30 Temmuz 2013 Salı

DEHB İle YAŞAMAK... 3. Bölüm (Sadece SAYGI olsa)

Tam karşımda uyuyosun su anda ve ben sana bakıyorum.. Upuzun saçların, uzun ince kolların bacakların ve altı kirli ayakların. Nasılda hızlı geçti zaman bir ay sonra 4,5 yasını bitiriyorsun. Evet büyüdün evet zaman çok hızlı geçiyor ama ne kadar hızlı? Nasıl hızlı ve ne kadar gözümü kapatıp açtım ben sen bu denli büyürken.. Çok açtım ama az kapattım daha doğrusu kapatabildim. Evet az uyuyan bir bebektin sen ve hala az uyuyan uyku sevmeyen bir çocuksun ama uyku değil mesele.. Şöyle bir geriye baktıgımda her anı dolu dolu her anı mücadele ve her anı emek dolu koskocaman 4 yıl görüyorum. Farklıydı gercekten bizim seninle hayatımız her asamamız. Her cocuk denilen genelleme içindeki gibi değil yani her çocuğun koştuğu gibi koşmadın sen yada her çocugun oynadığı gibi oynamadın hep bişeyler farklıydı hep bişeyler hızlıydı yada hep bişeyler upuzundu normalin aksine. Hep hızlı koştun hep farklı yaklaştın ve hep uzun yasadık olayların ilginç üzücü yanlarını. Taa hamilelikte başladı aslında bizim maceramız hikayemiz koşturmacamız. İlk gülerek çıktın karnımdan ve ilk çzerine örtülen battaniyene tekmeyle karşılık verdin sen. İlk evimizin içinde gece nöbetlerimizde başın dik durdun omzumda ve hep meraklı gözlerle baktın etrafa.. Çoookk istedim ben seni dünyaya getirmeyi ve daha karnımda bile yoktun sen ben senin hayalini kurmaya başladım.. Sigaram vardı benim elimde bıraktıgı kokuyu bile sevdiğim, sabah uyanır uyanmaz elimi uzattığım ilk şeydi benim sigaram.. Sabah ilk uyandığımda yaktığım tadına doyamadığım, zaman gelip 2-3 kişi cep harclıgımı birleştirip aldığım, sırf sigara kokuyorum diye yıllarca babama sarılmama engel olan ama tutkum olan sigaram.. Sonra pıt pıt diye yanıp sönen bir nokta gördüm ben bir su dolu baloncugun içinde.. Minicik kalbini gördüm ben senin. Ya benim yüzümden bu kalbe bişey olursa diye endişelenip tek seferde tek nefeste bıraktım sigarayı.. İçimde büyüdü büyüdü büyüdü kocaman oldu o minik noktacık ve bir gün geldi kucağıma. Dünyam oldu, tutkum oldu, hayatım oldu, parçam oldu en kıymetlim oldu.. Ben getcekten bir insanın burnunun direğinin sızlayabileceğinini seninle öğrendim. Evet deyim değilmiş evet mecaz değilmiş ve bir insanın burnunun direği gerçekten sızım sızım sızlarmış. Bir insan sokaktaki yavru köpeğe aglayabilir, elalemin ağzı burnu pislik içindeki çocugunu bagrına basıpta şapurr şupurr öpebilirmiş. Bir zamanlar gözü kapalı bindiği gondola ve uçan salıncaklara sırf evladının annesiz kalma ihtimalini düşünüp korkudan binemezmiş. Hamileyken her yediği kavun dilimi için ohhh şu anda içimdeki evlada vitamin gidiyo yaşasın diyerekten içinden sevinebilirmiş.. Geldin kızım hayatımıza. Evet geldin hoşgeldin hayatımıza ama bir geldin koşarak geldin ve hala durmadın koşuyosun:) dönerek tepinerek hareket halinde geldin. Çok değişikti bizim herşeyimiz duydugumun okudugumun bildiğimin ögrendiğimin aksine. Ben seninle farklı olmayı sürekli mücadele halinde olmayı sürekli uyanık olmayı öğrendim. Ben çok şaşırdım ben çok çalıştım ben çok okudum ben çok düşündüm ben çok araştırdım ben çok karşı durdum ben çok anlatmaya çabaladım ben çok ortamdan çatlayacak duruma geldim ben çok anlatmaktan vazgeçtim. Ben çok çabaladım çok sebep aradım ben çok anlatmaya farkı anlatmaya çalıştım. Sen her çocuk gibi değildin.. Ben hiç ananenin dediği gibi seneye kışa rahatlamadım yada sen hiç seneye yaza oturaklaşmadın. Sen hep farklıydın biz hep farklıydık ve bizim durumumuz gerçekten her çocuk gibi değildi. Biz diş çıkarınca rahatlamadık yada bizim iki yaş sendromu dönemimiz geçince sen durulmadın. Sen hiç düşünce vazgeçmedin yada elin yandığında sobaya birdaha yaklaşmaktan vazgeçmedin. Hayırr ilte her çocuk aynı değildi yani sen her çocuk gibi değildin. Nasıl mı geçti bu 4 yıl? Mücadeleyle geçti uyanık olmak zorunda olmakla okumakla çabayla pes etmemekle ayakta kosarak yılmadan dikilmekle sürekli dikkatli olmak zorunda olmakla dalgınlıga hakkım olmadan geçti. Şikayetçimiyim? Hayır! En başa dönsem aynısını yaparmıydım? Evet! Hemde hiç düşünmeden yapardım hem de fazlasıyla. Evet biz DEHB ile yaşıyoruz yaşıycaz. itiraf etmeliyim ki gerçekten çok çaresiz kaldıgım zamanlar oldu bööyyle afalladıgım ne yapmam gerektiğini bilmediğim saatlerce agladığım yanlızlıga isyan ettiğim 2 hafta banyo yapmadığım mşsafirliğe gittiğim evde hiç oturmadan ayakta başında beklediğim ikram edilen pastadan bir çatal, çaydan bir yudum alamadığım ve gerisi geriye oturmadan geri döndüğüm zamanlar.. Rüyalarımda tehlikelerle savastıgım, kabuslarımda senin pencerelerden sarktıgını gördüğüm aglayarak uyandığım geceler.. Herseyden heryerden mahrum kaldıgım cocuksuz rahatt sohbet muhabbet eden yiyip içen ortamda musmutlu muhabbetle takılan arkadaslarıma içten içe nefret duydugum "ehhh kızımm bikaç sene sonra senin cocugun oldugunda benimki büyüycek ben o zaman otururken sen ayakta olucaksın" diye içteeenn içee  kendimi kandırmaya çalıştıgım zamanlar.. Gamsızca oturup cayını içen komsuların çocuklarının yan odada normal şekilde oynamasına özendiğim komsulara bendenn beter olunn dıye içten içe öfkelendiğim zamanlar. Seni pusetine baglayıp saatlerce durmadan hiçç durmadan umarsızca tutarsızca sürekli yürüyüp kafa dinlemeye çalıştıgım zamanlar.. Annelik bumu yaa dediğim annelikten yorulduğumm ben anneliği hiç sevmediğim dediğim anlar oldu.. Ama beni en çok üzen şey anlatamamak anlaşılamamaktı. Bırakk çıksın balkona biz burdayız bakarızz, bırakk bırakk düşsün bak bidaha çıkıyomu, bırakk bırakk yansın eli bak bidaha elliyomuu bak bidaha yapıyomu bakk bşdaha bak bidaha... Evet kardeşimm evet arkadaşımm evet dostumm evet sırdaşımm ever komşumm evet öğretmenimm evet sıkaktaki teyzemm evet bakkal amca evett kanka evett evet kuzen evett aileden birileri evet çok bilmiş çocuksuz kişi evett kreş sahibi evett bekar insannn evett miletimm evet tekrar yapıyo bu çocuk, bu çocuk tekrar elliyo bu cocuk tekrar koşuyo evet bu cocuk tekrar yalıyo.. Bi susun ya tamam kardeşim anlamayın anlamaya calışmayın ama bir susun bir bekleyin bir dinleyin bir saygı duyun.. Koydugum kuralı tanıyın hayırımı evet yapmaya olanı küçük gücünüzle tersine döndürmeye çalışmayın sadece saygı göstein sadece saygı istiyorum.. Beni en çok bu yordu kızm eni en çok saygı görmemek anlattıgımın duymazdan gelşnmesi görmezden görülmesi yordu.. Bu gece şu anda eni yine en baştan doğurma şansım olsa ben yine en bastan aynı leyleri yapar hatta daha üsünü için çabalar ve seçme şansım olsa yine seni doğururdum.. İyiki sen varsın iyiki bizim kızımız sensin iyiki olduğun gibisin..

11 Temmuz 2013 Perşembe

DEHB ile YASAMAK.. 2. Bölüm

Anne karnından itibaren hareketli bir çocuktu kızım. Hamileliğimde canım yanıyorr diyerekten agladığımı hatırlıyorum.. Daha önceki  yazımda da bahsettiğim gibi odaya ilk geldiği anda hemşirenin ilk cümlesini hiç unutmuyorum; "çok  aktif bir bebek".... Dogumdan çıkmış olmanın verdiği yorgunluk ve agrılar eşliğinde annemin tekrar tekrar söylediği cümle; "herkesin bebeginin üzeri örtülü bizimkinin açık, hemşire örtüyor bizimki açıyor. En sonunda hemşire vazgeçti üzerini örtmedi üşüycek diye çok korktum..". Hastane macerası sonra eve geldik tüm gece ayaktayız kızım kucagımda evde dolaşıyoruz kafası dimdik etrafa bakınıyor.. Beşiğinde uyuyan kızçeme bir bakayım diyorum yanına gidiyorum o da nee kızımın altı çıplak.. Bizim hanım tekmelenip tepinip pijamasını cıkar mış :) yatak odasında yatagın başucuna bıraktıgım kızımı döndüğümde yatagın ayak ucunda köşede buluyorum.. Günler birbirini kovalıyor kızım 2,5 aylıkken ilk yüzüstü dönüşünü yapıp etrafa bakınıyor.. Ekstra hareketli bıraktıgın yerde durmayan bir bebek. Hareketlerini engelleyemiyoruz bari güvenli sekilde dönmeyi öğretelim dedik. Babası kanepeden nasıl inmesi gerektiğini ögretmeye basladıgında 4 aylık falandı kızım. 2 kanepe tv sehpası ve sandalyeler yardımıyla küçük bir oyun alanı olusturduk kızıma. Yumusacık minderlerle kapladım tabanını cunku ayaga kalktıgında birden dimdik arkaya bırakıyordu kendini. Sonraları oyun alanı genişledi sandalyelerle kapıya barikat kurduk :) Prizlere kapak, sivri köşelere silikon koruyucu, dolaplara kilit alındı. Kablolar ortadan kaldırıldı banyo tuvalet çalışma odası kapıları kilitlendi. 10 aylık kızımızın desteksiz pencerelere tırmanmasına sahit olunmasının ardından pencerelere kilit takıldı.. Cekmeceler acılmaya baslanınca bıcak ve catallar tezgah uzerı yuksek dolap içine kaldırıldı tezgah üzerine evladın çıkabildiği görülünce bıçaklar en üst dolap rafına yükseltildi. Cocuk elini sokmasın sivri birseyle prizi dürtmesin diye takılan priz kapakları bile rahatlatmadı bizim içimizi. Kızım elini sokmak şöyle dursun direkt yalamak amaclı yaklaştı prizlere. Kızım 15 aylık oldugunda artık basedemez olmustum hiçbirseyle.. Kesinlikle oturamıyorum uyuyamıyorum bir dakika bile dalgın takılamıyorum. Surekli pür dikkat takipte olmam gerek. Tabiki kreş arayısı içine girdim. Babamız çok yogun çalışıyor ve görüştüğümüz hiç kimsemiz olmadıgından kızımın sosyalleşmeye ihtiyacı oldugunu düşünüp kreş arastırmasına girdim ve bir tanesini telefonla aradım. Yaklaşık yarım saat konustuk kres sahıbıyle. Az cok bahsettım kızımdan hareketınden davranıslarından.. Eylulde gorusmek uzere anlaştık. Haftada 3 gun 2 şer saat oyun grubuyla tam 18 aylıkken eğitim hayatımıza ilk adımı attık. Tüm cocuklar masada benim kızım kıyıda baska bir köşede.. Tüm cocuklar çemberde benim kızım top havuzunda.. Dikkat süresinin maksimum 1,5 dakika olması gerekiyor ama benim kızım 5 saniye oturmuyor. Her konuda o kadar çok acelesi var ki konusurken dinlemeye yada yüzüme bakmaya bile zamanı tahammülü yok.. Masa basında asla oturmuyor ama tüm hareketli oyunlara katılıyor. Evde dısarıda misafirlikte.. 10 saniye yanlız bırakamıyorum hemen ya cama tırmanıyor ya küçük parca bulup agzına atıyor ya merdivenlere kosuyor. Misafirliğe gidiyoruz herkes çayını yudumlayıp sohbet ediyor ben cocugun peşinde. Her kafadan bir ses "amann bırak cocugu gezsin gel otur, bırak bırakk ellesin çayı yansın eli bidaha ellemez, tutmaa tutmaa bırak düşsünn bidaha çıkmaz oraya..." İşte problem orda zaten aynı şeyleri tekrar yapıyor. Elinin yanması tekrar dokunmasına, başını carpması tekrar masaya cıkmasına engel değil ki.. Cocuk ne olursa olsun aynı haeketleri tekrarlıyor.. Bakıyorum milletin çocugu da kuduruyor ama bir noktada duruyor bizde bir duraklama yok.. Sürekli kosuyoruz ama merdivene yola kapıya sivri köşelere.. 2 yasına geldik hala dogdugundan beri gündüz hiç uyumuyor.. Bedenen değil zihin olarak yoruluyorum. Sürekli birsey olucak kendine zarar vericek yetemiycem yetişemiycem tutamıycam korkusu.. Hiç unutmuyorum 2 yasını bitirdiği yaz kuzenimin evindeydik ev 3. Kat. Kuzenıim arabanın anahtarlarını almak için eve gelmişti. Çıkarken evin kapısını açık bırakmış ki onun oglu 3 yasındaydı ama inanılmaz temkinli bir cocuk asla merdivene yaklaşmaz. Bir ara kızım ordana kayboldu ama saniyelik ve ben kapıdan baktıgımda kızımı merdivende dikilmiş merdiven boşluguna eğilmiş asagı bakarken gördüm. Arkasından yavasca gidip yakaladım. Ama o anın tarifi yok anlatılmaz. Bir kaç saat sonra annemin evine geldim. Ağlayarak babama; "cok korkuyorum bu çocuga birsey olucak diye, yetemiyorum bakamıyorum basaramıyorum baba çok korkuyorum çaresizim " dedim. Babam: "olurmu allah onları koruyor onlar allaha emanet korkma " dedi. Evet tüm çocuklar melek ve allaha emanet biliyorum ama.. Ama nasıl yapıcam nasıl bakıcam nasıl koruycam nasıl yeticem nasıl kazasız saglam yetiştiricem.. Nasıl başarıcam nasıl bu kadar güçlü olucam.. Evet olucam ama nasıl?...

24 Haziran 2013 Pazartesi

DEHB ile YASAMAK.. 1. Bölüm

Hala dūn gıbı hatırlıyorum ilk hastaneye gidip kızımı ultrasonda gördüğüm anı.. Minicik bir baloncuk ve içinde yanıp sönen bir noktacık.. Kalbiymiş o yanıp sönen noktacık ve ilk kalp olusurmus anne karnındayken. Doktorun yanından çıkınca annemi aradım hemen; "nokta kadarcık yanıp sönen bişey gördük kalbiymiş "dedim. "Kalbini yerim onun kalbide mi varmış " dediğinde annem işte ilk o zaman gözlerim doldu.. Sonraları biraz daha büyüdü karnımdakı baloncuk ve baloncugun içinde kendini bir yerden bir yere atan bir fasulyecik vardı.. Günler haftalar birbirini kovaladı ve ben o fasulyeciğin hareketlerini hıçkırıklarını hissetmeye başladım. Ama ne hareket.. Aylar birbirini kovalarken benim fasulyenin canımı yakıpta beni ağlattıgını bilirim.. Yine cok iyi hatırlıyorum bir cuma günü nasıl da yagmur yagıyordu ki taksiyle hastanenin önüne geldiğimizi bile farketmedim.. Doktorumun bugün alalım odaya çıkın dediği an ve ilk doğduğu an.. Doğum sonrası odama kızımı ilk defa getiren hemşirenin "çookk aktif bir bebek" cümlesi halen kulaklarımda.. Yani bizim hikayemiz aslında hamilelikte basladı. Yeni dogan kızım  surekli hareket halindeydi. Bacaklarıyla tepinip pijamasını çoraplarını cıkartabiliyor, dönebiliyor, bir şekilde hareket edip yer dğiştirebiliyordu. Alt değişimi, emzirme uyku zamanı tam bir aksiyondu bizim için. Sürekli dönen kızıma 4 aylık iken kanepeden güvenli nasıl inebileceğini öğretmeye başlamıştık. Onceleri 1 minder üzerindeki yerimiz sonra ev esyalarından olusan kapalı bir kare yumusak oyun alanına sonraları kapısına sandalye yastık ve binbir ceşit eşya kullanılıp yapılan bir alana dönüştü. Doğdugundan beri başı hep havada dimdik sürekli bir merak ve arastırma peşindeydi kızım. Uyaranlara karsı o kadar acıktı ki. En ufak bşr ses renk yada düzen degişikliği hemen etkiliyordu kızımı. Ben kendimi çaresiz hissettikçe annem "seneye yazın rahatlarsın, kış bitince rahatsın, yaşına girsin rahatsın vb" sözleri sadece lafta kaldı. Hayır kolaylaşmadı tam aksine daha da zorlaştı hersey. Kızım her gün daha çok hareketlenip daha yukarılara tırmanmaya daha fazla şeyi kemirmeye agzına atmaya daha hızlı kosmaya bizden daha cabuk uzaklaşmaya ve en vahimi de pusetinin kemerini çözmeyi ögrendi.. Hep diyorum rabbim çaresiz dertler vermesin. O kadar cok çaresiz kaldığım kendimi köşeye sıkışmış hissettiğim zamanlar oldu ki.. Sürekli kosturan gözü kapalı düşünmeden koşturan hiç yerinde durmayan oturmayan tırmanan herseyi agzına sokan, 7/24 tehlike peşinde bir cocuk ve ben. O kadar zor zamanlar geçirdim ki tek başıma ve kapıda tek ayagımın üzerinde dikilip bir elimle kapıyı kilitlemeye calışırken havadaki ayagımın pusetin devrilmesini engelleyemediği anlar ve allahımm bari şu puseti tutacak birisi olabilseydi yanımda deyip o kapıda oturup agladıgım anlar.. Sürekli bir haeketlilik tehlike.. 2 dakika gözünüzü ayıramadıgınız bir cocuk.. Prizleri ellemek şöyle dursun direkt alayan bir cocuk.. Sürekli  pencerede camları acmaya calısan bır cocuk.. Asla bıraktıgınız yerde durmayan sürekli sadece zararlı tehlikeli seylerle ugrasan bir cocuk.. Yıllar geçti hareket daha da artarken uyku daha da azalmaya başladı.. 17 Aylıktı kızım anneli oyun grubuna basladık. Haftada 2 gün 2 şer saat. Sırf enerjisini atsın sosyalleşsin diye. Orda da cok hareketli ki coğu zaman oyun grubu sonrası daha da hareketli.. Catallar bıçaklar mutfak dolabının en üst rafına koyuldu çünkü evlat mutfak tezgahına da desteksiz cıkmayı ögrendi. Ev kapısı bir cok yerden kilitleniyor çünkü evlat kapı acmayı ögrendi. Banyo kapısı  kilitlendi çünkü evlat lavaboya tutunup sarkınmaya çöpü kurcalamaya başladı. Mobilya köşelerine takılan koruyucular dolap kilitleri kaldırıldi cunku evlat onları koparıp agzına atmaya basladı, pantolon mont ceplerinde bozuk para bıakılmıyor çünkü yere düşerse evladın ilk işi tadına bakmak. Annenin evde dinlenmesi oturması imkansız. Anne evladı pusete sıkı sıkı baglayıp tutasızca alışveriş merkezinde dolaşıyor arada bez değişimi ve mama için mola verip yola devam ediyor.. Dinlenmek ancak bu şekilde mümkün.. Anne evine misafirliğe gidilen özellikle de cocuksuz bayanlara sebebini bilmediği bir kızgınlık duyuyor çünkü o çay içemiyor oturamıyor sohbet edemiyor.. Cocuk ya pencerede ya da yemek masası üzerinde çiçekleri arasında oturuyor ama cocuksuz yada yanında ailesi olan anneler gayet relaks ve rahat.. Bu hayat anneye verilmiş bir ceza mı ki? Anne her gittiği  evde tedirgin. Anne her gittiği evde bıcakları tezgahta geriye itiyor gözüne takılan her küçük parcayı parçalı esyayı yukarılara kaldırıyor camları pencereleri tekk tekk gezip kontrol ediyor malum evlat cama tırmanmaya bayılıyor.. Anne kendini köşeye sıkışmış hissettikçe ananeyi arayıp aglayıp dert yanıyor babaya anlatıp yakınıyor.. Ama ne tarafa saldırsa boş evlat basedilmesi çok güç bir çocuk.. Anne duş alamıyor yemek yiyemiyor uyuyamıyor hiçbir kimsenin evine misafirliğe gidemiyor çünkü resmen çocuk yönünden sınanıyor sanki.. Çocuk psikolojisi kitaplarını okumaya baslıyor, cocuga eğitim setleri alıyor dört bir taraftan arastırıyor bakıyor bakınıyor.. Ah bir dogru yol ah bir çare ahh bir yol gösterecek birisi.. Anne perişan baba çok yogun çocuk duraksızz..

29 Mayıs 2013 Çarşamba

DOGUŞ'a VEDA..

Gerçek anlamda bizim ilk okulumuz Özel Çamlıca Doğuş Anaokulu.. Kızımın tabiriyle "ana doğuş okulu".. İlk okul maceramız 16 aylık iken eski evimize yakın butik bir anaokulunda anneyle birlikte oyun grubu olarak başlamıştı. Doğuş Anaokulu ile 2012 nisan ayında tanıştık.. Daha dün gibi aklımda okul müdürümüz Dilek hanımla ilk görüşmemiz konuşmamız ve benim o an çaresizlikte geldiğim nokta. Tam 11 aydır Doğuşluyuz biz. Doğuşluyduk demem lazım belki de ama dilim varmıyor Doğuşluyuz diyorum. okulumuz bazı nedenlerden dolayı isim ve el değiştirdi 1 hafta öncesi itibari ile. her çocuğun hayatında elbette önemlidir ilk okulu, ilk okul deneyimi ama bizim için gerçekten bişr başka önemli. O kadar çok yol aldık ki birlikte ve o kadar çok şeylerin üstesinden geldik ki birlikte.. İlk öğretmenlerimiz Esra ve Özlem hanımla başladığımız yolculuğumuzu önümüzde ki ay Çiğdem ögretmenimizle noktalıyoruz Doğuş Anaokulu'da. Bugün 11 ay ve öncesine dönüp baktığımda ne kadar çok şeyleri aşmışız birlikte ve ne kadar aşama kaydetmişiz kızımın hayatında bizim hayatımızda.. Çok zor günlerim oldu cok çaresiz kaldığım zamanlar... Ne yapacağımı bilmediğim kendimi çok çaresiz hissettiğim zamanlar.. Bazı anlarım oldu evladımı gözümden bile sakındığım, öyle anlarım oldu kendi kendime konuşmaktan bile korktuğum kendıme bıle ıtıraf edemediğim.. konduramadığım kendımın bıle zor kabullendıgım.. Çaresizliğim korkularım tedirginliklerim.. hele hele söz konusu evlat olunca akan suların durduğu.. işte tam o zamanlarda siz benim yanımdaydınız, evladım sizinleydi ve beni bıkmadan usanmadan bir kez bile surat asmadan dinlediniz.. Ögretmenden önce bir anne bir abla bir arkadaş gibi yanımda oldunuz.. Çamlıca doğuş anaokulu ve biz bir aileydik ama yolun sonuna geldik.. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Okul müdüründen tutun sınıf öğretmenlerine okuldaki güvenlikten yüzme ve jimnastik hocalarımıza biricik teacher larımıza ( :) ) hatta servis şoförümüzden servis ablamıza havuzda ve okulda görevli abla ve abilerimize.. Diyorum ya bizim hayatımızda gerçekten bir dönüm noktası ve çok önemli Çamlıca Doğuş Anaokulu. Sarperimiz berkemiz sergenimiz drumuz gülşahımız bihterimiz berenimiz ecrin eylülümüz selinimiz lalemiz asyamız begümümüz ırmağımız adamız.. 4K kuzularım öğretmenlerimiz tüm doğuslu herkes.. hepimizn yolu ve şansı açık olsun..Rabbim hakkımızda en hayırlısını en güzelini nasip etsin bizlere.. Bir ömür boyu gülsün yüzümüz..

23 Mayıs 2013 Perşembe

2009 mart anneleri..


Bir grubumuz var 2009 mart anneleri.. Bir çogu ile tanisma fırsatım oldu bazilarinin ise sesini bile duymadim bir kismiyla sadece telefonda konustum. Öyle bir grup ki bizim grubumuzicinde annelik dostluk sevgi var.. derdimizi paylasip kuculttugumuz, sevinclerimizi paylasip buyuttugumuz bir dostlugumuz var. Birimizin acısı hepimizin acisi, birimizin çocuğu hepimizin cocugu.. Anlatsalar hayatta inanmazdim anlayamazdim hic tanimadigin yuzunu gormedigin hatta sesini bile duymadigim birinin acısına bu kadar nasil yanar yürek, sevinciyle nasil şenlenir hayat.. 
Zaman geliyor eşimden daha sevgi dolu , bazen ailemden bile daha fazla beni merak eden, acimi yüreğinde hisseden.. Gecenin dibinde, sabahin en köründe derdimi dinleyen.. Dostun en hası annelerin en güzeli.. Biz bir aileyiz her geçen ay büyüyen bir aile.. ;) 2009 mart anneleriyiZ iyiki variz.. Sizi seviyorum hemde çok :*


OKUL AŞKI..

Bu sabah yine erkenden başladık güne.. Gözlerime perde inmiş gibi bulanık sekilde bakınarak uyandım, sarıldım yastığıma ve vedalaşıp salona geçtik..Benim kel evlat caillou erkenden sabahın 7 sinde uyanmış ekrana çıkmış.. 40. baskı caıllou oğlanı izledik süt içtik sohbet ettik oyuncak seçtik okula götürmek için ama servis gelince vazgeçtik ben oyuncakları eve geri getirdim o ayrı mesele.. "Yavaş yavaş inelim anneeaa!" ısrarlarının ardından servis gelmeden 15 dakika öncesinden indik sokağa.. Kargaları koşturduk kedileri pisstttledik koştukk azcık kudurdukk :)
Ayol hep kuduruk değiliz ya biraz da oturduk tabi :) servis geldi kızım okula gitti bende sekerek eve çıktımmm :) Her zaman dediğim gibi "Okul tatil olmasın, analar aglamasınn"...

BAŞLANGIÇ..İŞTE GELDİM BURDAYIMM!

Yaklaşık 6 yıllık evliliğim ve 4 yılı aşkın anneliğim dolayısıyla blog hazırlama zamanım coktann geldi de geçti bile.. Üniversite mezunu bir ev annesiyim ben.. Evliliğimin 1. yılında 1 aylıktı kızım karnımda.. 2007 temmuz ayında evlendik kocacazımla ve iş gezisi olarak Bosna Hersek 'e gitti kocacazım. Bende valizimi hazırlayıp eşimin dayısının evine gittim gece kalmaya.  daha dün gibi hatırlıyorum ertesi gun iş görüşmem vardı. Nasılda yağmurlu bir gündü eşimin dayısı ki dayım diye bahsetmek istiyorum beni otobüse bindirdi Bursa'ya kayınvalidemlere gittim. O gece orda kalıp ertesi gün Çanakkale'ye doğru yola çıktım. Henüz çanakkaleye inmiştim ki annem aradı "deden rahatsız hastanedeyiz oraya gel " dedi. gittim safra yollarında tıkanma varmış İstanbula götürülmesi şart dedi doktor ve biz o gece dedemi istanbula getirdik.. O gece itibari ile 3 aylık bir maraton başladı benim için bizim için. ERCP denilen basit bir işlem için ayak basmadık hastane bırakmadım istanbulda.. çok dolaştım çok ağladım çok dua ettim tekrar sigaraya başladım.. Dedemin ilk 1,5 aylık hastane süreci esnasında eşimin bir dayısını kaybettık 40 gün sonra bir diğer dayısını.. her iki dayısının oglu da yakın arkadaşımdı.. gerek yengelerimizin gerek kuzenlerimizin hali gerekse dedmi kaybetme korkusu bende agır basmış olacakki eşimi kaybedebilme korkusu oluştu bende.. Ya ölse.. Ya onu kaybedersem.. Benden ona ondan bana kalabilecek en buyuk mıras, verilebilecek en büyük hediye olarak bir çocuğumuz olmalıydı ve ben hamile kaldım.. 9 ay sonunda 2009 yılı mart ayında kızımızı aldık kucağımıza.. Ecrin Eylül' ümüz hayatımıza geldi bir geldi tam gaz geldi ve iyi ki de geldi.. Herşeyimiz en kıymetlimiz bizim.. kocacazımı paylaştığım kumam benim. Büyüyünce kepçeci olacak pembe ferrarisinde bizi gezdiricek gerçi ben bagaja binicekmişim ama neyse :) Kuduruk neşem o benim. yorulmayan kudurukluga doymayan deli dolu çılgın yufka yürekli kocaman kalpli kızım.. muhtemelen bu bloğun konusu da kızım ve annelik olacaktır. Hayatta en iyi yapabildiğim meslek annelik, iyiki de yapmışım ne de iyi  yapmışım da dogurmusum dediğim şey kızım.. uzuuunn uzunn yazarım ben yazmaya doyamam.. sadece tecrübelerime dayanarak yazıcam herseyi yani yaşadıklarım olacak benım yazdıklarım.. umarım hersey istediğim şekilde olur..