23 Ağustos 2013 Cuma

KUDURUK NEŞEM İLE TEK BEDENDE.. HAMİLELİK

 
Bir gün birden aklıma bebek fikri düşüverdi kendiliğinden birdenbire. Sanki eşime birşey olacak ve bana ondan bir parça kalmalıymış gibi.. Çocuk istiyorum ben dedim eşime ama daha erken olduğunu söyledi. Haa şimdiki aklım olsaydı daha beklerdim dediğim zamanlar çok oldu hatta kendimi köşeye sıkışmış hissettikçe etrafımdaki yeni evli çiftlere "amann bekleyin hemen çocuk yapmayın" diye çok nasihatlar verdim. :) Geriye baktığımda evet çok zordu ama doğru zamanmış evet hemde en doğru zaman diyorum şimdi. Eşimi zor bela ikna edip yarım yamalak iyi madem sözünü aldıktan sonra korunmayı bıraktık.Sigara içiyordum sadece içmek denemez elimden gelse yerdim yani o derece seviyordum. korunmayı bırakalı 2 ay olmuştu ve ilk kez uçağa binicektim Görümcemin düğünü için Diyarbakır'a gidiyorduk. İnanılmaz derecede korkuyordum uçaktan. Eşim sakinleştirici ilaç almamı önerdi evet dedim alayım bari, hatta 1 gece 1 aksam alayım da iyice yatışayım. Birşey durdurdu beni sebebini bilmeden içmedim o ilacı. Diyarbakır dönüşü adet gecikmesi yaşadım hayatımda ilk defa hava değişimi falan dediler ama hava değişimi olmadıgını hissetmiştim. Diyarbakır' dan döndükten sonra eczaneden test aldırdım eşime ve gecenin 11,30 unda testi yaptım. ikinci çizgi belirmeye basladı ve ben testi bir köşeye saklayıp bir sigara yaktım. Hamileysem içemiycem ya sonkez içeyim dedim bendeki de kafa işte :) sigarayı içtim eşime ben hamileyim bidaha sigara içmiycem al paketi dedim. Coşkuyla kim varsa çevremizde hemen aradık milleti uyandırıp müjdeyi verdik. İlk anın verdiği sersemlikle yattık uyuduk. Ertesi sabah uyandığımda eşim işe gitmişti karnıma elimi koydum ama nasıl karnım acıkmış öyle böyle değil. Ve ben "keske bir kapsül olsa yutsak da yemek yemesek" diyecek derecede yemek yemeyi sevmeyen biri olarak aglayarak eşimi aradım." Benim çok karnım açççç ben yemek yemek istemiyorummmm bu çocugu nasıl besliycem ben" diyerekten yaygara kıyamet içimi boşalttım. :)

1 hafta sonra ilk ultrason için arkadaşımızın çalıştığı hastaneye gittik. Küçücük bir baloncuk ve içinde yanıp sönen bir noktacık.. Bak bebeginin kalbi dedi dr. İlk kalbi olusurmuş bebeklerin ve ben o gun öğrendim. Hastane çıkışı annemi aradım söyledim baloncuk ve noktacığı. "anaamm kalbi de mi varmışş kıyamamm " diye annem cilveleniverince tüylerim diken diken oldu. sonraki ultrason zamanlarını iple çeker olduk. balon büyüdü nokta büyüdü. Zaman geldi balonun içindeki noktacık kendini köşeden köşeye atarken yakalandı kameralarımıza ki zaten kudurukluğun ilk işaretleriymiş onlar. :) Vee başlayan doğum sabahına kadar peşimi bırakmayan bulantılar basladı. Kusmak için elle tutulur kokan yada tadına bakılan bişeye hiç gerek yoktu. Televizyonda duydugum nasır sözcüğü, kuzenimin tüm okulca birlikte kaldıgı geçici olarak yatakhaneye dönüştürülen spor salonunun sabahın ilk ışıklarındaki nasıl kokabileceğinin hayali ve otobüste önümde oturan adamın ensesinde ne kadar görünmeyen kir vardır kimbilir düşüncesi :) hayvansal her türlü gıda mahvediyordu beni. Sürekli yemek istediğim limona katık bulmak için gittiğimiz kebapçıda çorba ısmarlayıp ilk kaşıktan sonra adama bagırmıştım " hayvansal bişey varr bu çorbada hayvani bişey varr! ".." Valla yok abla valla yokk" dedi adam. Var sus dogru söyle diye adamı azarladım ki tereyag var abla diyebildi adamcagız çekinerekten. :)
 Haa birde beni o zamanlar yüreğimin enn derin yerinden yaralayan (!) kuş hikayemiz var :) Dolmuştayız Üsküdar'a gidiyoruz sahilde insanlar mangal yapıyor. Anamm canım ne çekse beğenirsiniz  KUŞ ETİ! :) Kuş isterim ben mangalda olucak minik butlarını tutup yiycem ben dedim eşime. Adam şaşırdı hayatında hiç kuş yememiş nre bilsin unuturum sandı herhalde dikkate almadı. Babamı aradım kuş varmı bana kuş bul dedim. Adam yaa dalga geçme hadi ya dedi kapattı telefonu. Ayy bir içime oturdu bir içime oturdu ki hamileyken recep ivedik filminde kızın annesi recep ivediği aşagılıyor diye hungur hungur aglamış insanım ben ki kuş yiyememek beni ne kadar yaraladı (!) siz düşünün. Aradan bikaçgün gecti evde oturuyoruz kardeşim ben ve eşim. Aglamaya başladım " bu hayatta insanın dostu yokmus babana bile güvenmiceksin yazık çok yazık" diyerekten ama ne aglamak. Eşim ve kardeşimin ısrarı üzerine durumun kuş sebebiyle oldugu çıktı ortaya :) Babam arandı eşimin dayıları arandı kuş arıyoruz dört tarafta. Eşim çaresiz napayım arka bahçede pusuya mı yatayım nerden bulayım edalarınaydı ki Ümraniyede bıldırcın yapan bir yer bulundu ve murada erildi. :) Biri of dese aglıyorum yaprak dökülür ben aglarım, sokakta yavru kedi görürüm ben aglarım.." Evde oturuyoruz gayet mutlu şekilde. Bir an geliyor ablam hüzünleniyor hem anlatıyor hem aglıyor biz eniştemle susuyoruz sadece izliyoruz. Sonra ablam sakinleşiyor ve hep birlikte neşeleniyoruz" diye anlatıyordu kardeşim benim hamilelik halimi. :)
 Kaldırımlarda agac dipleri beni kesmeyince çantama rulo rulo çöp poşeti koyup gezmeye başladım. 9 ay kustum dile kolay. Evlat kuduruk tepinirr tepinir oturur aglarım canım yanıyo dıye. Doktor baskı yapıyor yemek ye diye 1 ay acıktıkça muz ve sütle beslenme sonucu kudurukum uzamış kilo almamış. Dr bize bir azar bir azar kaydı hemen muayene sonrası balık yemeye gittik :) Saglıklı beslendım ama gercekten. Kola, gazoz vb asitli içecekler, kafeinli içecekler, salam sosis pastırma sucuk, yapay tatlandırıcı içeren yiyecekler, abur cubur asla tüketmedim tadına bile bakmadım diyebilirim. sebze ve balık agırlıklı beslendim hep.  Belkide çok dikkat etmek kendini zorunda hissetmek yordu beni hamilelik boyunca. Hem hamilelik hem de 23 aylık emzirme dönemi içinde yediğime içtiğime çok dikkat ettim. sigara hem evimde içirtmedim hem içilen ortama gitmedim kızımı sokmadım halen de kızımın yanında içirmem.
Derken dr randevumuza gittik. Dr un agrılı muayenesinden dolayı muayeneye izin vermedim ve bir ton azar işittim dr dan. Ben bu muayeneye dayanamamışım nasıl doğururmuşum ben doğuramazmışım bilmem ne.. :( Oysaki 9 ay uzun yürüyüşler nefes egzersizleri yaptım kendimi normal doğumu başaracağıma ikna ettim ama bir anda herşey paramparça oldu kırıldı dağıldı parçalandı. :( " git 1 hafta sonra gel " dedi dr hanfendi. Eşimle alışveriş merkeine gittik ve bir banka oturduk. O an orda o kadar çok ağladım ki başımı önüme eğip, önünde gözyaşlarımdan küçük bir birikinti olduğunu hatırlıyorum :( Başarısız olmustum ve ben normal doğuramazmışım diye haykırıldı ya suratıma işte sanki ben orda mahvolmuştum. Aradan 4-5 gün geçti eşimin dayılarındaydık ufak ufak kramplar hissetmeye başladım ve annemi aradım sanırım dogum yakın yarın gel diye. Ertesi sabah annem geldi günlerden perşembeydi. Cuma sabah sımsıkı bir kahvaltının ardından annemle taksiye atlayıp hastaneye dogru yola çıktık. Ama ne yağmur gözgözü görmüyor. Hastanenin önüne geldiğimizi bile farketmemişim yagmurdan. Kayıt yaptırdıktan sonra DR muayenesi için beklerken bir bayanla sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. Dr un soylediklerini anlattım üzülerek. Epey sinirlenerek " dr u değiştir kızım" dedi bana." 39+3 olmuşum nasıl değiştireyim ki artık" dedim. Sonra içeriye girdik Dr un karşısına oturdum. " Neye karar verdik" diye sordu. Derin bir nefes alıp "SEZARYAN istiyorum " dedim. " tamam alalım" dedi. Eşimi aradım " doğuma alıyorlar eve git çantanın fermuarını kapat çantayı al ve gel " dedim. Yatış işlemlerimizi yaptırdık odaya çıktık. Hastane önlüğünü giydim damar yolum açıldı. Eşim geldi ardından  can dostumuz Yasin ve eşimin kuzeni Gülşah.. Annem kıpır kıpır, eşimde bir telaş ve odada bir muhabbet..
Bense hiçbirşey hissetmiyorum. Ne korku ne heyecan ne mutluluk.. Şaşkınım. Yanımda boş duran camdan kutucuga bakıyorum ve öğleden sonra burda minik bir bebek olucak benim bebeğim.. Bu bile beni heyecanlandırmaya yetmiyor.. Ne hissedeceğimi bilmiyorum.. Sadece biraz kafam karışık..

22 Ağustos 2013 Perşembe

TUVALET EĞİTİMİ MACERAMIZ..

-Anneeaaa hani ben bi kere çiş yapmıştım da sen gizlice gelip mutfakta çok ağlamıştın. Ama o zaman ben küçüktüm tabikii dee...
Bu cümleleri kurdu geldi karşıma da. Evet dedim kendi kendime ne çok ta aglamıştım ben tuvalet eğitimi sırasında :) Her meselemiz gibi bizim tuvalet eğitimimizde tam bir mücadeleydi diyebilirim.
İlk çanakkale'de ananemizin köyünde tuvalet eğitimi için girişimde bulunduk. Pembe bir lazımlık aldık çıktık bahçeye çıkardık bezimizi giydik tek pijamamızı. Mevsimlerden yaz hava sıcak.. Bahcede 2 oynuyoruz hopp lazımlığa oturuyoruz. 5 dakika zar zor oturup kalkıyoruz. biraz oynuyoruz haydii lazımlığa. oyna-otur-kalk,oyna-otur-kalk.. birkaç gün ugraştık lazımlığa siftah yapamamanın yanında lazımlığı red etmeye başlayınca anında sona erdi bizim çiş eğitimi. Çocugun hazır olması herşeyden önemli ve eğer red ediyorsa anında vazgeçilmeli ve biz de öyle yaptık anında vazgeçtik.
Evimize döndükten 1 hafta sonra hemen bir lazımlık edindim ama hemen başlamadım eğitime. Sanırım diğerinin üzerinden 2 hafta falan geçmişti. Evde halılar kaldırıldı koltukların üzerine kalın kat kat pikeler serildi ve eğitime start verildi. Deneme deneme deneme sonrası hep hüsran heryer çiş.. Diyorum ya bizim her dönemimiz gibi tuvalet eğitimi dönemimiz de tam bir maceraydı. Elalem evinde halısını kaldırır koltuğuna örtü serer eğitime başlar ama bizde durumlar biraz hatta epeyce farklıydı. Evde sürekli tepelerde gezen sürekli tırmanan bir çocuk olunca tabiki işin boyutu epeyce değişti. Bir bakıyorum çocuk gardrobun en üst rafına çıkmış oturmuş ordan çişler aşağıya şarr şurrr şelale akıyor tabi diğer rafları ve diğer raflardaki eşyaları okşayaa okşayaa. Anne napıyor usulca çocuğu raftan alıyor banyoya götürüyor sonra çocuğu aklayıp paklayıp temizliyor. Ardından tüm gardrobu elden geçirip eşyaları temizliyor. Başka bir gün anne evde dolaşıyor çocuk ortada yok. nerdee nerdee diye bakınırken bakıyor bakıyor ki ne görsün? çocuk bulaşık makinasının üstüne çıkmış mutfaktaki raftan kablodan yapılma bir toka bulmuş ağzına tıkmış birde makinanın üzerine özenlii şekilde işemiş. Evet anne neye yansın? çocugun agzındaki tokayla bogulma ihtimaline mi? , çocugun oradan çişine basıpta kayıp kafa üstü düşüp yaralanma ihtimaline mi yoksa makinanın çiş dolmuş olmasına mı? Anne çocuga yaklaşıyor önce agzındaki tokayı çıkartıyor, çocugu usulca makinanın üzerinden alıp çişleri damlaya damlaya banyoya götürüyor aklayıp paklıyor giydiriyor. Ardından çocuga yıkama sırasında "kızım çiş lazımlıga yapılır oraya yapılmaz çiş gelince bana söyle" nasihatları elbette unutulmuyor. makina sürte sürte aşındıra aşındıra çamaşır sularıyla temizleniyor. 15 er dakika rutin aralıklarla lazımlık faslının devam ettiği günlerden birinde anne bezmiş halde " aaa bikerecik bari lazımlıga yap be mübarek evlat" diyerekten yırtınıverincee o muhteşem ses duyuluyor; ŞIIIRRRRRRRRR! :) anne bagırıyor bakk çiş yaptın oleyy oleyy diye evlat mutlu şaşkın... Çiş klozete dökülüyor sifonu bebe çekiyor çişe bye byee deniyor ve klozet başında anne kutsal tuvalet dansı yapıyor. :)
Bu işi ileri safhalara taşımak gerektiğini düşünerek alışveriş merkezine gidiliyor ve kızım doğdugundan beri etrafında dönüp planlar kurduğum o kitap alınıyor. KIZIMIN TUVALET KİTABI.. içinde bir sürü resimlerle anlatılıyor. ARtık büyüdük lazımlığa yapalım bezleri atalım kilotlar giyelim falan filan. Ama gözüm kapalı tavsiye ederim gerçekten. Kitabın bir de erkek çocuk için olanı var. OĞLUMUN TUVALET KİTABI diye. kitap kapağı klozet kapağı şeklinde olduğundan çok ilgi çekici ve içinde tuvalete çiş yada kaka yapılması durumunda yapıştırılması için küçük ayıcıklı stickerlar bulunuyor. Kitabı alınca daha hızlı ilerleme katettik biz. En azından işin özünü daha çabuk kavradı kızım. Kaka işine gelince onda da çok zorlanmadık kısa süre içinde tuvalete yapmaya alıştı. Ki bir gün kızımı tv karşısında donu inik kum kovasına oturmuş vaziyette kaka yapar iken yakaladım :) Tabi evdeki derin kaplar oyuncak kutuları falan da kaka ve çişten nasibini aldı. Her ne kadar çiş ve kaka tuvalete yapılmaya başlansa da arada küçük kaçamaklar oldu. Şarrr diye bir ses koşuyorum sese dogru çocuk şelale şeklinde ıslatıyor ortalığı. Bazen sessizliği takip edip gidiyorum ki çocuk çiş yapmış çiş ile paten yapıyor :) İlk 1 sene gece beze devam ettik çünkü altını ıslatsa da rahatsız olmadan yatmaya devam ediyordu ıslak bir şekilde. 1 sene sonunda gece bezini de bıraktık. Aslında en büyük korkum dışarıda ne yapacağımız konusundaydı. Klozet örtüleri antibakteriyel mendiller ve klozet aparatı eşliğinde oluyordu tuvalet faslımız. sonraları yukarıdan tuttupta çiş yapmaya alıştırdım da rahat ettim. Ayrıca ilk 1 sene 15 dakikada bir çocugun çişi geliyor tuvalete gidiliyor 1 çay kaşığı çiş ardından 15 dakika sonra tekrar. Neyse ki sonradan düzene girdi.
 Çanakkale' den kırmızı biber getirmiştim. fırında közledim mutfak sıcak diye salona taşıdım kızım da kanepede uyuyor. Aldım kucağıma lazımlığa oturttum isyan etti bağırdı yapmadı çişini. Tekrar kanepeye yatırdım biberleri ayıklıyorum. Şarr şurr diye tanıdık bir ses arkamı korkarak döndüm ki ne göreyim a dostlar ayıkladıgım 1 leğen bibere benim evlat şarılll şarıll işiyor hemde donuyla... İşte o an kalktım hiçbirşey demeden mutfağa gidip hüngür hüngür sessizce ama katılırcasına ağladım :( Allahım demiştim ne kadar zor annelik ve ben neden bu kadar zorlanıyorum.. Tüm benliğimle ağladım o gün.. Ama çiş yüzünden değil tamamen bir birikimdi benimki. :(
 Çocugum herhalde o günden bahsediyor diye düşünüyorum. Her ne olursa olsun herzaman kızıma karsı tepkilerimde davranışlarımda hep temkinli ve ölçülü oldum. zaman geldi kafamı gömdüm yastığa, zaman geldi gittim tuvalete, zaman geldi mutfakta arkam dönük bir yandan çorbamı karıştırırken bir yandan ağladım.. Annelik gerçekten zor ama Dehb li bir çocugun annesi olmak ne demek anlatılmaz gercekten anlatmakla anlaşılamaz ve yaşamayan gerçekten anlayamaz. Allahım ne kadar zormuş annelik dediğim zamanlar çok oldu gerçekten. Ama hiç isyan etmedim sorgulamadım yargılamadım. En başlarda ifade edebilmek ve anlaşılabilmek için çok uğraştım ama doktorumuzun sakın anlatmaya kalkışma çabalama kendin sinir olduğunla kalırsın dediği andan itibaren anlaşılabilmeyi istemiyorum bana sadece anlayış ve saygı yeterli diye düşünüyorum.
Canım kızım biricik kuduruğum en kıymetlimiz.. Allahın bir armaganı bizlere ve iyiki doğurmuşum diyorum. İyiki varsın canım kızım seni çok seviyorum..
                                              İŞTE KIZIMIN TUVALET KİTABI..

21 Ağustos 2013 Çarşamba

KUZENİMİZ EDA'MIZ 1 YAŞINDA. .

Kuzenimiz Eda iki hafta önce 1 yaşını bitirdi.Eda'nın dogum günü kutlamasgeçtiğimiz hafta sonu yaptık.  Hersey cok güzeldi. Biz de kızımla Eda için şeker hamurlu 1 şeklinde kurabiyeler hazirladık rengarenk.
Zaman nasıl da hızla akıp geçiyor.  Dogumu sırasında Eda'nın ananesini ısrarla arayip dogdumu iyilermi diye sorduğum gün daha dün gibi aklımda...
Canımız en küçümüz Eda'mız.. Kuzumuz mavi gözlü küçük prensesimiz.. Iyiki dogmussun iyiki varsın iyiki kızımın kuzeni bizim kuzumuzsun. Seni seviyoruz hem de çok.  Doğum günün kutlu olsun. Saglikli musmutlu nice nice mutlu yillarin olsun. Rabbim her daim yüzünü güldürsün.. mutlu yıllar canımız Eda'mız. Seni çok seviyoruz ve iyiki varsın...

15 Ağustos 2013 Perşembe

4+4+4 İLE SINANMAK..

4+4+4 Adı altinda eğitim ve öğretimde degisiklige gidildi. Gidildi ama kimsenin fikri alınmadı yine deneme tahtasına dönen cocuklar oldu. Anneler çırpındı çalıştı konuştu tartıştı ama birçok cocuk 66 aylık olarak ilkokula başladı.  Evet 66 aylık cocuk ilkokul 1. Sınıfa basladi başlamasına ama ayni sınıfta 72 aylık çocuk da vardı 82 aylık çocuk da.. Dolayısıyla tam bir karmaşa yaşandı.  66 aylık cocuk için müfredat agir gelirken 82 aylık cocuk sınıfta sıkıldı basit konularla yerinde saydı.  Öğretmen ise farklı yaş grubundaki çocuklar arası dengeyi kurabilmek için çırpındı çalıştı ama yine de çabalar çok verimli olamadı ki verimli olmasını beklemek tam bir saçmalıktı.
Nitekim geçen yıl ilkokul 1. Sınıfa baslayan cocuklar zorlandilar ve fazlasıyla yIprandılar. Benim kızım 17 aylik iken başladı okul hayatına ve bu sene 5 yaş grubu hazırlık sınıfı yani anaokuluna kaydını yaptırdık. Şimdi okulların açılmasına 1 aydan kısa süre kala bu sistemi değiştirip cocuklarin okullarda zorlanıp yıpranmasına yol açan kişiler sistemi yine degistiriyoruz istemeyen veliler çocuklarını erken okula gondermeyebilirler diyor.  Ama gecen sene ekranlara çıkıp "Çocuklarınızı okula gondermemek icin rapor alirsaniz cocugunuz mimlenicek, belki kaynastirma ogrencisi olacak" dediler. Peki sormak istiyorum geçen sene ilkokula başlatılan çocukların suçu neydi?.. Zaten kaygı duyulan konu çocukların zihinsel olarak değil fiziksel olarak okula baslamaya uygun olmamasiydi. Çocuk 5.5 yasinda. Tuvalete gidiyor belki hayatında ilk defa alaturka tuvaletle tanışıyor, ilk defa tuvaletin deligini görüyor.  Cocuk tuvaletini delige düşme korkusundan dolayı tuvaletini yapamiyor. Cocuk kaka yaptiginda hijyenik şekilde temizligini yapamiyor. Peki sormak istiyorum siz okulun pencerelerini, kapılarını, tuvaletlerini, merdivenlerini 5.5 yasindaki cocuklara uygun hale getirdiniz mi? Siz sınıf mevcudunu öğretmenin her ogrenciyle yeterince ilgilenebilecegimevcuda ayarlayabildinizmi? Siz bu cocukları ders aralarında gozetim altinda tutabilecek sayida gorevliyi ayarlayabildinizmi? Benim cocugumun okulda basina fiziksel bir kaza gelse bu suçu ustlenebilecekmisiniz? Bu garantiyi biz velilere verebilirmisiniz?..
Tamam benim çocuğum 17 ayliktan beri elinde kalem tutuyor,  oyun hamuruyla oynuyor. peki hayati boyunca ilk defa okulda kalem tutan cocuk ne kadar hazir okula? Tamam diyelim ki öğretmen çocukları bu konuda özel olarak çalıştıracak, el kaslarını gelistirmeye yönelik çalışmalar yaptıracak.  82 aylik cocuk ne yapicak bu arada? 82 aylik çocuğa baska 66 aylik çocuğa ayri çalışma uygulasa öğretmen, peki bu cocuklar sınıf gecmek icon ne gibi kriterleri gecmek zorunda. Diyelim ki hepsi kendi çapında gecti sinifini peki 2. Siniftada mi ayrı mufredat uygulacak 66 ve 82 aylik cocuga? NNeymiş yurt disinda çocuk 2 yaşında okula basliyormus. Tamam yurt dışında ki okul o cocuga gore ayarlaniyor, mufredat ona göre hazirlaniyor.sen bu sartlari sagladinmi ki öğretmen ve öğrenciler için de boyle sistem degisikligine kalkisiyorsun ve küçücük cocuklari deneme tahtası gibi kullaniyorsun. Bu sene belki bicok veli gec gönderecek çocuğunu ama peki gecen sene okula erken baslayan cocuklarin günahı nedir? Hele bir once ortami musait hale getir, müfredatı ona gore ayarla, sistwmi iyice planla oturt ki böyle birseye kalkisasin.
Dilerim ki evlatlarimizin hakkinda bizim hakkimizda rabbim en hayirlisini nasip etsin. Çocuklarımızın ve bizlerin şansı her daim acik olsun. Her anne baba gibi benim de bu konuda çok büyük kaygilarim var. Tam yeni sisteme göre kararlar alip planlar yapıyorken hooopp sistem değişiyor ki yolun daha en başındayiz. Diyorum ya allah sonumuzu hayir etsin evlatlarimiza ve bizlere herşeyin en hayirlisini nasip etsin inşallah. .

4 Ağustos 2013 Pazar

BIRAZ DA EĞİTİM. .

Uzun bir yaz tatili donemini bos gecirmemek adina küçük calismalar yapıyoruz kızımla. Daha okul kapanmadan önce internetten bazi sitelerden arastirmalar yapip kizimin yasina ve gelisim durumuna uygun bazi calismalar bulup yaziciyla ciktisini alıp küçük bir dosya hazirladim. Geneli nokta birlestirme örüntü ve cizgi calismalarina dayali. Ayrica daha yari dönem sirasinda aldigim Doçent Dr.  Osman Abalı nin dikkat gelistirme setinin bir tanesini yanımızda getirdim. Kaydimizi yaptırırken yeni okulumuz Bahçeşehir Kolejinden 3 kitap hediye ettiler kizima Ilk cizgilerim adinda. Canakkale'de cok fazla secenek olmamasina karsilik bikac kitapci gezdikten sonra istediğim gibi bir alıştırma kitabı buldum. Eglenceli cizgiler kitabi ki bizim aldigimiz Eglenceli çizgiler-2 kitabı 6-7 yas fakat genelde kizim cogunu yapabilecek durumda oldugundan ki su anda okul oncesi 5 yas sinifindaki mufredata cok yakin o yuzdentereddüt etmedim alirken. Birkac sayfasini atladık elbette ama geneli kizim icin uygun. Ayrica noktadan noktaya kitabi ile hem sayilari hem sayilarin sirasini hatirlamis unutmamis oldu kizim. Ama biraz basit geldi ve genelini tek basina yapti. Yinede noktadan noktaya cizilen cizgiler epey el koordinasyonunu gelistirdi kizimin. Epey çalıştık ama yine de çok ilgilenememisim gibi geliyor. En azindan yaz tatilini sadece oyunla gecirmedigimiz icin mutluyum. 1 hafta sonra canakkale'den istanbul'a evimize dönüyoruz. Evimizde daha iyi faaliyetler yapabilecegimize ve dikkat suremizin daha uzun olacağını dusunuyorum. Emek vermek gerek çocuklara her konuda. Saglikli bilincli biraylar olabilmeleri icin. 4 yas cocugunun egitimi zaten oyun agirlikli olmasi gerekiyor. Oyunkarimizin da birsey katabilecek nitelikte olmasina ozen gosteriyorum. Dikkat suremiz kisa oldugu icin hem calisma ve faaliyetlerimize hem oyunlarimiza daha cok hayal gücüne dayali şeyler katmaya calisiyorum ki dikkatimiz dagilmasin biraz daha uzun odaklanabilelim diye. Herşey kizim icin ve en onemli sorumlulugum işim benim kızım. Emek verildiginde ve bol sabır ile hersey daha iyi daha kolay.. Tek cabam kizimin mutlulugu ve basarisi. Canımız En kiymetlimiz hersey senin için canım kızım. .

ZORLU BİR 1 AY..

Her yaz olduğu gibi yine canakkaleye ananemizin köyüne geldik kizimla birlikte yaz tatili icin. Ama bu yaz biraz zorlu geciyor bizim icin. Ananemiz bel fıtığı teşhisi ile hastaneye yatti ve yaklasik olarak 1 aydir hastanede fizik tedavi görüyor.  Dedemiz ve büyük ananemiz ile ilgilenmek bizim gorevimiz 1 aydir. Yemek temizlik oyun uyku ders derken hızlı ve yorucu geçti 1 ay. Her zamanki gibi iş güç yormadi beni. Fiziksel yorgunluktan ziyade ananemiz ve büyük ananemiz in hastaligi üzdü ve daha cok kizim konusunda dengeyi tutturabilmek konusunda cok zorlandim.  Duzenimiz gerçekten çok bozuldu. Cok zor koyabildigimiz kuarallara uyma konusunda ve zor belirleyebildigimiz sinirlarimizi tanimaz uygulamaz oldu kizim. Soylenileni duymazdan gelme ve kural tanimamazliga birde asiri bir özgürlük eklenince durum daha da zorlasti. Köyde surekli bahcede ozgurce oynayabilmenin verdigi cesaret, babasini asiri ozlemesi ve ananemizin hastanede olmasi epey etkiledi kizimi.
 Bir gün bahcede mirildanirken gördüm.  Dinledim ve dua ettigini duydum. "Bismillah allahim ananem bidaha hasta olmasin dedem babam annem ben insallah hic hasta olmayalim büyük ananem hic hastaneye yatmasin amin allahim amin"... farketmiyor etkilenmiyor diye düşündüğümüz şeyler aslında nasilda yer ediyor çocukların minicik iç dunyalarinda.Duymazdan gormezden geliyor gibi görünüp nasilda dert ediyorlar kendilerine.  Tabiki bu etkilenme yine bizde hiperaktivite ve özellikle durtusellik olarak patlak verdi. Tehlikeli oyunlar, kural tanimaz ozgur tavirlar, kendi basina alip basini gitmeler vee bana inanilmaz yapisik yasama durumu.oturdugum zaman hemen kucagima cikiyor uyurken uzerimde yatıyor, ayaktayken pantolunumun pacasinda. Her yolu deniyorum surekli vakit ayirmaya calisiyorum ama yok illaki bana yapisik durucak. Aslinda cok sosyal bir cocuk ve cok girisken ama burda dengemiz tepetaklak oldu. Okulun uzun suredir tatil olmasi sinirlardan ve kurallardan uzaklasmamiza sebep oldu. Yemek yerken bile gelip koluma yapisiyir kucagima cikmaya calisiyor uyurken uzerime yatıyor banyo yaparken kapiyi yumrukluyor hadi annee diye. Hadi anne diyor ne neye hadi diyorum bir cevabi yok. Inanilmaz sekilde yipratiyor bu surec beni.
 Sanki ilk dogdugu zamanlara geri dönmüş gibiyim. Emzir altini temizle gazini cikar... arada sirada da olsa hastanede ziyaret edip temiz kiyafet götürüp ihtiyaclarini karsilamam gereken bir annem, kesinlikle gözönünden ayirmamam gereken duzenli beslenmesini ve ilaclarini zamaninda almasini saglamam gereken bir ananem, yemegini yapip kiyafetlerini yikayip evini temizleyip gece yanina yiyecek biseyler hazirlamam gereken bir babam ve surekli su icerken elimden tutan tuvalete girdigimde bile yanimda dikilen yemek yememe banyo yapmama müsade etmeyen bir kizim var. Esim ise koskocaman bir ramazan ayini hem calisip hem yemek hazirlayip hem oruc tutarak istanbulda tek basina gecirdi :( 2 gun sonra annem hastaneden taburcu olucak kardesim bayram tatili icin koye gelicek esim kizimla beni almaya gelicek 5 gun sonra evimize donucez ama sanki bende ne gun ne ay ne saat kavrami kalmis.
 Biseyleri dengede tutmam gerek ve ben en cok kizim konusunda caba gosterip dikkat ediyorum etmeye calisiyorum. Evimize gelen bir misafir veya bikac saatligine gittigimiz alisveris merkezi bile hemen duzenimizi bozuyor dengeleri degistiriyorken hayatimizda su an gercekten zor bir surecteyiz duzenimiz kuarllarimiz sınırlarimiz altüst durumda. Evimize donmeyi bekliyorum birseyleri tekrar yoluna koymak duzene sokmak icin. Zor bir zaman yine bizi bekliyor umarim cok zorlanmayiz. Benimse ciddi anlamda dinlenmeye rahatlamaya nefes almaya ihtiyacim var. Canim kocacazim tatil ayarladi 1 haftalik antalya da. Agustos sonu gidicez ve insallah hepimize iyi gelicek. Asla isyan etmiyor her daim rabbime sukrediyorum. Allahim bugunumuzi aratmasin beterinden korusun insallah. En kötü gunumuz boyle olsun. ..

2 Ağustos 2013 Cuma

KENDİ FAALİYET ve ÇALIŞMALARIMIZ


                                                 Henüz kızım doğmadan hatta daha evlenmeden önceleri aklımdan geçirir hayal ederek tasarlardım. Çocugum olunca patates baskıları yaparız resimler yaparız falan diye. Her zaman her ortamda çocuklarla iyi anlaşma konusunda ilgi çekmişimdir. İlk evlendiğimiz zamanlarda ki henüz çocugum yok iken bayram seyran ve özel günlerde kayınvalidemlere gittiğimizde benim görevim çocuklarla oynamak onları oyalamak olurdu ki bunu zevk ile yapardım. Temizlik işlerine karışmamakta cabası :) şaka bir yana oldum olası cocuklarla iyi anlaşır ve çok iyi iletişim kurabildiğime inanırım ki inanmakla kalmam kurabiliyorum ve bu konuda iddialıyım. Çok süper savaşçılık oynar süper evcilik oyunları kurarım. Kayınvalidesinin evinde ve kayınpederinin gözü önünde çocuklarla yerden yüksek oynayan nadir gelin ve yengelerden olduğumu düşünmekteyim :) bu yeteneğim sayesinde kızımla da çok iyi iletişim kurabilme kendimi onun yerine koyup ne hissettiğini anlayabilme şansına sahibim. Evet dediğim gibi çocuklarla aram çok iyi, çocuklara karşı çok sabırlı ve çocuklarla bıkmadan sıkılmadan saatlerce oynayabilme yeteneğine sahibim fakaatt kızım doğunca işler biraz değişti maalesef. Çocukların kalbine taht kurmuş, çocukların sevgilisi olan benn kızımla karşılayınca afallayıverdim birden. Her çocukta ile yarayan metodlar, her çocugun ilgisini çeken zevk veren oyunlar kızımda pek ile yaamadı maalesef. Aşırı hareketli olan kızım okudugum kitapları kemiriyor, kurdugumuz oyunları bozmayı tercih ediyor ve genelde dar aralardan geçip en tepelerden atlamayı seviyordu. İşin içinde sürekli hareket ve ehlike olunca hem oyunlar hem de işin boyutu ister istemez değişti. Her çocugun yaşı ile doğru orantılı olan dikkat süresi ( her yaş için 1 dakika) biz de maalesef yarının da altındaydı. Ee durum böyle olunca iş başa düştü ve başladım fikirler üretmeye. 16 aylıktı kızım ilk kalemi eline verdiğimde. Her kalemi alamıyorum sürekli ağzına sokuyor ağzına sokmakla kalmıyor sürekli kemiriyor, kalem elinde koşuyor sivri olmaması gerek. Sonunda araştırdım gözlemledim bakındım düşündüm ve carioca marka bir kalem buldum ucu kısacık küt ve su bazlı hemde sivri değil. Hemen aldım verdim eline oturttum sehpaya önüne bir boyama kitabı koydum basladı karalamaya ama maksimum 30 saniye. Sonraları parmak boyayı kesfettik hem küçük kas gelişimi için faydalı hem eğlenceli. Ama onun da bizi oyalaması mümkün olmadı maalesef. Ardından sulu boya denedik o su ike oldugu için biraz daha uzun sürdü. Deneme yanılma yöntemlerim sonucunda sadece kesme sadece boyama yada sadece yapıştırma faaliyetinde kızımın dikkat süresinin çok kısa olduğunu farkettim. İçinde hem kesme hem boyama hem yapıştırma olan faaliyetlere yer vermeye başladık. Bir gün ne yapabiliriz diye düşünürken büyük temalı bir boyama sayfası buldum evde ne varsa mercimek sehriye pirinç vb malzemeleri küçük sos kaplarına koyup şemsiye resmi olan boyama sayfasına yapıstırdık ve cok eglendik. Yine başka bir gün eşimin eve getirdiği dev proje kagıtlarından birini yere serip kızımı üzerine yatırıp onun kalıbını çıkarttım:) ellerinin ve ayaklarının kalıbını renkli el işi kagıtlarına çizip kestik ve büyük kartonun üzerine el ve ayak kısmına yapıştırdık. Sonra oturup renkli el işi kagıtlarını küçük küçük yırtıp karton üzerindeki (servis şoförünün kızını çok begenmiş kızım o yüzden çizdiğimiz karaktere irem ismini verdik) iremin vücuduna yapıştırıp elbisesini yaptık. Sonra sac göz agız burun yapıp kızımın İrem ile güzell bir fotografını çekip İrem kızımızı evimizin koridoruna astık. Baska bir gün bir at temalı büyük boyama sayfasını süsledik. Saç ve kuyrugunu yün parçalarından vücudunu pirinç tel şehriye el işi ve kumaş karışımından yaptık. Hem de süper oldu. Yine bir gün evdeki eski ve dergi ve gazetelerden kitaplardan aile resimleri kesip beyaz bir kartona yapıştırdık ve aile konulu bir çalışma yaptık. Kızımın okuldan geldiği ir sonbahar günü montlarımızı giyip elimize poşet alarak aşagı indik. Agaclardan yeşil ve kuru yapraklar topladık, çimenler ekledik. Beyaz bir kartona agaç çizip topladıgımız kahverengi ve yeşil yapraklarla süsleyip sonbahar faaliyeti yaptık. Bunlar sadece faaliyetlerimizden birkaç tanesi. Bu yıl önümüzdeki eylül ayında 5 yaş grubu hazırlık sınıfında olucak kızım yani ilköğretim öncesi anaokulu hazırlık sınıfı. Artık bu yaz itibari ile çizgi çalısmaları, örüntü, hedefe ulaşma, nokta birleştirme vb çalışmalara agırlık vermeye başladık. Yaz tatilinde oyun faaliyet yanı sıra doğru kalem tutma ve çizgi çalışmaları üzerine yoğunlaştık. Küçük kas gelişimimiz için faydalı olduğunu duyduğum ve düşündüğüm için masa üzeri traş köpüğü çalışmaları yapıyoruz. Traş köpüğünü masa veya geniş bir tepsi içine sıkıp şekil rakam ve çizgi çalışmaları yapıyoruz. Bazı kitaplar aldım kızım için genellikle çizgi çalışması ağırlıklı ve Doçent Dr. Osman ABALI nın Dikkat GÜçlendirme Seti nin 4 yaş serisinden çalışmalar yapıyoruz. Durumumuz gereği dikkat süremiz biraz kısa ve çok çabuk dağıldıgı için faaliyetlerde oldugu gibi çalışmalarda da birkaç ayrı kitapla çalısıp değişik konularda çalışmalar yapıyoruz. Böylece çizgi çalışmasından sıkıldıgını farkettiğim anda dikkat geliştirme etkinliklerine atlıyoruz daha sonra nokta birleştirme vb.. Dehb li bir çocukla yaşam gerçekten çok zor hele bir de dürtüsellik ön planda ise dikkat toplama konusu daha da zorlayıcı olabiliyor. Ama biraz çaba fazla sabır ve bol bol okuma ve araştırmayla bir şekilde başaçıkabiliyor dehb ile yaşamayı ögrenebiliyorsunuz. Hala okuyorum arastırmaya devam ediyor en iyisi için var gücümle çabalıyorum. Elbette ki of çektiğim zamanlar yorulduğum anlar olmuyor değil. Ama eger arastırılırsa yeterli çaba gösterilir ve çocuk dogru alanlara faaliyetlere yönlendirilirse dehb ile normalin de üzerinde bir başarı saglanıp dehb ile daha kolay bşr alam elde edilebilir diye düşünüyorum. Yazmaya devam edicem elbette. Umarım birileri yazdıklarımı okur ve yanlız olmadıgını anlar. Biraz olsun yardımım dokunsa dehbli bir çocugun annesine yardımım dokunsa en azından durumunu paylaşıp yanlız olmadığını hissettirebilsem ne mutlu bana. Dehb li ve tüm özel durumlu çocuklu ailelerin en önemli ihtiyacı biraz hoşgörü anlayış ve saygı. Bunun çok büyük istekler olmadıgını düşünüyorum.. Her zaman dediğim gibi bizi bizden başkası anlayamıyor maalesef..

1 Ağustos 2013 Perşembe

HAYVANSEVERİZ HEM DE ÇOKK

Kendimi bildim bileli hep hayvarlarla içiçeyim. Ayırt etmeden hepsini severim hayvanların ve hepsinin kendine has bir güzelliği var. Çevremde hayvanlardan korkan hatta çocuguna da bu korkuyu ister istemez aşılayan bir çok kişi var. Bir hayvan sever hatta aşırı hayvan seven birisi olarak kızıma da tüm hayvanları sevmeyi öğretiyorum öğretmeye çalışıyorum. Her yaz olduğu gibi yine çanakkale'ye ananemiz ve dedmizin yanına geldik tatil için kızımla. Çamur toz toprak güneş deniz ve en önemlisi hayvanlarla süper bir yaz tatili geçirdi kızım. Ördeklerimiz tavsanımız civcivlerimiz ve kadim dostumuz köpeğimiz poyraz. Oglum diyorum poyraza ben çünkü gerçekten benim oğlum gibi. Üniversitede minicikti ilk poyraz hayatıma girdiğinde. Üç sene aynı evi paylaştık poyraz ile. Evlendikten sonra evimizin baheÇesinin olmaması ve eşimin namaz kılması dolayısıyla poyraz ananemiz ve dedmizle yaşamaya basladı. Tuvalet egıtımli aşırı sadık duygusal ve kızıma rakip. Her yenilenden ıkı tane cıkartıyoruz bahceye bir poyraza bir kızıma. Kızıma rakip olmasına ragmen gayet anlayışlı ve sabırlı aynı zamanda kızıma karşı. Kafasına kum dökülmesine hatta kızımın kirpiklerini incelemesine bile izin veriyor poyrazcım :) Al ye poyraz diyerekten kızımın uzattıgı yaoragı yada sopayı kızımı kırmamak için agzına alıp bşr kıyıya bırakıyor. Poyraz bizim ailemizden birisi. Evcil hayvanlarımızdan ziyade dedesi sayesinde bir çok yabani hayvanı inceleme şansı buldu kızım. Dedemiz bir sabah kirpi getirdi inceledik konuştuk ve hadi yavrularına git diyerek geri bıraktık. Bahce lavabosunda mahsur kalan bir kertenkeleyi inceleyip, dedemizin yakaladığı su kurbagasını sevdik. Çekirgeyle sohbet edip bacagına dokununca zıpladıgını öğrendik. Komşumuzun talasında bulduğu yaban tavşanını sevip yine dedemizin getirdiği evcil tavşanı 1 hafta besleyip misafir edip sahibine iade ettik. İnanıyorum ki bitki ve hayvan seven kişinin içinden insan sevgisi eksik olmaz. Ve daha çocuk bebekken öğretilmeli her hayvanın kendine has güzelliği olduğu ve onların incitmeden sevilmesi gerektiği. Ne mutlu ki kızım da benim gibi hayvansever. Elinde tuttugu kurbaga ve evde beslenen kedinin hiç bir farkı olmadığını düşünüyorum ve kızıma da bunu öğretmeye çalışıyorum. Eşimin bahçeli bir ev inşa etme hayali var. Geçenlerde aramızda konuşuyoruz bahçesi şöyle olur çatısı böyle olur diye. Kızım "babaa bahçeli evimiz olunca keçi alalımmıı?" Dedi. Ohh daha ne olsun keçi de alırız bahçeli ev de yaparız :D hep böyle ol kızım sevgi dolu merhametli güçlü ve cesur..

30 Temmuz 2013 Salı

DEHB İle YAŞAMAK... 3. Bölüm (Sadece SAYGI olsa)

Tam karşımda uyuyosun su anda ve ben sana bakıyorum.. Upuzun saçların, uzun ince kolların bacakların ve altı kirli ayakların. Nasılda hızlı geçti zaman bir ay sonra 4,5 yasını bitiriyorsun. Evet büyüdün evet zaman çok hızlı geçiyor ama ne kadar hızlı? Nasıl hızlı ve ne kadar gözümü kapatıp açtım ben sen bu denli büyürken.. Çok açtım ama az kapattım daha doğrusu kapatabildim. Evet az uyuyan bir bebektin sen ve hala az uyuyan uyku sevmeyen bir çocuksun ama uyku değil mesele.. Şöyle bir geriye baktıgımda her anı dolu dolu her anı mücadele ve her anı emek dolu koskocaman 4 yıl görüyorum. Farklıydı gercekten bizim seninle hayatımız her asamamız. Her cocuk denilen genelleme içindeki gibi değil yani her çocuğun koştuğu gibi koşmadın sen yada her çocugun oynadığı gibi oynamadın hep bişeyler farklıydı hep bişeyler hızlıydı yada hep bişeyler upuzundu normalin aksine. Hep hızlı koştun hep farklı yaklaştın ve hep uzun yasadık olayların ilginç üzücü yanlarını. Taa hamilelikte başladı aslında bizim maceramız hikayemiz koşturmacamız. İlk gülerek çıktın karnımdan ve ilk çzerine örtülen battaniyene tekmeyle karşılık verdin sen. İlk evimizin içinde gece nöbetlerimizde başın dik durdun omzumda ve hep meraklı gözlerle baktın etrafa.. Çoookk istedim ben seni dünyaya getirmeyi ve daha karnımda bile yoktun sen ben senin hayalini kurmaya başladım.. Sigaram vardı benim elimde bıraktıgı kokuyu bile sevdiğim, sabah uyanır uyanmaz elimi uzattığım ilk şeydi benim sigaram.. Sabah ilk uyandığımda yaktığım tadına doyamadığım, zaman gelip 2-3 kişi cep harclıgımı birleştirip aldığım, sırf sigara kokuyorum diye yıllarca babama sarılmama engel olan ama tutkum olan sigaram.. Sonra pıt pıt diye yanıp sönen bir nokta gördüm ben bir su dolu baloncugun içinde.. Minicik kalbini gördüm ben senin. Ya benim yüzümden bu kalbe bişey olursa diye endişelenip tek seferde tek nefeste bıraktım sigarayı.. İçimde büyüdü büyüdü büyüdü kocaman oldu o minik noktacık ve bir gün geldi kucağıma. Dünyam oldu, tutkum oldu, hayatım oldu, parçam oldu en kıymetlim oldu.. Ben getcekten bir insanın burnunun direğinin sızlayabileceğinini seninle öğrendim. Evet deyim değilmiş evet mecaz değilmiş ve bir insanın burnunun direği gerçekten sızım sızım sızlarmış. Bir insan sokaktaki yavru köpeğe aglayabilir, elalemin ağzı burnu pislik içindeki çocugunu bagrına basıpta şapurr şupurr öpebilirmiş. Bir zamanlar gözü kapalı bindiği gondola ve uçan salıncaklara sırf evladının annesiz kalma ihtimalini düşünüp korkudan binemezmiş. Hamileyken her yediği kavun dilimi için ohhh şu anda içimdeki evlada vitamin gidiyo yaşasın diyerekten içinden sevinebilirmiş.. Geldin kızım hayatımıza. Evet geldin hoşgeldin hayatımıza ama bir geldin koşarak geldin ve hala durmadın koşuyosun:) dönerek tepinerek hareket halinde geldin. Çok değişikti bizim herşeyimiz duydugumun okudugumun bildiğimin ögrendiğimin aksine. Ben seninle farklı olmayı sürekli mücadele halinde olmayı sürekli uyanık olmayı öğrendim. Ben çok şaşırdım ben çok çalıştım ben çok okudum ben çok düşündüm ben çok araştırdım ben çok karşı durdum ben çok anlatmaya çabaladım ben çok ortamdan çatlayacak duruma geldim ben çok anlatmaktan vazgeçtim. Ben çok çabaladım çok sebep aradım ben çok anlatmaya farkı anlatmaya çalıştım. Sen her çocuk gibi değildin.. Ben hiç ananenin dediği gibi seneye kışa rahatlamadım yada sen hiç seneye yaza oturaklaşmadın. Sen hep farklıydın biz hep farklıydık ve bizim durumumuz gerçekten her çocuk gibi değildi. Biz diş çıkarınca rahatlamadık yada bizim iki yaş sendromu dönemimiz geçince sen durulmadın. Sen hiç düşünce vazgeçmedin yada elin yandığında sobaya birdaha yaklaşmaktan vazgeçmedin. Hayırr ilte her çocuk aynı değildi yani sen her çocuk gibi değildin. Nasıl mı geçti bu 4 yıl? Mücadeleyle geçti uyanık olmak zorunda olmakla okumakla çabayla pes etmemekle ayakta kosarak yılmadan dikilmekle sürekli dikkatli olmak zorunda olmakla dalgınlıga hakkım olmadan geçti. Şikayetçimiyim? Hayır! En başa dönsem aynısını yaparmıydım? Evet! Hemde hiç düşünmeden yapardım hem de fazlasıyla. Evet biz DEHB ile yaşıyoruz yaşıycaz. itiraf etmeliyim ki gerçekten çok çaresiz kaldıgım zamanlar oldu bööyyle afalladıgım ne yapmam gerektiğini bilmediğim saatlerce agladığım yanlızlıga isyan ettiğim 2 hafta banyo yapmadığım mşsafirliğe gittiğim evde hiç oturmadan ayakta başında beklediğim ikram edilen pastadan bir çatal, çaydan bir yudum alamadığım ve gerisi geriye oturmadan geri döndüğüm zamanlar.. Rüyalarımda tehlikelerle savastıgım, kabuslarımda senin pencerelerden sarktıgını gördüğüm aglayarak uyandığım geceler.. Herseyden heryerden mahrum kaldıgım cocuksuz rahatt sohbet muhabbet eden yiyip içen ortamda musmutlu muhabbetle takılan arkadaslarıma içten içe nefret duydugum "ehhh kızımm bikaç sene sonra senin cocugun oldugunda benimki büyüycek ben o zaman otururken sen ayakta olucaksın" diye içteeenn içee  kendimi kandırmaya çalıştıgım zamanlar.. Gamsızca oturup cayını içen komsuların çocuklarının yan odada normal şekilde oynamasına özendiğim komsulara bendenn beter olunn dıye içten içe öfkelendiğim zamanlar. Seni pusetine baglayıp saatlerce durmadan hiçç durmadan umarsızca tutarsızca sürekli yürüyüp kafa dinlemeye çalıştıgım zamanlar.. Annelik bumu yaa dediğim annelikten yorulduğumm ben anneliği hiç sevmediğim dediğim anlar oldu.. Ama beni en çok üzen şey anlatamamak anlaşılamamaktı. Bırakk çıksın balkona biz burdayız bakarızz, bırakk bırakk düşsün bak bidaha çıkıyomu, bırakk bırakk yansın eli bak bidaha elliyomuu bak bidaha yapıyomu bakk bşdaha bak bidaha... Evet kardeşimm evet arkadaşımm evet dostumm evet sırdaşımm ever komşumm evet öğretmenimm evet sıkaktaki teyzemm evet bakkal amca evett kanka evett evet kuzen evett aileden birileri evet çok bilmiş çocuksuz kişi evett kreş sahibi evett bekar insannn evett miletimm evet tekrar yapıyo bu çocuk, bu çocuk tekrar elliyo bu cocuk tekrar koşuyo evet bu cocuk tekrar yalıyo.. Bi susun ya tamam kardeşim anlamayın anlamaya calışmayın ama bir susun bir bekleyin bir dinleyin bir saygı duyun.. Koydugum kuralı tanıyın hayırımı evet yapmaya olanı küçük gücünüzle tersine döndürmeye çalışmayın sadece saygı göstein sadece saygı istiyorum.. Beni en çok bu yordu kızm eni en çok saygı görmemek anlattıgımın duymazdan gelşnmesi görmezden görülmesi yordu.. Bu gece şu anda eni yine en baştan doğurma şansım olsa ben yine en bastan aynı leyleri yapar hatta daha üsünü için çabalar ve seçme şansım olsa yine seni doğururdum.. İyiki sen varsın iyiki bizim kızımız sensin iyiki olduğun gibisin..

11 Temmuz 2013 Perşembe

DEHB ile YASAMAK.. 2. Bölüm

Anne karnından itibaren hareketli bir çocuktu kızım. Hamileliğimde canım yanıyorr diyerekten agladığımı hatırlıyorum.. Daha önceki  yazımda da bahsettiğim gibi odaya ilk geldiği anda hemşirenin ilk cümlesini hiç unutmuyorum; "çok  aktif bir bebek".... Dogumdan çıkmış olmanın verdiği yorgunluk ve agrılar eşliğinde annemin tekrar tekrar söylediği cümle; "herkesin bebeginin üzeri örtülü bizimkinin açık, hemşire örtüyor bizimki açıyor. En sonunda hemşire vazgeçti üzerini örtmedi üşüycek diye çok korktum..". Hastane macerası sonra eve geldik tüm gece ayaktayız kızım kucagımda evde dolaşıyoruz kafası dimdik etrafa bakınıyor.. Beşiğinde uyuyan kızçeme bir bakayım diyorum yanına gidiyorum o da nee kızımın altı çıplak.. Bizim hanım tekmelenip tepinip pijamasını cıkar mış :) yatak odasında yatagın başucuna bıraktıgım kızımı döndüğümde yatagın ayak ucunda köşede buluyorum.. Günler birbirini kovalıyor kızım 2,5 aylıkken ilk yüzüstü dönüşünü yapıp etrafa bakınıyor.. Ekstra hareketli bıraktıgın yerde durmayan bir bebek. Hareketlerini engelleyemiyoruz bari güvenli sekilde dönmeyi öğretelim dedik. Babası kanepeden nasıl inmesi gerektiğini ögretmeye basladıgında 4 aylık falandı kızım. 2 kanepe tv sehpası ve sandalyeler yardımıyla küçük bir oyun alanı olusturduk kızıma. Yumusacık minderlerle kapladım tabanını cunku ayaga kalktıgında birden dimdik arkaya bırakıyordu kendini. Sonraları oyun alanı genişledi sandalyelerle kapıya barikat kurduk :) Prizlere kapak, sivri köşelere silikon koruyucu, dolaplara kilit alındı. Kablolar ortadan kaldırıldı banyo tuvalet çalışma odası kapıları kilitlendi. 10 aylık kızımızın desteksiz pencerelere tırmanmasına sahit olunmasının ardından pencerelere kilit takıldı.. Cekmeceler acılmaya baslanınca bıcak ve catallar tezgah uzerı yuksek dolap içine kaldırıldı tezgah üzerine evladın çıkabildiği görülünce bıçaklar en üst dolap rafına yükseltildi. Cocuk elini sokmasın sivri birseyle prizi dürtmesin diye takılan priz kapakları bile rahatlatmadı bizim içimizi. Kızım elini sokmak şöyle dursun direkt yalamak amaclı yaklaştı prizlere. Kızım 15 aylık oldugunda artık basedemez olmustum hiçbirseyle.. Kesinlikle oturamıyorum uyuyamıyorum bir dakika bile dalgın takılamıyorum. Surekli pür dikkat takipte olmam gerek. Tabiki kreş arayısı içine girdim. Babamız çok yogun çalışıyor ve görüştüğümüz hiç kimsemiz olmadıgından kızımın sosyalleşmeye ihtiyacı oldugunu düşünüp kreş arastırmasına girdim ve bir tanesini telefonla aradım. Yaklaşık yarım saat konustuk kres sahıbıyle. Az cok bahsettım kızımdan hareketınden davranıslarından.. Eylulde gorusmek uzere anlaştık. Haftada 3 gun 2 şer saat oyun grubuyla tam 18 aylıkken eğitim hayatımıza ilk adımı attık. Tüm cocuklar masada benim kızım kıyıda baska bir köşede.. Tüm cocuklar çemberde benim kızım top havuzunda.. Dikkat süresinin maksimum 1,5 dakika olması gerekiyor ama benim kızım 5 saniye oturmuyor. Her konuda o kadar çok acelesi var ki konusurken dinlemeye yada yüzüme bakmaya bile zamanı tahammülü yok.. Masa basında asla oturmuyor ama tüm hareketli oyunlara katılıyor. Evde dısarıda misafirlikte.. 10 saniye yanlız bırakamıyorum hemen ya cama tırmanıyor ya küçük parca bulup agzına atıyor ya merdivenlere kosuyor. Misafirliğe gidiyoruz herkes çayını yudumlayıp sohbet ediyor ben cocugun peşinde. Her kafadan bir ses "amann bırak cocugu gezsin gel otur, bırak bırakk ellesin çayı yansın eli bidaha ellemez, tutmaa tutmaa bırak düşsünn bidaha çıkmaz oraya..." İşte problem orda zaten aynı şeyleri tekrar yapıyor. Elinin yanması tekrar dokunmasına, başını carpması tekrar masaya cıkmasına engel değil ki.. Cocuk ne olursa olsun aynı haeketleri tekrarlıyor.. Bakıyorum milletin çocugu da kuduruyor ama bir noktada duruyor bizde bir duraklama yok.. Sürekli kosuyoruz ama merdivene yola kapıya sivri köşelere.. 2 yasına geldik hala dogdugundan beri gündüz hiç uyumuyor.. Bedenen değil zihin olarak yoruluyorum. Sürekli birsey olucak kendine zarar vericek yetemiycem yetişemiycem tutamıycam korkusu.. Hiç unutmuyorum 2 yasını bitirdiği yaz kuzenimin evindeydik ev 3. Kat. Kuzenıim arabanın anahtarlarını almak için eve gelmişti. Çıkarken evin kapısını açık bırakmış ki onun oglu 3 yasındaydı ama inanılmaz temkinli bir cocuk asla merdivene yaklaşmaz. Bir ara kızım ordana kayboldu ama saniyelik ve ben kapıdan baktıgımda kızımı merdivende dikilmiş merdiven boşluguna eğilmiş asagı bakarken gördüm. Arkasından yavasca gidip yakaladım. Ama o anın tarifi yok anlatılmaz. Bir kaç saat sonra annemin evine geldim. Ağlayarak babama; "cok korkuyorum bu çocuga birsey olucak diye, yetemiyorum bakamıyorum basaramıyorum baba çok korkuyorum çaresizim " dedim. Babam: "olurmu allah onları koruyor onlar allaha emanet korkma " dedi. Evet tüm çocuklar melek ve allaha emanet biliyorum ama.. Ama nasıl yapıcam nasıl bakıcam nasıl koruycam nasıl yeticem nasıl kazasız saglam yetiştiricem.. Nasıl başarıcam nasıl bu kadar güçlü olucam.. Evet olucam ama nasıl?...

24 Haziran 2013 Pazartesi

DEHB ile YASAMAK.. 1. Bölüm

Hala dūn gıbı hatırlıyorum ilk hastaneye gidip kızımı ultrasonda gördüğüm anı.. Minicik bir baloncuk ve içinde yanıp sönen bir noktacık.. Kalbiymiş o yanıp sönen noktacık ve ilk kalp olusurmus anne karnındayken. Doktorun yanından çıkınca annemi aradım hemen; "nokta kadarcık yanıp sönen bişey gördük kalbiymiş "dedim. "Kalbini yerim onun kalbide mi varmış " dediğinde annem işte ilk o zaman gözlerim doldu.. Sonraları biraz daha büyüdü karnımdakı baloncuk ve baloncugun içinde kendini bir yerden bir yere atan bir fasulyecik vardı.. Günler haftalar birbirini kovaladı ve ben o fasulyeciğin hareketlerini hıçkırıklarını hissetmeye başladım. Ama ne hareket.. Aylar birbirini kovalarken benim fasulyenin canımı yakıpta beni ağlattıgını bilirim.. Yine cok iyi hatırlıyorum bir cuma günü nasıl da yagmur yagıyordu ki taksiyle hastanenin önüne geldiğimizi bile farketmedim.. Doktorumun bugün alalım odaya çıkın dediği an ve ilk doğduğu an.. Doğum sonrası odama kızımı ilk defa getiren hemşirenin "çookk aktif bir bebek" cümlesi halen kulaklarımda.. Yani bizim hikayemiz aslında hamilelikte basladı. Yeni dogan kızım  surekli hareket halindeydi. Bacaklarıyla tepinip pijamasını çoraplarını cıkartabiliyor, dönebiliyor, bir şekilde hareket edip yer dğiştirebiliyordu. Alt değişimi, emzirme uyku zamanı tam bir aksiyondu bizim için. Sürekli dönen kızıma 4 aylık iken kanepeden güvenli nasıl inebileceğini öğretmeye başlamıştık. Onceleri 1 minder üzerindeki yerimiz sonra ev esyalarından olusan kapalı bir kare yumusak oyun alanına sonraları kapısına sandalye yastık ve binbir ceşit eşya kullanılıp yapılan bir alana dönüştü. Doğdugundan beri başı hep havada dimdik sürekli bir merak ve arastırma peşindeydi kızım. Uyaranlara karsı o kadar acıktı ki. En ufak bşr ses renk yada düzen degişikliği hemen etkiliyordu kızımı. Ben kendimi çaresiz hissettikçe annem "seneye yazın rahatlarsın, kış bitince rahatsın, yaşına girsin rahatsın vb" sözleri sadece lafta kaldı. Hayır kolaylaşmadı tam aksine daha da zorlaştı hersey. Kızım her gün daha çok hareketlenip daha yukarılara tırmanmaya daha fazla şeyi kemirmeye agzına atmaya daha hızlı kosmaya bizden daha cabuk uzaklaşmaya ve en vahimi de pusetinin kemerini çözmeyi ögrendi.. Hep diyorum rabbim çaresiz dertler vermesin. O kadar cok çaresiz kaldığım kendimi köşeye sıkışmış hissettiğim zamanlar oldu ki.. Sürekli kosturan gözü kapalı düşünmeden koşturan hiç yerinde durmayan oturmayan tırmanan herseyi agzına sokan, 7/24 tehlike peşinde bir cocuk ve ben. O kadar zor zamanlar geçirdim ki tek başıma ve kapıda tek ayagımın üzerinde dikilip bir elimle kapıyı kilitlemeye calışırken havadaki ayagımın pusetin devrilmesini engelleyemediği anlar ve allahımm bari şu puseti tutacak birisi olabilseydi yanımda deyip o kapıda oturup agladıgım anlar.. Sürekli bir haeketlilik tehlike.. 2 dakika gözünüzü ayıramadıgınız bir cocuk.. Prizleri ellemek şöyle dursun direkt alayan bir cocuk.. Sürekli  pencerede camları acmaya calısan bır cocuk.. Asla bıraktıgınız yerde durmayan sürekli sadece zararlı tehlikeli seylerle ugrasan bir cocuk.. Yıllar geçti hareket daha da artarken uyku daha da azalmaya başladı.. 17 Aylıktı kızım anneli oyun grubuna basladık. Haftada 2 gün 2 şer saat. Sırf enerjisini atsın sosyalleşsin diye. Orda da cok hareketli ki coğu zaman oyun grubu sonrası daha da hareketli.. Catallar bıçaklar mutfak dolabının en üst rafına koyuldu çünkü evlat mutfak tezgahına da desteksiz cıkmayı ögrendi. Ev kapısı bir cok yerden kilitleniyor çünkü evlat kapı acmayı ögrendi. Banyo kapısı  kilitlendi çünkü evlat lavaboya tutunup sarkınmaya çöpü kurcalamaya başladı. Mobilya köşelerine takılan koruyucular dolap kilitleri kaldırıldi cunku evlat onları koparıp agzına atmaya basladı, pantolon mont ceplerinde bozuk para bıakılmıyor çünkü yere düşerse evladın ilk işi tadına bakmak. Annenin evde dinlenmesi oturması imkansız. Anne evladı pusete sıkı sıkı baglayıp tutasızca alışveriş merkezinde dolaşıyor arada bez değişimi ve mama için mola verip yola devam ediyor.. Dinlenmek ancak bu şekilde mümkün.. Anne evine misafirliğe gidilen özellikle de cocuksuz bayanlara sebebini bilmediği bir kızgınlık duyuyor çünkü o çay içemiyor oturamıyor sohbet edemiyor.. Cocuk ya pencerede ya da yemek masası üzerinde çiçekleri arasında oturuyor ama cocuksuz yada yanında ailesi olan anneler gayet relaks ve rahat.. Bu hayat anneye verilmiş bir ceza mı ki? Anne her gittiği  evde tedirgin. Anne her gittiği evde bıcakları tezgahta geriye itiyor gözüne takılan her küçük parcayı parçalı esyayı yukarılara kaldırıyor camları pencereleri tekk tekk gezip kontrol ediyor malum evlat cama tırmanmaya bayılıyor.. Anne kendini köşeye sıkışmış hissettikçe ananeyi arayıp aglayıp dert yanıyor babaya anlatıp yakınıyor.. Ama ne tarafa saldırsa boş evlat basedilmesi çok güç bir çocuk.. Anne duş alamıyor yemek yiyemiyor uyuyamıyor hiçbir kimsenin evine misafirliğe gidemiyor çünkü resmen çocuk yönünden sınanıyor sanki.. Çocuk psikolojisi kitaplarını okumaya baslıyor, cocuga eğitim setleri alıyor dört bir taraftan arastırıyor bakıyor bakınıyor.. Ah bir dogru yol ah bir çare ahh bir yol gösterecek birisi.. Anne perişan baba çok yogun çocuk duraksızz..

29 Mayıs 2013 Çarşamba

DOGUŞ'a VEDA..

Gerçek anlamda bizim ilk okulumuz Özel Çamlıca Doğuş Anaokulu.. Kızımın tabiriyle "ana doğuş okulu".. İlk okul maceramız 16 aylık iken eski evimize yakın butik bir anaokulunda anneyle birlikte oyun grubu olarak başlamıştı. Doğuş Anaokulu ile 2012 nisan ayında tanıştık.. Daha dün gibi aklımda okul müdürümüz Dilek hanımla ilk görüşmemiz konuşmamız ve benim o an çaresizlikte geldiğim nokta. Tam 11 aydır Doğuşluyuz biz. Doğuşluyduk demem lazım belki de ama dilim varmıyor Doğuşluyuz diyorum. okulumuz bazı nedenlerden dolayı isim ve el değiştirdi 1 hafta öncesi itibari ile. her çocuğun hayatında elbette önemlidir ilk okulu, ilk okul deneyimi ama bizim için gerçekten bişr başka önemli. O kadar çok yol aldık ki birlikte ve o kadar çok şeylerin üstesinden geldik ki birlikte.. İlk öğretmenlerimiz Esra ve Özlem hanımla başladığımız yolculuğumuzu önümüzde ki ay Çiğdem ögretmenimizle noktalıyoruz Doğuş Anaokulu'da. Bugün 11 ay ve öncesine dönüp baktığımda ne kadar çok şeyleri aşmışız birlikte ve ne kadar aşama kaydetmişiz kızımın hayatında bizim hayatımızda.. Çok zor günlerim oldu cok çaresiz kaldığım zamanlar... Ne yapacağımı bilmediğim kendimi çok çaresiz hissettiğim zamanlar.. Bazı anlarım oldu evladımı gözümden bile sakındığım, öyle anlarım oldu kendi kendime konuşmaktan bile korktuğum kendıme bıle ıtıraf edemediğim.. konduramadığım kendımın bıle zor kabullendıgım.. Çaresizliğim korkularım tedirginliklerim.. hele hele söz konusu evlat olunca akan suların durduğu.. işte tam o zamanlarda siz benim yanımdaydınız, evladım sizinleydi ve beni bıkmadan usanmadan bir kez bile surat asmadan dinlediniz.. Ögretmenden önce bir anne bir abla bir arkadaş gibi yanımda oldunuz.. Çamlıca doğuş anaokulu ve biz bir aileydik ama yolun sonuna geldik.. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Okul müdüründen tutun sınıf öğretmenlerine okuldaki güvenlikten yüzme ve jimnastik hocalarımıza biricik teacher larımıza ( :) ) hatta servis şoförümüzden servis ablamıza havuzda ve okulda görevli abla ve abilerimize.. Diyorum ya bizim hayatımızda gerçekten bir dönüm noktası ve çok önemli Çamlıca Doğuş Anaokulu. Sarperimiz berkemiz sergenimiz drumuz gülşahımız bihterimiz berenimiz ecrin eylülümüz selinimiz lalemiz asyamız begümümüz ırmağımız adamız.. 4K kuzularım öğretmenlerimiz tüm doğuslu herkes.. hepimizn yolu ve şansı açık olsun..Rabbim hakkımızda en hayırlısını en güzelini nasip etsin bizlere.. Bir ömür boyu gülsün yüzümüz..

23 Mayıs 2013 Perşembe

2009 mart anneleri..


Bir grubumuz var 2009 mart anneleri.. Bir çogu ile tanisma fırsatım oldu bazilarinin ise sesini bile duymadim bir kismiyla sadece telefonda konustum. Öyle bir grup ki bizim grubumuzicinde annelik dostluk sevgi var.. derdimizi paylasip kuculttugumuz, sevinclerimizi paylasip buyuttugumuz bir dostlugumuz var. Birimizin acısı hepimizin acisi, birimizin çocuğu hepimizin cocugu.. Anlatsalar hayatta inanmazdim anlayamazdim hic tanimadigin yuzunu gormedigin hatta sesini bile duymadigim birinin acısına bu kadar nasil yanar yürek, sevinciyle nasil şenlenir hayat.. 
Zaman geliyor eşimden daha sevgi dolu , bazen ailemden bile daha fazla beni merak eden, acimi yüreğinde hisseden.. Gecenin dibinde, sabahin en köründe derdimi dinleyen.. Dostun en hası annelerin en güzeli.. Biz bir aileyiz her geçen ay büyüyen bir aile.. ;) 2009 mart anneleriyiZ iyiki variz.. Sizi seviyorum hemde çok :*


OKUL AŞKI..

Bu sabah yine erkenden başladık güne.. Gözlerime perde inmiş gibi bulanık sekilde bakınarak uyandım, sarıldım yastığıma ve vedalaşıp salona geçtik..Benim kel evlat caillou erkenden sabahın 7 sinde uyanmış ekrana çıkmış.. 40. baskı caıllou oğlanı izledik süt içtik sohbet ettik oyuncak seçtik okula götürmek için ama servis gelince vazgeçtik ben oyuncakları eve geri getirdim o ayrı mesele.. "Yavaş yavaş inelim anneeaa!" ısrarlarının ardından servis gelmeden 15 dakika öncesinden indik sokağa.. Kargaları koşturduk kedileri pisstttledik koştukk azcık kudurdukk :)
Ayol hep kuduruk değiliz ya biraz da oturduk tabi :) servis geldi kızım okula gitti bende sekerek eve çıktımmm :) Her zaman dediğim gibi "Okul tatil olmasın, analar aglamasınn"...

BAŞLANGIÇ..İŞTE GELDİM BURDAYIMM!

Yaklaşık 6 yıllık evliliğim ve 4 yılı aşkın anneliğim dolayısıyla blog hazırlama zamanım coktann geldi de geçti bile.. Üniversite mezunu bir ev annesiyim ben.. Evliliğimin 1. yılında 1 aylıktı kızım karnımda.. 2007 temmuz ayında evlendik kocacazımla ve iş gezisi olarak Bosna Hersek 'e gitti kocacazım. Bende valizimi hazırlayıp eşimin dayısının evine gittim gece kalmaya.  daha dün gibi hatırlıyorum ertesi gun iş görüşmem vardı. Nasılda yağmurlu bir gündü eşimin dayısı ki dayım diye bahsetmek istiyorum beni otobüse bindirdi Bursa'ya kayınvalidemlere gittim. O gece orda kalıp ertesi gün Çanakkale'ye doğru yola çıktım. Henüz çanakkaleye inmiştim ki annem aradı "deden rahatsız hastanedeyiz oraya gel " dedi. gittim safra yollarında tıkanma varmış İstanbula götürülmesi şart dedi doktor ve biz o gece dedemi istanbula getirdik.. O gece itibari ile 3 aylık bir maraton başladı benim için bizim için. ERCP denilen basit bir işlem için ayak basmadık hastane bırakmadım istanbulda.. çok dolaştım çok ağladım çok dua ettim tekrar sigaraya başladım.. Dedemin ilk 1,5 aylık hastane süreci esnasında eşimin bir dayısını kaybettık 40 gün sonra bir diğer dayısını.. her iki dayısının oglu da yakın arkadaşımdı.. gerek yengelerimizin gerek kuzenlerimizin hali gerekse dedmi kaybetme korkusu bende agır basmış olacakki eşimi kaybedebilme korkusu oluştu bende.. Ya ölse.. Ya onu kaybedersem.. Benden ona ondan bana kalabilecek en buyuk mıras, verilebilecek en büyük hediye olarak bir çocuğumuz olmalıydı ve ben hamile kaldım.. 9 ay sonunda 2009 yılı mart ayında kızımızı aldık kucağımıza.. Ecrin Eylül' ümüz hayatımıza geldi bir geldi tam gaz geldi ve iyi ki de geldi.. Herşeyimiz en kıymetlimiz bizim.. kocacazımı paylaştığım kumam benim. Büyüyünce kepçeci olacak pembe ferrarisinde bizi gezdiricek gerçi ben bagaja binicekmişim ama neyse :) Kuduruk neşem o benim. yorulmayan kudurukluga doymayan deli dolu çılgın yufka yürekli kocaman kalpli kızım.. muhtemelen bu bloğun konusu da kızım ve annelik olacaktır. Hayatta en iyi yapabildiğim meslek annelik, iyiki de yapmışım ne de iyi  yapmışım da dogurmusum dediğim şey kızım.. uzuuunn uzunn yazarım ben yazmaya doyamam.. sadece tecrübelerime dayanarak yazıcam herseyi yani yaşadıklarım olacak benım yazdıklarım.. umarım hersey istediğim şekilde olur..