. Hem hamilelik hem de 23 aylık emzirme dönemi içinde yediğime içtiğime çok dikkat ettim. sigara hem evimde içirtmedim hem içilen ortama gitmedim kızımı sokmadım halen de kızımın yanında içirmem.
Derken dr randevumuza gittik. Dr un agrılı muayenesinden dolayı muayeneye izin vermedim ve bir ton azar işittim dr dan. Ben bu muayeneye dayanamamışım nasıl doğururmuşum ben doğuramazmışım bilmem ne.. :( Oysaki 9 ay uzun yürüyüşler nefes egzersizleri yaptım kendimi normal doğumu başaracağıma ikna ettim ama bir anda herşey paramparça oldu kırıldı dağıldı parçalandı. :( " git 1 hafta sonra gel " dedi dr hanfendi. Eşimle alışveriş merkeine gittik ve bir banka oturduk. O an orda o kadar çok ağladım ki başımı önüme eğip, önünde gözyaşlarımdan küçük bir birikinti olduğunu hatırlıyorum :( Başarısız olmustum ve ben normal doğuramazmışım diye haykırıldı ya suratıma işte sanki ben orda mahvolmuştum. Aradan 4-5 gün geçti eşimin dayılarındaydık ufak ufak kramplar hissetmeye başladım ve annemi aradım sanırım dogum yakın yarın gel diye. Ertesi sabah annem geldi günlerden perşembeydi. Cuma sabah sımsıkı bir kahvaltının ardından annemle taksiye atlayıp hastaneye dogru yola çıktık. Ama ne yağmur gözgözü görmüyor. Hastanenin önüne geldiğimizi bile farketmemişim yagmurdan. Kayıt yaptırdıktan sonra DR muayenesi için beklerken bir bayanla sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. Dr un soylediklerini anlattım üzülerek. Epey sinirlenerek " dr u değiştir kızım" dedi bana." 39+3 olmuşum nasıl değiştireyim ki artık" dedim. Sonra içeriye girdik Dr un karşısına oturdum. " Neye karar verdik" diye sordu. Derin bir nefes alıp "SEZARYAN istiyorum " dedim. " tamam alalım" dedi. Eşimi aradım " doğuma alıyorlar eve git çantanın fermuarını kapat çantayı al ve gel " dedim. Yatış işlemlerimizi yaptırdık odaya çıktık. Hastane önlüğünü giydim damar yolum açıldı. Eşim geldi ardından can dostumuz Yasin ve eşimin kuzeni Gülşah.. Annem kıpır kıpır, eşimde bir telaş ve odada bir muhabbet..
Bense hiçbirşey hissetmiyorum. Ne korku ne heyecan ne mutluluk.. Şaşkınım. Yanımda boş duran camdan kutucuga bakıyorum ve öğleden sonra burda minik bir bebek olucak benim bebeğim.. Bu bile beni heyecanlandırmaya yetmiyor.. Ne hissedeceğimi bilmiyorum.. Sadece biraz kafam karışık..
22 Ağustos 2013 Perşembe
TUVALET EĞİTİMİ MACERAMIZ..
-Anneeaaa hani ben bi kere çiş yapmıştım da sen gizlice gelip mutfakta çok ağlamıştın. Ama o zaman ben küçüktüm tabikii dee...
Bu cümleleri kurdu geldi karşıma da. Evet dedim kendi kendime ne çok ta aglamıştım ben tuvalet eğitimi sırasında :) Her meselemiz gibi bizim tuvalet eğitimimizde tam bir mücadeleydi diyebilirim.
İlk çanakkale'de ananemizin köyünde tuvalet eğitimi için girişimde bulunduk. Pembe bir lazımlık aldık çıktık bahçeye çıkardık bezimizi giydik tek pijamamızı. Mevsimlerden yaz hava sıcak.. Bahcede 2 oynuyoruz hopp lazımlığa oturuyoruz. 5 dakika zar zor oturup kalkıyoruz. biraz oynuyoruz haydii lazımlığa. oyna-otur-kalk,oyna-otur-kalk.. birkaç gün ugraştık lazımlığa siftah yapamamanın yanında lazımlığı red etmeye başlayınca anında sona erdi bizim çiş eğitimi. Çocugun hazır olması herşeyden önemli ve eğer red ediyorsa anında vazgeçilmeli ve biz de öyle yaptık anında vazgeçtik.
Evimize döndükten 1 hafta sonra hemen bir lazımlık edindim ama hemen başlamadım eğitime. Sanırım diğerinin üzerinden 2 hafta falan geçmişti. Evde halılar kaldırıldı koltukların üzerine kalın kat kat pikeler serildi ve eğitime start verildi. Deneme deneme deneme sonrası hep hüsran heryer çiş.. Diyorum ya bizim her dönemimiz gibi tuvalet eğitimi dönemimiz de tam bir maceraydı. Elalem evinde halısını kaldırır koltuğuna örtü serer eğitime başlar ama bizde durumlar biraz hatta epeyce farklıydı. Evde sürekli tepelerde gezen sürekli tırmanan bir çocuk olunca tabiki işin boyutu epeyce değişti. Bir bakıyorum çocuk gardrobun en üst rafına çıkmış oturmuş ordan çişler aşağıya şarr şurrr şelale akıyor tabi diğer rafları ve diğer raflardaki eşyaları okşayaa okşayaa. Anne napıyor usulca çocuğu raftan alıyor banyoya götürüyor sonra çocuğu aklayıp paklayıp temizliyor. Ardından tüm gardrobu elden geçirip eşyaları temizliyor. Başka bir gün anne evde dolaşıyor çocuk ortada yok. nerdee nerdee diye bakınırken bakıyor bakıyor ki ne görsün? çocuk bulaşık makinasının üstüne çıkmış mutfaktaki raftan kablodan yapılma bir toka bulmuş ağzına tıkmış birde makinanın üzerine özenlii şekilde işemiş. Evet anne neye yansın? çocugun agzındaki tokayla bogulma ihtimaline mi? , çocugun oradan çişine basıpta kayıp kafa üstü düşüp yaralanma ihtimaline mi yoksa makinanın çiş dolmuş olmasına mı? Anne çocuga yaklaşıyor önce agzındaki tokayı çıkartıyor, çocugu usulca makinanın üzerinden alıp çişleri damlaya damlaya banyoya götürüyor aklayıp paklıyor giydiriyor. Ardından çocuga yıkama sırasında "kızım çiş lazımlıga yapılır oraya yapılmaz çiş gelince bana söyle" nasihatları elbette unutulmuyor. makina sürte sürte aşındıra aşındıra çamaşır sularıyla temizleniyor. 15 er dakika rutin aralıklarla lazımlık faslının devam ettiği günlerden birinde anne bezmiş halde " aaa bikerecik bari lazımlıga yap be mübarek evlat" diyerekten yırtınıverincee o muhteşem ses duyuluyor; ŞIIIRRRRRRRRR! :) anne bagırıyor bakk çiş yaptın oleyy oleyy diye evlat mutlu şaşkın... Çiş klozete dökülüyor sifonu bebe çekiyor çişe bye byee deniyor ve klozet başında anne kutsal tuvalet dansı yapıyor. :)
Bu işi ileri safhalara taşımak gerektiğini düşünerek alışveriş merkezine gidiliyor ve kızım doğdugundan beri etrafında dönüp planlar kurduğum o kitap alınıyor. KIZIMIN TUVALET KİTABI.. içinde bir sürü resimlerle anlatılıyor. ARtık büyüdük lazımlığa yapalım bezleri atalım kilotlar giyelim falan filan. Ama gözüm kapalı tavsiye ederim gerçekten. Kitabın bir de erkek çocuk için olanı var. OĞLUMUN TUVALET KİTABI diye. kitap kapağı klozet kapağı şeklinde olduğundan çok ilgi çekici ve içinde tuvalete çiş yada kaka yapılması durumunda yapıştırılması için küçük ayıcıklı stickerlar bulunuyor. Kitabı alınca daha hızlı ilerleme katettik biz. En azından işin özünü daha çabuk kavradı kızım. Kaka işine gelince onda da çok zorlanmadık kısa süre içinde tuvalete yapmaya alıştı. Ki bir gün kızımı tv karşısında donu inik kum kovasına oturmuş vaziyette kaka yapar iken yakaladım :) Tabi evdeki derin kaplar oyuncak kutuları falan da kaka ve çişten nasibini aldı. Her ne kadar çiş ve kaka tuvalete yapılmaya başlansa da arada küçük kaçamaklar oldu. Şarrr diye bir ses koşuyorum sese dogru çocuk şelale şeklinde ıslatıyor ortalığı. Bazen sessizliği takip edip gidiyorum ki çocuk çiş yapmış çiş ile paten yapıyor :) İlk 1 sene gece beze devam ettik çünkü altını ıslatsa da rahatsız olmadan yatmaya devam ediyordu ıslak bir şekilde. 1 sene sonunda gece bezini de bıraktık. Aslında en büyük korkum dışarıda ne yapacağımız konusundaydı. Klozet örtüleri antibakteriyel mendiller ve klozet aparatı eşliğinde oluyordu tuvalet faslımız. sonraları yukarıdan tuttupta çiş yapmaya alıştırdım da rahat ettim. Ayrıca ilk 1 sene 15 dakikada bir çocugun çişi geliyor tuvalete gidiliyor 1 çay kaşığı çiş ardından 15 dakika sonra tekrar. Neyse ki sonradan düzene girdi.
Çanakkale' den kırmızı biber getirmiştim. fırında közledim mutfak sıcak diye salona taşıdım kızım da kanepede uyuyor. Aldım kucağıma lazımlığa oturttum isyan etti bağırdı yapmadı çişini. Tekrar kanepeye yatırdım biberleri ayıklıyorum. Şarr şurr diye tanıdık bir ses arkamı korkarak döndüm ki ne göreyim a dostlar ayıkladıgım 1 leğen bibere benim evlat şarılll şarıll işiyor hemde donuyla... İşte o an kalktım hiçbirşey demeden mutfağa gidip hüngür hüngür sessizce ama katılırcasına ağladım :( Allahım demiştim ne kadar zor annelik ve ben neden bu kadar zorlanıyorum.. Tüm benliğimle ağladım o gün.. Ama çiş yüzünden değil tamamen bir birikimdi benimki. :(
Çocugum herhalde o günden bahsediyor diye düşünüyorum. Her ne olursa olsun herzaman kızıma karsı tepkilerimde davranışlarımda hep temkinli ve ölçülü oldum. zaman geldi kafamı gömdüm yastığa, zaman geldi gittim tuvalete, zaman geldi mutfakta arkam dönük bir yandan çorbamı karıştırırken bir yandan ağladım.. Annelik gerçekten zor ama Dehb li bir çocugun annesi olmak ne demek anlatılmaz gercekten anlatmakla anlaşılamaz ve yaşamayan gerçekten anlayamaz. Allahım ne kadar zormuş annelik dediğim zamanlar çok oldu gerçekten. Ama hiç isyan etmedim sorgulamadım yargılamadım. En başlarda ifade edebilmek ve anlaşılabilmek için çok uğraştım ama doktorumuzun sakın anlatmaya kalkışma çabalama kendin sinir olduğunla kalırsın dediği andan itibaren anlaşılabilmeyi istemiyorum bana sadece anlayış ve saygı yeterli diye düşünüyorum.
Canım kızım biricik kuduruğum en kıymetlimiz.. Allahın bir armaganı bizlere ve iyiki doğurmuşum diyorum. İyiki varsın canım kızım seni çok seviyorum..
İŞTE KIZIMIN TUVALET KİTABI..
Bu cümleleri kurdu geldi karşıma da. Evet dedim kendi kendime ne çok ta aglamıştım ben tuvalet eğitimi sırasında :) Her meselemiz gibi bizim tuvalet eğitimimizde tam bir mücadeleydi diyebilirim.
İlk çanakkale'de ananemizin köyünde tuvalet eğitimi için girişimde bulunduk. Pembe bir lazımlık aldık çıktık bahçeye çıkardık bezimizi giydik tek pijamamızı. Mevsimlerden yaz hava sıcak.. Bahcede 2 oynuyoruz hopp lazımlığa oturuyoruz. 5 dakika zar zor oturup kalkıyoruz. biraz oynuyoruz haydii lazımlığa. oyna-otur-kalk,oyna-otur-kalk.. birkaç gün ugraştık lazımlığa siftah yapamamanın yanında lazımlığı red etmeye başlayınca anında sona erdi bizim çiş eğitimi. Çocugun hazır olması herşeyden önemli ve eğer red ediyorsa anında vazgeçilmeli ve biz de öyle yaptık anında vazgeçtik.
Evimize döndükten 1 hafta sonra hemen bir lazımlık edindim ama hemen başlamadım eğitime. Sanırım diğerinin üzerinden 2 hafta falan geçmişti. Evde halılar kaldırıldı koltukların üzerine kalın kat kat pikeler serildi ve eğitime start verildi. Deneme deneme deneme sonrası hep hüsran heryer çiş.. Diyorum ya bizim her dönemimiz gibi tuvalet eğitimi dönemimiz de tam bir maceraydı. Elalem evinde halısını kaldırır koltuğuna örtü serer eğitime başlar ama bizde durumlar biraz hatta epeyce farklıydı. Evde sürekli tepelerde gezen sürekli tırmanan bir çocuk olunca tabiki işin boyutu epeyce değişti. Bir bakıyorum çocuk gardrobun en üst rafına çıkmış oturmuş ordan çişler aşağıya şarr şurrr şelale akıyor tabi diğer rafları ve diğer raflardaki eşyaları okşayaa okşayaa. Anne napıyor usulca çocuğu raftan alıyor banyoya götürüyor sonra çocuğu aklayıp paklayıp temizliyor. Ardından tüm gardrobu elden geçirip eşyaları temizliyor. Başka bir gün anne evde dolaşıyor çocuk ortada yok. nerdee nerdee diye bakınırken bakıyor bakıyor ki ne görsün? çocuk bulaşık makinasının üstüne çıkmış mutfaktaki raftan kablodan yapılma bir toka bulmuş ağzına tıkmış birde makinanın üzerine özenlii şekilde işemiş. Evet anne neye yansın? çocugun agzındaki tokayla bogulma ihtimaline mi? , çocugun oradan çişine basıpta kayıp kafa üstü düşüp yaralanma ihtimaline mi yoksa makinanın çiş dolmuş olmasına mı? Anne çocuga yaklaşıyor önce agzındaki tokayı çıkartıyor, çocugu usulca makinanın üzerinden alıp çişleri damlaya damlaya banyoya götürüyor aklayıp paklıyor giydiriyor. Ardından çocuga yıkama sırasında "kızım çiş lazımlıga yapılır oraya yapılmaz çiş gelince bana söyle" nasihatları elbette unutulmuyor. makina sürte sürte aşındıra aşındıra çamaşır sularıyla temizleniyor. 15 er dakika rutin aralıklarla lazımlık faslının devam ettiği günlerden birinde anne bezmiş halde " aaa bikerecik bari lazımlıga yap be mübarek evlat" diyerekten yırtınıverincee o muhteşem ses duyuluyor; ŞIIIRRRRRRRRR! :) anne bagırıyor bakk çiş yaptın oleyy oleyy diye evlat mutlu şaşkın... Çiş klozete dökülüyor sifonu bebe çekiyor çişe bye byee deniyor ve klozet başında anne kutsal tuvalet dansı yapıyor. :)
Bu işi ileri safhalara taşımak gerektiğini düşünerek alışveriş merkezine gidiliyor ve kızım doğdugundan beri etrafında dönüp planlar kurduğum o kitap alınıyor. KIZIMIN TUVALET KİTABI.. içinde bir sürü resimlerle anlatılıyor. ARtık büyüdük lazımlığa yapalım bezleri atalım kilotlar giyelim falan filan. Ama gözüm kapalı tavsiye ederim gerçekten. Kitabın bir de erkek çocuk için olanı var. OĞLUMUN TUVALET KİTABI diye. kitap kapağı klozet kapağı şeklinde olduğundan çok ilgi çekici ve içinde tuvalete çiş yada kaka yapılması durumunda yapıştırılması için küçük ayıcıklı stickerlar bulunuyor. Kitabı alınca daha hızlı ilerleme katettik biz. En azından işin özünü daha çabuk kavradı kızım. Kaka işine gelince onda da çok zorlanmadık kısa süre içinde tuvalete yapmaya alıştı. Ki bir gün kızımı tv karşısında donu inik kum kovasına oturmuş vaziyette kaka yapar iken yakaladım :) Tabi evdeki derin kaplar oyuncak kutuları falan da kaka ve çişten nasibini aldı. Her ne kadar çiş ve kaka tuvalete yapılmaya başlansa da arada küçük kaçamaklar oldu. Şarrr diye bir ses koşuyorum sese dogru çocuk şelale şeklinde ıslatıyor ortalığı. Bazen sessizliği takip edip gidiyorum ki çocuk çiş yapmış çiş ile paten yapıyor :) İlk 1 sene gece beze devam ettik çünkü altını ıslatsa da rahatsız olmadan yatmaya devam ediyordu ıslak bir şekilde. 1 sene sonunda gece bezini de bıraktık. Aslında en büyük korkum dışarıda ne yapacağımız konusundaydı. Klozet örtüleri antibakteriyel mendiller ve klozet aparatı eşliğinde oluyordu tuvalet faslımız. sonraları yukarıdan tuttupta çiş yapmaya alıştırdım da rahat ettim. Ayrıca ilk 1 sene 15 dakikada bir çocugun çişi geliyor tuvalete gidiliyor 1 çay kaşığı çiş ardından 15 dakika sonra tekrar. Neyse ki sonradan düzene girdi.
Çanakkale' den kırmızı biber getirmiştim. fırında közledim mutfak sıcak diye salona taşıdım kızım da kanepede uyuyor. Aldım kucağıma lazımlığa oturttum isyan etti bağırdı yapmadı çişini. Tekrar kanepeye yatırdım biberleri ayıklıyorum. Şarr şurr diye tanıdık bir ses arkamı korkarak döndüm ki ne göreyim a dostlar ayıkladıgım 1 leğen bibere benim evlat şarılll şarıll işiyor hemde donuyla... İşte o an kalktım hiçbirşey demeden mutfağa gidip hüngür hüngür sessizce ama katılırcasına ağladım :( Allahım demiştim ne kadar zor annelik ve ben neden bu kadar zorlanıyorum.. Tüm benliğimle ağladım o gün.. Ama çiş yüzünden değil tamamen bir birikimdi benimki. :(
Çocugum herhalde o günden bahsediyor diye düşünüyorum. Her ne olursa olsun herzaman kızıma karsı tepkilerimde davranışlarımda hep temkinli ve ölçülü oldum. zaman geldi kafamı gömdüm yastığa, zaman geldi gittim tuvalete, zaman geldi mutfakta arkam dönük bir yandan çorbamı karıştırırken bir yandan ağladım.. Annelik gerçekten zor ama Dehb li bir çocugun annesi olmak ne demek anlatılmaz gercekten anlatmakla anlaşılamaz ve yaşamayan gerçekten anlayamaz. Allahım ne kadar zormuş annelik dediğim zamanlar çok oldu gerçekten. Ama hiç isyan etmedim sorgulamadım yargılamadım. En başlarda ifade edebilmek ve anlaşılabilmek için çok uğraştım ama doktorumuzun sakın anlatmaya kalkışma çabalama kendin sinir olduğunla kalırsın dediği andan itibaren anlaşılabilmeyi istemiyorum bana sadece anlayış ve saygı yeterli diye düşünüyorum.
Canım kızım biricik kuduruğum en kıymetlimiz.. Allahın bir armaganı bizlere ve iyiki doğurmuşum diyorum. İyiki varsın canım kızım seni çok seviyorum..
İŞTE KIZIMIN TUVALET KİTABI..
21 Ağustos 2013 Çarşamba
KUZENİMİZ EDA'MIZ 1 YAŞINDA. .
Kuzenimiz Eda iki hafta önce 1 yaşını bitirdi.Eda'nın dogum günü kutlamasgeçtiğimiz hafta sonu yaptık. Hersey cok güzeldi. Biz de kızımla Eda için şeker hamurlu 1 şeklinde kurabiyeler hazirladık rengarenk.
Zaman nasıl da hızla akıp geçiyor. Dogumu sırasında Eda'nın ananesini ısrarla arayip dogdumu iyilermi diye sorduğum gün daha dün gibi aklımda...
Canımız en küçümüz Eda'mız.. Kuzumuz mavi gözlü küçük prensesimiz.. Iyiki dogmussun iyiki varsın iyiki kızımın kuzeni bizim kuzumuzsun. Seni seviyoruz hem de çok. Doğum günün kutlu olsun. Saglikli musmutlu nice nice mutlu yillarin olsun. Rabbim her daim yüzünü güldürsün.. mutlu yıllar canımız Eda'mız. Seni çok seviyoruz ve iyiki varsın...
Zaman nasıl da hızla akıp geçiyor. Dogumu sırasında Eda'nın ananesini ısrarla arayip dogdumu iyilermi diye sorduğum gün daha dün gibi aklımda...
Canımız en küçümüz Eda'mız.. Kuzumuz mavi gözlü küçük prensesimiz.. Iyiki dogmussun iyiki varsın iyiki kızımın kuzeni bizim kuzumuzsun. Seni seviyoruz hem de çok. Doğum günün kutlu olsun. Saglikli musmutlu nice nice mutlu yillarin olsun. Rabbim her daim yüzünü güldürsün.. mutlu yıllar canımız Eda'mız. Seni çok seviyoruz ve iyiki varsın...
15 Ağustos 2013 Perşembe
4+4+4 İLE SINANMAK..
4+4+4 Adı altinda eğitim ve öğretimde degisiklige gidildi. Gidildi ama kimsenin fikri alınmadı yine deneme tahtasına dönen cocuklar oldu. Anneler çırpındı çalıştı konuştu tartıştı ama birçok cocuk 66 aylık olarak ilkokula başladı. Evet 66 aylık cocuk ilkokul 1. Sınıfa basladi başlamasına ama ayni sınıfta 72 aylık çocuk da vardı 82 aylık çocuk da.. Dolayısıyla tam bir karmaşa yaşandı. 66 aylık cocuk için müfredat agir gelirken 82 aylık cocuk sınıfta sıkıldı basit konularla yerinde saydı. Öğretmen ise farklı yaş grubundaki çocuklar arası dengeyi kurabilmek için çırpındı çalıştı ama yine de çabalar çok verimli olamadı ki verimli olmasını beklemek tam bir saçmalıktı.
Nitekim geçen yıl ilkokul 1. Sınıfa baslayan cocuklar zorlandilar ve fazlasıyla yIprandılar. Benim kızım 17 aylik iken başladı okul hayatına ve bu sene 5 yaş grubu hazırlık sınıfı yani anaokuluna kaydını yaptırdık. Şimdi okulların açılmasına 1 aydan kısa süre kala bu sistemi değiştirip cocuklarin okullarda zorlanıp yıpranmasına yol açan kişiler sistemi yine degistiriyoruz istemeyen veliler çocuklarını erken okula gondermeyebilirler diyor. Ama gecen sene ekranlara çıkıp "Çocuklarınızı okula gondermemek icin rapor alirsaniz cocugunuz mimlenicek, belki kaynastirma ogrencisi olacak" dediler. Peki sormak istiyorum geçen sene ilkokula başlatılan çocukların suçu neydi?.. Zaten kaygı duyulan konu çocukların zihinsel olarak değil fiziksel olarak okula baslamaya uygun olmamasiydi. Çocuk 5.5 yasinda. Tuvalete gidiyor belki hayatında ilk defa alaturka tuvaletle tanışıyor, ilk defa tuvaletin deligini görüyor. Cocuk tuvaletini delige düşme korkusundan dolayı tuvaletini yapamiyor. Cocuk kaka yaptiginda hijyenik şekilde temizligini yapamiyor. Peki sormak istiyorum siz okulun pencerelerini, kapılarını, tuvaletlerini, merdivenlerini 5.5 yasindaki cocuklara uygun hale getirdiniz mi? Siz sınıf mevcudunu öğretmenin her ogrenciyle yeterince ilgilenebilecegimevcuda ayarlayabildinizmi? Siz bu cocukları ders aralarında gozetim altinda tutabilecek sayida gorevliyi ayarlayabildinizmi? Benim cocugumun okulda basina fiziksel bir kaza gelse bu suçu ustlenebilecekmisiniz? Bu garantiyi biz velilere verebilirmisiniz?..
Tamam benim çocuğum 17 ayliktan beri elinde kalem tutuyor, oyun hamuruyla oynuyor. peki hayati boyunca ilk defa okulda kalem tutan cocuk ne kadar hazir okula? Tamam diyelim ki öğretmen çocukları bu konuda özel olarak çalıştıracak, el kaslarını gelistirmeye yönelik çalışmalar yaptıracak. 82 aylik cocuk ne yapicak bu arada? 82 aylik çocuğa baska 66 aylik çocuğa ayri çalışma uygulasa öğretmen, peki bu cocuklar sınıf gecmek icon ne gibi kriterleri gecmek zorunda. Diyelim ki hepsi kendi çapında gecti sinifini peki 2. Siniftada mi ayrı mufredat uygulacak 66 ve 82 aylik cocuga? NNeymiş yurt disinda çocuk 2 yaşında okula basliyormus. Tamam yurt dışında ki okul o cocuga gore ayarlaniyor, mufredat ona göre hazirlaniyor.sen bu sartlari sagladinmi ki öğretmen ve öğrenciler için de boyle sistem degisikligine kalkisiyorsun ve küçücük cocuklari deneme tahtası gibi kullaniyorsun. Bu sene belki bicok veli gec gönderecek çocuğunu ama peki gecen sene okula erken baslayan cocuklarin günahı nedir? Hele bir once ortami musait hale getir, müfredatı ona gore ayarla, sistwmi iyice planla oturt ki böyle birseye kalkisasin.
Dilerim ki evlatlarimizin hakkinda bizim hakkimizda rabbim en hayirlisini nasip etsin. Çocuklarımızın ve bizlerin şansı her daim acik olsun. Her anne baba gibi benim de bu konuda çok büyük kaygilarim var. Tam yeni sisteme göre kararlar alip planlar yapıyorken hooopp sistem değişiyor ki yolun daha en başındayiz. Diyorum ya allah sonumuzu hayir etsin evlatlarimiza ve bizlere herşeyin en hayirlisini nasip etsin inşallah. .
Nitekim geçen yıl ilkokul 1. Sınıfa baslayan cocuklar zorlandilar ve fazlasıyla yIprandılar. Benim kızım 17 aylik iken başladı okul hayatına ve bu sene 5 yaş grubu hazırlık sınıfı yani anaokuluna kaydını yaptırdık. Şimdi okulların açılmasına 1 aydan kısa süre kala bu sistemi değiştirip cocuklarin okullarda zorlanıp yıpranmasına yol açan kişiler sistemi yine degistiriyoruz istemeyen veliler çocuklarını erken okula gondermeyebilirler diyor. Ama gecen sene ekranlara çıkıp "Çocuklarınızı okula gondermemek icin rapor alirsaniz cocugunuz mimlenicek, belki kaynastirma ogrencisi olacak" dediler. Peki sormak istiyorum geçen sene ilkokula başlatılan çocukların suçu neydi?.. Zaten kaygı duyulan konu çocukların zihinsel olarak değil fiziksel olarak okula baslamaya uygun olmamasiydi. Çocuk 5.5 yasinda. Tuvalete gidiyor belki hayatında ilk defa alaturka tuvaletle tanışıyor, ilk defa tuvaletin deligini görüyor. Cocuk tuvaletini delige düşme korkusundan dolayı tuvaletini yapamiyor. Cocuk kaka yaptiginda hijyenik şekilde temizligini yapamiyor. Peki sormak istiyorum siz okulun pencerelerini, kapılarını, tuvaletlerini, merdivenlerini 5.5 yasindaki cocuklara uygun hale getirdiniz mi? Siz sınıf mevcudunu öğretmenin her ogrenciyle yeterince ilgilenebilecegimevcuda ayarlayabildinizmi? Siz bu cocukları ders aralarında gozetim altinda tutabilecek sayida gorevliyi ayarlayabildinizmi? Benim cocugumun okulda basina fiziksel bir kaza gelse bu suçu ustlenebilecekmisiniz? Bu garantiyi biz velilere verebilirmisiniz?..
Tamam benim çocuğum 17 ayliktan beri elinde kalem tutuyor, oyun hamuruyla oynuyor. peki hayati boyunca ilk defa okulda kalem tutan cocuk ne kadar hazir okula? Tamam diyelim ki öğretmen çocukları bu konuda özel olarak çalıştıracak, el kaslarını gelistirmeye yönelik çalışmalar yaptıracak. 82 aylik cocuk ne yapicak bu arada? 82 aylik çocuğa baska 66 aylik çocuğa ayri çalışma uygulasa öğretmen, peki bu cocuklar sınıf gecmek icon ne gibi kriterleri gecmek zorunda. Diyelim ki hepsi kendi çapında gecti sinifini peki 2. Siniftada mi ayrı mufredat uygulacak 66 ve 82 aylik cocuga? NNeymiş yurt disinda çocuk 2 yaşında okula basliyormus. Tamam yurt dışında ki okul o cocuga gore ayarlaniyor, mufredat ona göre hazirlaniyor.sen bu sartlari sagladinmi ki öğretmen ve öğrenciler için de boyle sistem degisikligine kalkisiyorsun ve küçücük cocuklari deneme tahtası gibi kullaniyorsun. Bu sene belki bicok veli gec gönderecek çocuğunu ama peki gecen sene okula erken baslayan cocuklarin günahı nedir? Hele bir once ortami musait hale getir, müfredatı ona gore ayarla, sistwmi iyice planla oturt ki böyle birseye kalkisasin.
Dilerim ki evlatlarimizin hakkinda bizim hakkimizda rabbim en hayirlisini nasip etsin. Çocuklarımızın ve bizlerin şansı her daim acik olsun. Her anne baba gibi benim de bu konuda çok büyük kaygilarim var. Tam yeni sisteme göre kararlar alip planlar yapıyorken hooopp sistem değişiyor ki yolun daha en başındayiz. Diyorum ya allah sonumuzu hayir etsin evlatlarimiza ve bizlere herşeyin en hayirlisini nasip etsin inşallah. .
4 Ağustos 2013 Pazar
BIRAZ DA EĞİTİM. .
Uzun bir yaz tatili donemini bos gecirmemek adina küçük calismalar yapıyoruz kızımla. Daha okul kapanmadan önce internetten bazi sitelerden arastirmalar yapip kizimin yasina ve gelisim durumuna uygun bazi calismalar bulup yaziciyla ciktisini alıp küçük bir dosya hazirladim. Geneli nokta birlestirme örüntü ve cizgi calismalarina dayali. Ayrica daha yari dönem sirasinda aldigim Doçent Dr. Osman Abalı nin dikkat gelistirme setinin bir tanesini yanımızda getirdim. Kaydimizi yaptırırken yeni okulumuz Bahçeşehir Kolejinden 3 kitap hediye ettiler kizima Ilk cizgilerim adinda. Canakkale'de cok fazla secenek olmamasina karsilik bikac kitapci gezdikten sonra istediğim gibi bir alıştırma kitabı buldum. Eglenceli cizgiler kitabi ki bizim aldigimiz Eglenceli çizgiler-2 kitabı 6-7 yas fakat genelde kizim cogunu yapabilecek durumda oldugundan ki su anda okul oncesi 5 yas sinifindaki mufredata cok yakin o yuzdentereddüt etmedim alirken. Birkac sayfasini atladık elbette ama geneli kizim icin uygun. Ayrica noktadan noktaya kitabi ile hem sayilari hem sayilarin sirasini hatirlamis unutmamis oldu kizim. Ama biraz basit geldi ve genelini tek basina yapti. Yinede noktadan noktaya cizilen cizgiler epey el koordinasyonunu gelistirdi kizimin. Epey çalıştık ama yine de çok ilgilenememisim gibi geliyor. En azindan yaz tatilini sadece oyunla gecirmedigimiz icin mutluyum. 1 hafta sonra canakkale'den istanbul'a evimize dönüyoruz. Evimizde daha iyi faaliyetler yapabilecegimize ve dikkat suremizin daha uzun olacağını dusunuyorum. Emek vermek gerek çocuklara her konuda. Saglikli bilincli biraylar olabilmeleri icin. 4 yas cocugunun egitimi zaten oyun agirlikli olmasi gerekiyor. Oyunkarimizin da birsey katabilecek nitelikte olmasina ozen gosteriyorum. Dikkat suremiz kisa oldugu icin hem calisma ve faaliyetlerimize hem oyunlarimiza daha cok hayal gücüne dayali şeyler katmaya calisiyorum ki dikkatimiz dagilmasin biraz daha uzun odaklanabilelim diye. Herşey kizim icin ve en onemli sorumlulugum işim benim kızım. Emek verildiginde ve bol sabır ile hersey daha iyi daha kolay.. Tek cabam kizimin mutlulugu ve basarisi. Canımız En kiymetlimiz hersey senin için canım kızım. .
ZORLU BİR 1 AY..
Her yaz olduğu gibi yine canakkaleye ananemizin köyüne geldik kizimla birlikte yaz tatili icin. Ama bu yaz biraz zorlu geciyor bizim icin. Ananemiz bel fıtığı teşhisi ile hastaneye yatti ve yaklasik olarak 1 aydir hastanede fizik tedavi görüyor. Dedemiz ve büyük ananemiz ile ilgilenmek bizim gorevimiz 1 aydir. Yemek temizlik oyun uyku ders derken hızlı ve yorucu geçti 1 ay. Her zamanki gibi iş güç yormadi beni. Fiziksel yorgunluktan ziyade ananemiz ve büyük ananemiz in hastaligi üzdü ve daha cok kizim konusunda dengeyi tutturabilmek konusunda cok zorlandim. Duzenimiz gerçekten çok bozuldu. Cok zor koyabildigimiz kuarallara uyma konusunda ve zor belirleyebildigimiz sinirlarimizi tanimaz uygulamaz oldu kizim. Soylenileni duymazdan gelme ve kural tanimamazliga birde asiri bir özgürlük eklenince durum daha da zorlasti. Köyde surekli bahcede ozgurce oynayabilmenin verdigi cesaret, babasini asiri ozlemesi ve ananemizin hastanede olmasi epey etkiledi kizimi.
Bir gün bahcede mirildanirken gördüm. Dinledim ve dua ettigini duydum. "Bismillah allahim ananem bidaha hasta olmasin dedem babam annem ben insallah hic hasta olmayalim büyük ananem hic hastaneye yatmasin amin allahim amin"... farketmiyor etkilenmiyor diye düşündüğümüz şeyler aslında nasilda yer ediyor çocukların minicik iç dunyalarinda.Duymazdan gormezden geliyor gibi görünüp nasilda dert ediyorlar kendilerine. Tabiki bu etkilenme yine bizde hiperaktivite ve özellikle durtusellik olarak patlak verdi. Tehlikeli oyunlar, kural tanimaz ozgur tavirlar, kendi basina alip basini gitmeler vee bana inanilmaz yapisik yasama durumu.oturdugum zaman hemen kucagima cikiyor uyurken uzerimde yatıyor, ayaktayken pantolunumun pacasinda. Her yolu deniyorum surekli vakit ayirmaya calisiyorum ama yok illaki bana yapisik durucak. Aslinda cok sosyal bir cocuk ve cok girisken ama burda dengemiz tepetaklak oldu. Okulun uzun suredir tatil olmasi sinirlardan ve kurallardan uzaklasmamiza sebep oldu. Yemek yerken bile gelip koluma yapisiyir kucagima cikmaya calisiyor uyurken uzerime yatıyor banyo yaparken kapiyi yumrukluyor hadi annee diye. Hadi anne diyor ne neye hadi diyorum bir cevabi yok. Inanilmaz sekilde yipratiyor bu surec beni.
Sanki ilk dogdugu zamanlara geri dönmüş gibiyim. Emzir altini temizle gazini cikar... arada sirada da olsa hastanede ziyaret edip temiz kiyafet götürüp ihtiyaclarini karsilamam gereken bir annem, kesinlikle gözönünden ayirmamam gereken duzenli beslenmesini ve ilaclarini zamaninda almasini saglamam gereken bir ananem, yemegini yapip kiyafetlerini yikayip evini temizleyip gece yanina yiyecek biseyler hazirlamam gereken bir babam ve surekli su icerken elimden tutan tuvalete girdigimde bile yanimda dikilen yemek yememe banyo yapmama müsade etmeyen bir kizim var. Esim ise koskocaman bir ramazan ayini hem calisip hem yemek hazirlayip hem oruc tutarak istanbulda tek basina gecirdi :( 2 gun sonra annem hastaneden taburcu olucak kardesim bayram tatili icin koye gelicek esim kizimla beni almaya gelicek 5 gun sonra evimize donucez ama sanki bende ne gun ne ay ne saat kavrami kalmis.
Biseyleri dengede tutmam gerek ve ben en cok kizim konusunda caba gosterip dikkat ediyorum etmeye calisiyorum. Evimize gelen bir misafir veya bikac saatligine gittigimiz alisveris merkezi bile hemen duzenimizi bozuyor dengeleri degistiriyorken hayatimizda su an gercekten zor bir surecteyiz duzenimiz kuarllarimiz sınırlarimiz altüst durumda. Evimize donmeyi bekliyorum birseyleri tekrar yoluna koymak duzene sokmak icin. Zor bir zaman yine bizi bekliyor umarim cok zorlanmayiz. Benimse ciddi anlamda dinlenmeye rahatlamaya nefes almaya ihtiyacim var. Canim kocacazim tatil ayarladi 1 haftalik antalya da. Agustos sonu gidicez ve insallah hepimize iyi gelicek. Asla isyan etmiyor her daim rabbime sukrediyorum. Allahim bugunumuzi aratmasin beterinden korusun insallah. En kötü gunumuz boyle olsun. ..
Bir gün bahcede mirildanirken gördüm. Dinledim ve dua ettigini duydum. "Bismillah allahim ananem bidaha hasta olmasin dedem babam annem ben insallah hic hasta olmayalim büyük ananem hic hastaneye yatmasin amin allahim amin"... farketmiyor etkilenmiyor diye düşündüğümüz şeyler aslında nasilda yer ediyor çocukların minicik iç dunyalarinda.Duymazdan gormezden geliyor gibi görünüp nasilda dert ediyorlar kendilerine. Tabiki bu etkilenme yine bizde hiperaktivite ve özellikle durtusellik olarak patlak verdi. Tehlikeli oyunlar, kural tanimaz ozgur tavirlar, kendi basina alip basini gitmeler vee bana inanilmaz yapisik yasama durumu.oturdugum zaman hemen kucagima cikiyor uyurken uzerimde yatıyor, ayaktayken pantolunumun pacasinda. Her yolu deniyorum surekli vakit ayirmaya calisiyorum ama yok illaki bana yapisik durucak. Aslinda cok sosyal bir cocuk ve cok girisken ama burda dengemiz tepetaklak oldu. Okulun uzun suredir tatil olmasi sinirlardan ve kurallardan uzaklasmamiza sebep oldu. Yemek yerken bile gelip koluma yapisiyir kucagima cikmaya calisiyor uyurken uzerime yatıyor banyo yaparken kapiyi yumrukluyor hadi annee diye. Hadi anne diyor ne neye hadi diyorum bir cevabi yok. Inanilmaz sekilde yipratiyor bu surec beni.
Sanki ilk dogdugu zamanlara geri dönmüş gibiyim. Emzir altini temizle gazini cikar... arada sirada da olsa hastanede ziyaret edip temiz kiyafet götürüp ihtiyaclarini karsilamam gereken bir annem, kesinlikle gözönünden ayirmamam gereken duzenli beslenmesini ve ilaclarini zamaninda almasini saglamam gereken bir ananem, yemegini yapip kiyafetlerini yikayip evini temizleyip gece yanina yiyecek biseyler hazirlamam gereken bir babam ve surekli su icerken elimden tutan tuvalete girdigimde bile yanimda dikilen yemek yememe banyo yapmama müsade etmeyen bir kizim var. Esim ise koskocaman bir ramazan ayini hem calisip hem yemek hazirlayip hem oruc tutarak istanbulda tek basina gecirdi :( 2 gun sonra annem hastaneden taburcu olucak kardesim bayram tatili icin koye gelicek esim kizimla beni almaya gelicek 5 gun sonra evimize donucez ama sanki bende ne gun ne ay ne saat kavrami kalmis.
Biseyleri dengede tutmam gerek ve ben en cok kizim konusunda caba gosterip dikkat ediyorum etmeye calisiyorum. Evimize gelen bir misafir veya bikac saatligine gittigimiz alisveris merkezi bile hemen duzenimizi bozuyor dengeleri degistiriyorken hayatimizda su an gercekten zor bir surecteyiz duzenimiz kuarllarimiz sınırlarimiz altüst durumda. Evimize donmeyi bekliyorum birseyleri tekrar yoluna koymak duzene sokmak icin. Zor bir zaman yine bizi bekliyor umarim cok zorlanmayiz. Benimse ciddi anlamda dinlenmeye rahatlamaya nefes almaya ihtiyacim var. Canim kocacazim tatil ayarladi 1 haftalik antalya da. Agustos sonu gidicez ve insallah hepimize iyi gelicek. Asla isyan etmiyor her daim rabbime sukrediyorum. Allahim bugunumuzi aratmasin beterinden korusun insallah. En kötü gunumuz boyle olsun. ..
2 Ağustos 2013 Cuma
KENDİ FAALİYET ve ÇALIŞMALARIMIZ


Henüz kızım doğmadan hatta daha evlenmeden önceleri aklımdan geçirir hayal ederek tasarlardım. Çocugum olunca patates baskıları yaparız resimler yaparız falan diye. Her zaman her ortamda çocuklarla iyi anlaşma konusunda ilgi çekmişimdir. İlk evlendiğimiz zamanlarda ki henüz çocugum yok iken bayram seyran ve özel günlerde kayınvalidemlere gittiğimizde benim görevim çocuklarla oynamak onları oyalamak olurdu ki bunu zevk ile yapardım. Temizlik işlerine karışmamakta cabası :) şaka bir yana oldum olası cocuklarla iyi anlaşır ve çok iyi iletişim kurabildiğime inanırım ki inanmakla kalmam kurabiliyorum ve bu konuda iddialıyım. Çok süper savaşçılık oynar süper evcilik oyunları kurarım. Kayınvalidesinin evinde ve kayınpederinin gözü önünde çocuklarla yerden yüksek oynayan nadir gelin ve yengelerden olduğumu düşünmekteyim :) bu yeteneğim sayesinde kızımla da çok iyi iletişim kurabilme kendimi onun yerine koyup ne hissettiğini anlayabilme şansına sahibim. Evet dediğim gibi çocuklarla aram çok iyi, çocuklara karşı çok sabırlı ve çocuklarla bıkmadan sıkılmadan saatlerce oynayabilme yeteneğine sahibim fakaatt kızım doğunca işler biraz değişti maalesef. Çocukların kalbine taht kurmuş, çocukların sevgilisi olan benn kızımla karşılayınca afallayıverdim birden. Her çocukta ile yarayan metodlar, her çocugun ilgisini çeken zevk veren oyunlar kızımda pek ile yaamadı maalesef. Aşırı hareketli olan kızım okudugum kitapları kemiriyor, kurdugumuz oyunları bozmayı tercih ediyor ve genelde dar aralardan geçip en tepelerden atlamayı seviyordu. İşin içinde sürekli hareket ve ehlike olunca hem oyunlar hem de işin boyutu ister istemez değişti. Her çocugun yaşı ile doğru orantılı olan dikkat süresi ( her yaş için 1 dakika) biz de maalesef yarının da altındaydı. Ee durum böyle olunca iş başa düştü ve başladım fikirler üretmeye. 16 aylıktı kızım ilk kalemi eline verdiğimde. Her kalemi alamıyorum sürekli ağzına sokuyor ağzına sokmakla kalmıyor sürekli kemiriyor, kalem elinde koşuyor sivri olmaması gerek. Sonunda araştırdım gözlemledim bakındım düşündüm ve carioca marka bir kalem buldum ucu kısacık küt ve su bazlı hemde sivri değil. Hemen aldım verdim eline oturttum sehpaya önüne bir boyama kitabı koydum basladı karalamaya ama maksimum 30 saniye. Sonraları parmak boyayı kesfettik hem küçük kas gelişimi için faydalı hem eğlenceli. Ama onun da bizi oyalaması mümkün olmadı maalesef. Ardından sulu boya denedik o su ike oldugu için biraz daha uzun sürdü. Deneme yanılma yöntemlerim sonucunda sadece kesme sadece boyama yada sadece yapıştırma faaliyetinde kızımın dikkat süresinin çok kısa olduğunu farkettim. İçinde hem kesme hem boyama hem yapıştırma olan faaliyetlere yer vermeye başladık. Bir gün ne yapabiliriz diye düşünürken büyük temalı bir boyama sayfası buldum evde ne varsa mercimek sehriye pirinç vb malzemeleri küçük sos kaplarına koyup şemsiye resmi olan boyama sayfasına yapıstırdık ve cok eglendik. Yine başka bir gün eşimin eve getirdiği dev proje kagıtlarından birini yere serip kızımı üzerine yatırıp onun kalıbını çıkarttım:) ellerinin ve ayaklarının kalıbını renkli el işi kagıtlarına çizip kestik ve büyük kartonun üzerine el ve ayak kısmına yapıştırdık. Sonra oturup renkli el işi kagıtlarını küçük küçük yırtıp karton üzerindeki (servis şoförünün kızını çok begenmiş kızım o yüzden çizdiğimiz karaktere irem ismini verdik) iremin vücuduna yapıştırıp elbisesini yaptık. Sonra sac göz agız burun yapıp kızımın İrem ile güzell bir fotografını çekip İrem kızımızı evimizin koridoruna astık. Baska bir gün bir at temalı büyük boyama sayfasını süsledik. Saç ve kuyrugunu yün parçalarından vücudunu pirinç tel şehriye el işi ve kumaş karışımından yaptık. Hem de süper oldu. Yine bir gün evdeki eski ve dergi ve gazetelerden kitaplardan aile resimleri kesip beyaz bir kartona yapıştırdık ve aile konulu bir çalışma yaptık. Kızımın okuldan geldiği ir sonbahar günü montlarımızı giyip elimize poşet alarak aşagı indik. Agaclardan yeşil ve kuru yapraklar topladık, çimenler ekledik. Beyaz bir kartona agaç çizip topladıgımız kahverengi ve yeşil yapraklarla süsleyip sonbahar faaliyeti yaptık. Bunlar sadece faaliyetlerimizden birkaç tanesi. Bu yıl önümüzdeki eylül ayında 5 yaş grubu hazırlık sınıfında olucak kızım yani ilköğretim öncesi anaokulu hazırlık sınıfı. Artık bu yaz itibari ile çizgi çalısmaları, örüntü, hedefe ulaşma, nokta birleştirme vb çalışmalara agırlık vermeye başladık. Yaz tatilinde oyun faaliyet yanı sıra doğru kalem tutma ve çizgi çalışmaları üzerine yoğunlaştık. Küçük kas gelişimimiz için faydalı olduğunu duyduğum ve düşündüğüm için masa üzeri traş köpüğü çalışmaları yapıyoruz. Traş köpüğünü masa veya geniş bir tepsi içine sıkıp şekil rakam ve çizgi çalışmaları yapıyoruz. Bazı kitaplar aldım kızım için genellikle çizgi çalışması ağırlıklı ve Doçent Dr. Osman ABALI nın Dikkat GÜçlendirme Seti nin 4 yaş serisinden çalışmalar yapıyoruz. Durumumuz gereği dikkat süremiz biraz kısa ve çok çabuk dağıldıgı için faaliyetlerde oldugu gibi çalışmalarda da birkaç ayrı kitapla çalısıp değişik konularda çalışmalar yapıyoruz. Böylece çizgi çalışmasından sıkıldıgını farkettiğim anda dikkat geliştirme etkinliklerine atlıyoruz daha sonra nokta birleştirme vb.. Dehb li bir çocukla yaşam gerçekten çok zor hele bir de dürtüsellik ön planda ise dikkat toplama konusu daha da zorlayıcı olabiliyor. Ama biraz çaba fazla sabır ve bol bol okuma ve araştırmayla bir şekilde başaçıkabiliyor dehb ile yaşamayı ögrenebiliyorsunuz. Hala okuyorum arastırmaya devam ediyor en iyisi için var gücümle çabalıyorum. Elbette ki of çektiğim zamanlar yorulduğum anlar olmuyor değil. Ama eger arastırılırsa yeterli çaba gösterilir ve çocuk dogru alanlara faaliyetlere yönlendirilirse dehb ile normalin de üzerinde bir başarı saglanıp dehb ile daha kolay bşr alam elde edilebilir diye düşünüyorum. Yazmaya devam edicem elbette. Umarım birileri yazdıklarımı okur ve yanlız olmadıgını anlar. Biraz olsun yardımım dokunsa dehbli bir çocugun annesine yardımım dokunsa en azından durumunu paylaşıp yanlız olmadığını hissettirebilsem ne mutlu bana. Dehb li ve tüm özel durumlu çocuklu ailelerin en önemli ihtiyacı biraz hoşgörü anlayış ve saygı. Bunun çok büyük istekler olmadıgını düşünüyorum.. Her zaman dediğim gibi bizi bizden başkası anlayamıyor maalesef..1 Ağustos 2013 Perşembe
HAYVANSEVERİZ HEM DE ÇOKK
Kendimi bildim bileli hep hayvarlarla içiçeyim. Ayırt etmeden hepsini severim hayvanların ve hepsinin kendine has bir güzelliği var. Çevremde hayvanlardan korkan hatta çocuguna da bu korkuyu ister istemez aşılayan bir çok kişi var. Bir hayvan sever hatta aşırı hayvan seven birisi olarak kızıma da tüm hayvanları sevmeyi öğretiyorum öğretmeye çalışıyorum. Her yaz olduğu gibi yine çanakkale'ye ananemiz ve dedmizin yanına geldik tatil için kızımla. Çamur toz toprak güneş deniz ve en önemlisi hayvanlarla süper bir yaz tatili geçirdi kızım. Ördeklerimiz tavsanımız civcivlerimiz ve kadim dostumuz köpeğimiz poyraz. Oglum diyorum poyraza ben çünkü gerçekten benim oğlum gibi. Üniversitede minicikti ilk poyraz hayatıma girdiğinde. Üç sene aynı evi paylaştık poyraz ile. Evlendikten sonra evimizin baheÇesinin olmaması ve eşimin namaz kılması dolayısıyla poyraz ananemiz ve dedmizle yaşamaya basladı. Tuvalet egıtımli aşırı sadık duygusal ve kızıma rakip. Her yenilenden ıkı tane cıkartıyoruz bahceye bir poyraza bir kızıma. Kızıma rakip olmasına ragmen gayet anlayışlı ve sabırlı aynı zamanda kızıma karşı. Kafasına kum dökülmesine hatta kızımın kirpiklerini incelemesine bile izin veriyor poyrazcım :) Al ye poyraz diyerekten kızımın uzattıgı yaoragı yada sopayı kızımı kırmamak için agzına alıp bşr kıyıya bırakıyor. Poyraz bizim ailemizden birisi. Evcil hayvanlarımızdan ziyade dedesi sayesinde bir çok yabani hayvanı inceleme şansı buldu kızım. Dedemiz bir sabah kirpi getirdi inceledik konuştuk ve hadi yavrularına git diyerek geri bıraktık. Bahce lavabosunda mahsur kalan bir kertenkeleyi inceleyip, dedemizin yakaladığı su kurbagasını sevdik. Çekirgeyle sohbet edip bacagına dokununca zıpladıgını öğrendik. Komşumuzun talasında bulduğu yaban tavşanını sevip yine dedemizin getirdiği evcil tavşanı 1 hafta besleyip misafir edip sahibine iade ettik. İnanıyorum ki bitki ve hayvan seven kişinin içinden insan sevgisi eksik olmaz. Ve daha çocuk bebekken öğretilmeli her hayvanın kendine has güzelliği olduğu ve onların incitmeden sevilmesi gerektiği. Ne mutlu ki kızım da benim gibi hayvansever. Elinde tuttugu kurbaga ve evde beslenen kedinin hiç bir farkı olmadığını düşünüyorum ve kızıma da bunu öğretmeye çalışıyorum. Eşimin bahçeli bir ev inşa etme hayali var. Geçenlerde aramızda konuşuyoruz bahçesi şöyle olur çatısı böyle olur diye. Kızım "babaa bahçeli evimiz olunca keçi alalımmıı?" Dedi. Ohh daha ne olsun keçi de alırız bahçeli ev de yaparız :D hep böyle ol kızım sevgi dolu merhametli güçlü ve cesur..
30 Temmuz 2013 Salı
DEHB İle YAŞAMAK... 3. Bölüm (Sadece SAYGI olsa)
Tam karşımda uyuyosun su anda ve ben sana bakıyorum.. Upuzun saçların, uzun ince kolların bacakların ve altı kirli ayakların. Nasılda hızlı geçti zaman bir ay sonra 4,5 yasını bitiriyorsun. Evet büyüdün evet zaman çok hızlı geçiyor ama ne kadar hızlı? Nasıl hızlı ve ne kadar gözümü kapatıp açtım ben sen bu denli büyürken.. Çok açtım ama az kapattım daha doğrusu kapatabildim. Evet az uyuyan bir bebektin sen ve hala az uyuyan uyku sevmeyen bir çocuksun ama uyku değil mesele.. Şöyle bir geriye baktıgımda her anı dolu dolu her anı mücadele ve her anı emek dolu koskocaman 4 yıl görüyorum. Farklıydı gercekten bizim seninle hayatımız her asamamız. Her cocuk denilen genelleme içindeki gibi değil yani her çocuğun koştuğu gibi koşmadın sen yada her çocugun oynadığı gibi oynamadın hep bişeyler farklıydı hep bişeyler hızlıydı yada hep bişeyler upuzundu normalin aksine. Hep hızlı koştun hep farklı yaklaştın ve hep uzun yasadık olayların ilginç üzücü yanlarını. Taa hamilelikte başladı aslında bizim maceramız hikayemiz koşturmacamız. İlk gülerek çıktın karnımdan ve ilk çzerine örtülen battaniyene tekmeyle karşılık verdin sen. İlk evimizin içinde gece nöbetlerimizde başın dik durdun omzumda ve hep meraklı gözlerle baktın etrafa.. Çoookk istedim ben seni dünyaya getirmeyi ve daha karnımda bile yoktun sen ben senin hayalini kurmaya başladım.. Sigaram vardı benim elimde bıraktıgı kokuyu bile sevdiğim, sabah uyanır uyanmaz elimi uzattığım ilk şeydi benim sigaram.. Sabah ilk uyandığımda yaktığım tadına doyamadığım, zaman gelip 2-3 kişi cep harclıgımı birleştirip aldığım, sırf sigara kokuyorum diye yıllarca babama sarılmama engel olan ama tutkum olan sigaram.. Sonra pıt pıt diye yanıp sönen bir nokta gördüm ben bir su dolu baloncugun içinde.. Minicik kalbini gördüm ben senin. Ya benim yüzümden bu kalbe bişey olursa diye endişelenip tek seferde tek nefeste bıraktım sigarayı.. İçimde büyüdü büyüdü büyüdü kocaman oldu o minik noktacık ve bir gün geldi kucağıma. Dünyam oldu, tutkum oldu, hayatım oldu, parçam oldu en kıymetlim oldu.. Ben getcekten bir insanın burnunun direğinin sızlayabileceğinini seninle öğrendim. Evet deyim değilmiş evet mecaz değilmiş ve bir insanın burnunun direği gerçekten sızım sızım sızlarmış. Bir insan sokaktaki yavru köpeğe aglayabilir, elalemin ağzı burnu pislik içindeki çocugunu bagrına basıpta şapurr şupurr öpebilirmiş. Bir zamanlar gözü kapalı bindiği gondola ve uçan salıncaklara sırf evladının annesiz kalma ihtimalini düşünüp korkudan binemezmiş. Hamileyken her yediği kavun dilimi için ohhh şu anda içimdeki evlada vitamin gidiyo yaşasın diyerekten içinden sevinebilirmiş.. Geldin kızım hayatımıza. Evet geldin hoşgeldin hayatımıza ama bir geldin koşarak geldin ve hala durmadın koşuyosun:) dönerek tepinerek hareket halinde geldin. Çok değişikti bizim herşeyimiz duydugumun okudugumun bildiğimin ögrendiğimin aksine. Ben seninle farklı olmayı sürekli mücadele halinde olmayı sürekli uyanık olmayı öğrendim. Ben çok şaşırdım ben çok çalıştım ben çok okudum ben çok düşündüm ben çok araştırdım ben çok karşı durdum ben çok anlatmaya çabaladım ben çok ortamdan çatlayacak duruma geldim ben çok anlatmaktan vazgeçtim. Ben çok çabaladım çok sebep aradım ben çok anlatmaya farkı anlatmaya çalıştım. Sen her çocuk gibi değildin.. Ben hiç ananenin dediği gibi seneye kışa rahatlamadım yada sen hiç seneye yaza oturaklaşmadın. Sen hep farklıydın biz hep farklıydık ve bizim durumumuz gerçekten her çocuk gibi değildi. Biz diş çıkarınca rahatlamadık yada bizim iki yaş sendromu dönemimiz geçince sen durulmadın. Sen hiç düşünce vazgeçmedin yada elin yandığında sobaya birdaha yaklaşmaktan vazgeçmedin. Hayırr ilte her çocuk aynı değildi yani sen her çocuk gibi değildin. Nasıl mı geçti bu 4 yıl? Mücadeleyle geçti uyanık olmak zorunda olmakla okumakla çabayla pes etmemekle ayakta kosarak yılmadan dikilmekle sürekli dikkatli olmak zorunda olmakla dalgınlıga hakkım olmadan geçti. Şikayetçimiyim? Hayır! En başa dönsem aynısını yaparmıydım? Evet! Hemde hiç düşünmeden yapardım hem de fazlasıyla. Evet biz DEHB ile yaşıyoruz yaşıycaz. itiraf etmeliyim ki gerçekten çok çaresiz kaldıgım zamanlar oldu bööyyle afalladıgım ne yapmam gerektiğini bilmediğim saatlerce agladığım yanlızlıga isyan ettiğim 2 hafta banyo yapmadığım mşsafirliğe gittiğim evde hiç oturmadan ayakta başında beklediğim ikram edilen pastadan bir çatal, çaydan bir yudum alamadığım ve gerisi geriye oturmadan geri döndüğüm zamanlar.. Rüyalarımda tehlikelerle savastıgım, kabuslarımda senin pencerelerden sarktıgını gördüğüm aglayarak uyandığım geceler.. Herseyden heryerden mahrum kaldıgım cocuksuz rahatt sohbet muhabbet eden yiyip içen ortamda musmutlu muhabbetle takılan arkadaslarıma içten içe nefret duydugum "ehhh kızımm bikaç sene sonra senin cocugun oldugunda benimki büyüycek ben o zaman otururken sen ayakta olucaksın" diye içteeenn içee kendimi kandırmaya çalıştıgım zamanlar.. Gamsızca oturup cayını içen komsuların çocuklarının yan odada normal şekilde oynamasına özendiğim komsulara bendenn beter olunn dıye içten içe öfkelendiğim zamanlar. Seni pusetine baglayıp saatlerce durmadan hiçç durmadan umarsızca tutarsızca sürekli yürüyüp kafa dinlemeye çalıştıgım zamanlar.. Annelik bumu yaa dediğim annelikten yorulduğumm ben anneliği hiç sevmediğim dediğim anlar oldu.. Ama beni en çok üzen şey anlatamamak anlaşılamamaktı. Bırakk çıksın balkona biz burdayız bakarızz, bırakk bırakk düşsün bak bidaha çıkıyomu, bırakk bırakk yansın eli bak bidaha elliyomuu bak bidaha yapıyomu bakk bşdaha bak bidaha... Evet kardeşimm evet arkadaşımm evet dostumm evet sırdaşımm ever komşumm evet öğretmenimm evet sıkaktaki teyzemm evet bakkal amca evett kanka evett evet kuzen evett aileden birileri evet çok bilmiş çocuksuz kişi evett kreş sahibi evett bekar insannn evett miletimm evet tekrar yapıyo bu çocuk, bu çocuk tekrar elliyo bu cocuk tekrar koşuyo evet bu cocuk tekrar yalıyo.. Bi susun ya tamam kardeşim anlamayın anlamaya calışmayın ama bir susun bir bekleyin bir dinleyin bir saygı duyun.. Koydugum kuralı tanıyın hayırımı evet yapmaya olanı küçük gücünüzle tersine döndürmeye çalışmayın sadece saygı göstein sadece saygı istiyorum.. Beni en çok bu yordu kızm eni en çok saygı görmemek anlattıgımın duymazdan gelşnmesi görmezden görülmesi yordu.. Bu gece şu anda eni yine en baştan doğurma şansım olsa ben yine en bastan aynı leyleri yapar hatta daha üsünü için çabalar ve seçme şansım olsa yine seni doğururdum.. İyiki sen varsın iyiki bizim kızımız sensin iyiki olduğun gibisin..
11 Temmuz 2013 Perşembe
DEHB ile YASAMAK.. 2. Bölüm
Anne karnından itibaren hareketli bir çocuktu kızım. Hamileliğimde canım yanıyorr diyerekten agladığımı hatırlıyorum.. Daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi odaya ilk geldiği anda hemşirenin ilk cümlesini hiç unutmuyorum; "çok aktif bir bebek".... Dogumdan çıkmış olmanın verdiği yorgunluk ve agrılar eşliğinde annemin tekrar tekrar söylediği cümle; "herkesin bebeginin üzeri örtülü bizimkinin açık, hemşire örtüyor bizimki açıyor. En sonunda hemşire vazgeçti üzerini örtmedi üşüycek diye çok korktum..". Hastane macerası sonra eve geldik tüm gece ayaktayız kızım kucagımda evde dolaşıyoruz kafası dimdik etrafa bakınıyor.. Beşiğinde uyuyan kızçeme bir bakayım diyorum yanına gidiyorum o da nee kızımın altı çıplak.. Bizim hanım tekmelenip tepinip pijamasını cıkar mış :) yatak odasında yatagın başucuna bıraktıgım kızımı döndüğümde yatagın ayak ucunda köşede buluyorum.. Günler birbirini kovalıyor kızım 2,5 aylıkken ilk yüzüstü dönüşünü yapıp etrafa bakınıyor.. Ekstra hareketli bıraktıgın yerde durmayan bir bebek. Hareketlerini engelleyemiyoruz bari güvenli sekilde dönmeyi öğretelim dedik. Babası kanepeden nasıl inmesi gerektiğini ögretmeye basladıgında 4 aylık falandı kızım. 2 kanepe tv sehpası ve sandalyeler yardımıyla küçük bir oyun alanı olusturduk kızıma. Yumusacık minderlerle kapladım tabanını cunku ayaga kalktıgında birden dimdik arkaya bırakıyordu kendini. Sonraları oyun alanı genişledi sandalyelerle kapıya barikat kurduk :) Prizlere kapak, sivri köşelere silikon koruyucu, dolaplara kilit alındı. Kablolar ortadan kaldırıldı banyo tuvalet çalışma odası kapıları kilitlendi. 10 aylık kızımızın desteksiz pencerelere tırmanmasına sahit olunmasının ardından pencerelere kilit takıldı.. Cekmeceler acılmaya baslanınca bıcak ve catallar tezgah uzerı yuksek dolap içine kaldırıldı tezgah üzerine evladın çıkabildiği görülünce bıçaklar en üst dolap rafına yükseltildi. Cocuk elini sokmasın sivri birseyle prizi dürtmesin diye takılan priz kapakları bile rahatlatmadı bizim içimizi. Kızım elini sokmak şöyle dursun direkt yalamak amaclı yaklaştı prizlere. Kızım 15 aylık oldugunda artık basedemez olmustum hiçbirseyle.. Kesinlikle oturamıyorum uyuyamıyorum bir dakika bile dalgın takılamıyorum. Surekli pür dikkat takipte olmam gerek. Tabiki kreş arayısı içine girdim. Babamız çok yogun çalışıyor ve görüştüğümüz hiç kimsemiz olmadıgından kızımın sosyalleşmeye ihtiyacı oldugunu düşünüp kreş arastırmasına girdim ve bir tanesini telefonla aradım. Yaklaşık yarım saat konustuk kres sahıbıyle. Az cok bahsettım kızımdan hareketınden davranıslarından.. Eylulde gorusmek uzere anlaştık. Haftada 3 gun 2 şer saat oyun grubuyla tam 18 aylıkken eğitim hayatımıza ilk adımı attık. Tüm cocuklar masada benim kızım kıyıda baska bir köşede.. Tüm cocuklar çemberde benim kızım top havuzunda.. Dikkat süresinin maksimum 1,5 dakika olması gerekiyor ama benim kızım 5 saniye oturmuyor. Her konuda o kadar çok acelesi var ki konusurken dinlemeye yada yüzüme bakmaya bile zamanı tahammülü yok.. Masa basında asla oturmuyor ama tüm hareketli oyunlara katılıyor. Evde dısarıda misafirlikte.. 10 saniye yanlız bırakamıyorum hemen ya cama tırmanıyor ya küçük parca bulup agzına atıyor ya merdivenlere kosuyor. Misafirliğe gidiyoruz herkes çayını yudumlayıp sohbet ediyor ben cocugun peşinde. Her kafadan bir ses "amann bırak cocugu gezsin gel otur, bırak bırakk ellesin çayı yansın eli bidaha ellemez, tutmaa tutmaa bırak düşsünn bidaha çıkmaz oraya..." İşte problem orda zaten aynı şeyleri tekrar yapıyor. Elinin yanması tekrar dokunmasına, başını carpması tekrar masaya cıkmasına engel değil ki.. Cocuk ne olursa olsun aynı haeketleri tekrarlıyor.. Bakıyorum milletin çocugu da kuduruyor ama bir noktada duruyor bizde bir duraklama yok.. Sürekli kosuyoruz ama merdivene yola kapıya sivri köşelere.. 2 yasına geldik hala dogdugundan beri gündüz hiç uyumuyor.. Bedenen değil zihin olarak yoruluyorum. Sürekli birsey olucak kendine zarar vericek yetemiycem yetişemiycem tutamıycam korkusu.. Hiç unutmuyorum 2 yasını bitirdiği yaz kuzenimin evindeydik ev 3. Kat. Kuzenıim arabanın anahtarlarını almak için eve gelmişti. Çıkarken evin kapısını açık bırakmış ki onun oglu 3 yasındaydı ama inanılmaz temkinli bir cocuk asla merdivene yaklaşmaz. Bir ara kızım ordana kayboldu ama saniyelik ve ben kapıdan baktıgımda kızımı merdivende dikilmiş merdiven boşluguna eğilmiş asagı bakarken gördüm. Arkasından yavasca gidip yakaladım. Ama o anın tarifi yok anlatılmaz. Bir kaç saat sonra annemin evine geldim. Ağlayarak babama; "cok korkuyorum bu çocuga birsey olucak diye, yetemiyorum bakamıyorum basaramıyorum baba çok korkuyorum çaresizim " dedim. Babam: "olurmu allah onları koruyor onlar allaha emanet korkma " dedi. Evet tüm çocuklar melek ve allaha emanet biliyorum ama.. Ama nasıl yapıcam nasıl bakıcam nasıl koruycam nasıl yeticem nasıl kazasız saglam yetiştiricem.. Nasıl başarıcam nasıl bu kadar güçlü olucam.. Evet olucam ama nasıl?...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






